Monoklonal antikor’ terimini salgında ilk kez eski ABD Başkanı Donald Trump’ın tedavisinde kullanıldığında duymuştuk. Ardından Almanya da Covid-19 aşısı teminindeki eksikliği monoklonal antikorlara dayalı bir ilaçla telafi edeceğini açıklayınca merak iyice arttı. 

  • Antikor tedavisini kimler yaptırabilir?
  • Bu tedavinin olası yan etkileri nelerdir?
  • 'Salgında umut veren tedavi' diyebilir miyiz?
  • Yeterli aşı olsa bile monoklonal antikorlara ihtiyaç duyulur mu?
  • Ülkemizde bununla ilgili bir çalışma var mı?

Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Gökhan Aygün aşı ile benzer etki yapabildiği düşünülen monoklonal antikorlar hakkında merak edilenleri yanıtladı.

Monoklonal antikorlarla ilgili 10 SORU 10 YANIT | Covid-19'a karşı yeni umut mu?

1) Monoklonal antikor nedir ve vücutta ne işe yarar?

Vücuda girdiğinde bağışıklık sistemi tarafından antikor üretimine yol açan yabancı moleküllere antijen denir. 'Monoklonal antikor' da bir antijen yapısına özel olarak üretilmiş antikorlara verilen isimdir. Normal koşullarda bir mikroorganizma ile karşılaşıldığında bu organizmanın birçok antijenik yapısına göre antikorlar üretilir. İmmun plazma adı ile kullanılan bu antikorlar Covid-19 için bu hastalığı geçiren insanların plazması alınarak elde edilmekte ve uygulanmakta idi. Çok sayıda ve çeşitli antikorları vermek, birçok bilinmeyen ve istenmeyen riski barındırıyor olsa da tedavide kullanıldı. Bu tedavi halen seçilmiş hastalarda ve erken dönemde kullanılabiliyor. Monoklonal antikorlar ise virüsün hücrelere tutunmayı sağlayan bölgesindeki (S-proteini) antijenlere karşı, laboratuvar şartlarında kurgulanan hücreler yoluyla saf olarak elde edilen antikor yapılarıdır. Monoklonal antikorlar, hedeflenen bölgeye tutunarak bu bölgenin etkinliğini engellemeyi sağlar. Covid-19 için S-proteinine bağlanan bu antikorlar hedef hücrelere tutunmayı, hücreye girişi ve böylece enfeksiyon oluşması ya da ilerlemesini engeller.

2) Antikor tedavisini kimler yaptırabilir, kimler yaptıramaz?

Bu tedavi, hastalığın erken döneminde pozitif PCR sonucundan sonra en kısa zamanda (hastalık bulgularının ilk 10 gününde) hafif-orta klinik bulguları olan, hastaneye yatırılması gerekmeyen, oksijen tedavisi ihtiyacı olmayan hastalarda hastalık sürecini hafifletmek amacıyla kullanıldığında etkili bulundu. Hastaneye yatması gereken hastalarda ya da ileri dönemlerde etkinliği gösterilmediğinden hatta bu aşamada hastalarda klinik süreci kötüleştirme olasılığından dolayı kullanılması önerilmiyor. Sadece seçilmiş hastalarda, erken dönemde ve ağır bir klinik riski olmayan kişilerde kullanım önerisi bulunuyor.  

3) Hamileler veya emziren anneler antikor tedavisi yaptırabilir mi?

Emziren anneler ve gebeler için kesin bir öneri şimdilik yok. Bu ilaçlarla ilgili riskli gruplar üzerinde yeterli veri bulunmamaktadır. İlaç kullanım önerilerinde olası yarar ve risk değerlendirmesi sonucu karar verilmesi önerilmektedir.

4) Bu tedavinin olası yan etkileri nelerdir?

Hastaneye yatırılması gerekecek kadar ağır, oksijen tedavisi ihtiyacı olan hastalarda klinik tabloyu daha ağırlaştırması bir olası yan etki olarak düşünülebilir. Bu yüzden bu tür hastalarda kullanılmaması önerilir. Covid-19’un ilerleyen dönemlerinde bağışıklık sistemin aşırı çalışması sorunların ana kaynağı olabildiği için bu tedaviler olumsuz etki yapabilir. Ayrıca damar içine verilen tüm ilaçlarda olduğu gibi bulantı-kusma gibi yan etkiler düşük oranlarda bildirilmiştir. Alerjik reaksiyon tüm tedaviler için olası bir yan etkidir. Eldeki çalışmalarda bu tür bir olay bildirilmemiştir.

5) Monoklonal antikorları için 'salgında umut veren tedavi' diyebilir miyiz?

