TBMM Başkanlığı’na sunduğu kanun teklifiyle, zorunlu aşıların yapılmasını engelleyen ebeveynlere 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilmesini talep eden MHP Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan, ‘aşı reddi’ konusunda konuştu.

“Aşı bilinen en koruyucu yöntemdir”

Aycan, “Çocukluk döneminde yapılan aşılar, ulusal bağışıklama programı kapsamında devletimizin Sağlık Bakanlığı’nın rutin ve zorunlu yaptığı aşılardır. 13 hastalığa karşı aşı programı yürütüyoruz. Aşı bilinen en koruyucu yöntemdir. Yani bir aşı yaptırdığınızda bazen ömür boyu, bazı hastalıklarda da yıllarca hastalığa karşı vücudu dirençli hale getirirsiniz.” dedi.

Top artık Meclis’te! ‘Aşı reddi’ endişe verici duruma ulaştı

“Aşı yaptırmayan aile sayısı gittikçe artıyor”

Bir çok hastalığa karşı ucuz ve en etkin yönetimin çocuklara aşı yapılması olduğunu belirten Aycan, şöyle konuştu:

“Bazı aileler çocuklarına aşı yaptırmak istemiyorlar. Bu sayı gittikçe de artıyor. Bu endişe verici bir durumdur. Yani çocuğunuzu böyle bir ortamda hastalıklara açık hale getiriyorsunuz. Aynı zamanda başka insanları da tehdit eder bir duruma getiriyorsunuz. Aşı yaptırmamak, bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmemek sadece sizin çocuğunuzun sorunu değil, toplumun sorunudur. Bu yüzden aşı yaptırmamayı doğru bulmuyorum.”

“Her aşı Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlıdır”

Aşılarla ilgili kamuoyunda yanlış bilgilerin dolaştığına dikkat çeken Aycan,sözlerini şöyle tamamladı:

“Şu var ki aşılarla ilgili yanlış bilgiler dolaşıyor, endişeler var herhalde toplumda. Şuna emin olmaları lazım, güvenmeleri lazım: Türkiye’de kullanılan her aşı, çocuklara yapılan her aşı Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlıdır, Sağlık Bakanlığı’nın güvencesindedir. Eğer aşılarla ilgili somut bir endişesi varsa bunun muhatabı Sağlık Bakanlığı’dır. Sağlık Bakanlığı’na bunu sorması lazım. Ruhsatsız olarak Sağlık Bakanlığı hiçbir aşıyı almaz. Aşıyı kendisi yaptığı için de aşıyla ilgili bir güven sorunu varsa burada da muhatap Sağlık Bakanlığı’dır. Milyonlarca çocuğa aynı aşıyı yapıyor. Onun için herhangi bir bireye, çocuğa yönelik bir kast olması mümkün değildir. Bunu sağlıklı ve doğru bir düşünce olarak görmüyorum. Bu hem kendi çocuklarını hem başka çocukları tehlike altına sokan yanlış bir davranış diye düşünüyorum.”