Monoklonal antikorların erken dönemde ağır hastalık seyri beklenen hastalar için olası bir tedavi seçeneği olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. Ayrıca Covid-19 teması sonrası koruyucu olarak kullanılabileceği konusunda öngörüler olsa da bu konuda bir veri bulunmamaktadır. Günümüzde seçilmiş hasta grupları için tedavi seçeneklerinden biri olarak düşünülebilir.

Monoklonal antikorlar “salgında umut verebilecek bir seçenek” olarak düşünülebilir ancak etkinliği yeni veriler ile daha güçlü bir şekilde kanıtlansa bile üretiminin zor olması, yüksek miktarlarla üretilememesi ve yüksek maliyetli ilaçlar olması pandemi sürecinde tüm dünyada yaygın kullanım olasılığını kısıtlamaktadır.

6) Daha önce hangi hastalıkların tedavisinde kullanıldı?

Monoklonal antikorlar daha önce HIV, influenza, RSV, MERS-CoV, Ebola ve Zika virüs tedavilerinde denenmiştir. Bugün sadece RSV (Respirator Sinsisyal Virüs- çocuklarda pnömoni etkeni) için uzun zamandır sadece belirli olgularda kullanımda olan bir ilaç bulunmaktadır. Ayrıca son yıllarda FDA, Ebola virüs için tedavide etkinliği gösterilen bu tür bir ilacı onaylamıştır.  Birçok kanserde, hematolojik hastalıklarda ve bağışıklık sistem baskılanmasında çok sayıda monoklonal antikor başarıyla kullanılmakta ve yeni tedavi seçenekleri olarak geliştirilmektedir.

7) Yeterli aşı olsa bile monoklonal antikorlara ihtiyaç duyulur mu?

Aşı, koruyucu etkinliği ile salgının yavaşlamasını ve zamanla sonlandırılmasını sağlayacak en umut verici seçenektir. Fakat bu dönemde hastalık devam edecek ve bu tedaviden fayda görebilecek hastalar da olabilecektir. Etkili tedavi seçeneklerine (bu yönüyle monoklonal antikorlara da) hala ihtiyacımız olacağı bir gerçektir.

8) Antikor tedavisi görenlerin yine de Covid-19 aşısı yaptırması gerekir mi?

Antikor tedavisi Covid-19 hastalığı olan insanlara uygulanmaktadır. Genelde Covid-19 geçirildikten sonra koruyucu yanıtın ne kadar süreceği bilinmediği için hastalığı geçiren kişilerin de aşılanması önerilmektedir. Aşılanma için önerilen süre Covid-19 sonrasında ne kadar olmalı sorusu kesin bilinmese de eldeki verilerle üç ay sonra yapılabileceği düşünülmektedir. Uygulanan antikorların yarı ömrü bu süreden daha kısa olabildiği için bu süre sonunda antikor tedavisi alınsa bile aşı yapılabileceği düşünülmektedir.

9) FDA onayladı. Peki ülkemizde bununla ilgili bir çalışma var mı ya da olacak mı?

Yakın zamanda uygulamaya ve klinik değerlendirmeye girebilecek bir ürün bilinmiyor. Ülkemizde bu tür çalışmalar yapılabilecek altyapı ve insan gücü ise mevcut.

10) Monoklonal antikorlarlar varyant virüslere karşı koruma sağlıyor mu?

Virüsler, özellikle de koronavirüsler gibi RNA virüslerinin çoğalması ve yayılması sırasında genomlarında mutasyonlar gelişir. Mutasyonların çoğunun anlamlı bir etkisi olmamakla birlikte, bazı mutasyonlar bulaştırıcılığın artması gibi virüse ait özellikleri değiştirebilir. SARS-CoV-2 virüsünde mutasyonlar uzun dönemdir oluşmaktaydı. Fakat son dönemde ortaya çıkan ve dünyada yayılmakta olan bazı virüslerde özellikle S-proteini gen bölgesinde saptanan mutasyonlar ve bunların oluşturduğu aminoasit değişiklikleri virüsün hücreye giriş yeteneği ve bulaşıcılığını artırmaktadır. Bu mutant virüslerin yayılması sonucu küresel bir tehdit oluşabileceği düşünülmektedir. Şu ana kadar üç mutant virüsün (B.1.1.7-İngiltere, B.1.351-Güney Afrika, P.1-Brezilya) yayılımından kaygı duyulmaktadır.

Bu virüslerde temel değişiklik monoklonal antikorların bağlandığı S-proteini bölgesinde gözlenmektedir. Bu nedenle bu virüslere karşı monoklonal antikorların etkisinde bir azalma olabileceği ve bu tedavinin etkisinin azalabileceği hatta ortadan kalkabileceği düşünülmektedir. Yapılan ön çalışmalar mutant virüsler karşısında bazı monoklonal antikor ilaçların tamamen etkisiz kalabileceğini göstermektedir.