Adana Baro Başkanı Av. Veli Küçük, Adana Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Ali İhsan Ökten, Yönetim Kurulu Üyemiz Av. Nevzat Elçi, TBB Delegemiz ve Adana Barosu Çevre ve Kentleşme Komisyonu Üyemiz Av. İsmail Hakkı Atal, komisyon üyelerimiz Av. Gizem Sahip, stajyer avukat Erkan Karavelioğlu ile birlikte; Çanakkale’nin Kirazlı-Balaban bölgesinde altın madeni için 195 bin ağacın kesilmesi üzerine Adana Cumhuriyet Savcılığına 2019/3-4986 muhabere No ile Çanakkele Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere suç duyurusunda bulundu.

Baro Başkanı Av. Veli Küçük, Kanadalı altın şirketi Alamos Gold’un yerli taşeronu Doğu Biga Madencilik tarafından ÇED raporunda geçen miktarın dört katı ağaç kesilmesiyle ilgili yapılan suç duyurusunun ardından görüş ve düşüncelerini paylaştı. ÇED raporuna aykırı olarak 195 bin ağacın kesilerek yapılmak istenen altın madeni projesinin ve siyanürlü maden arama çalışmalarının bir an evvel sonlandırılması gerektiğini belirtti.

Başkanımız Av. Veli Küçük, sözlerini şöyle sürdürdü;

“Kanadalı şirket ÇED sürecinde taahhüt ettiği (!) orman kıyımından çok daha fazla bir alanı yok etmiş durumdadır.
Ormanın tamamen rehabilite edilmesi ise teknik olarak mümkün değildir. Çünkü orman varlığı bir bütün halinde ekosistem oluşturmaktadır. Bu alanı ağaç kesiminden dolayı terk eden veya ölen canlıların bu coğrafyaya tekrar yerleşmeleri belki yüzyılları bulacak belki de asla mümkün olmayacaktır. Yurttaşlarımızı dünya mirası Kazdağlarımızın geleceğine sahip çıkmaya ve mücadelemize ses olmaya davet ediyoruz” dedi.

ATAL; “ SİYANÜRLE ALTIN MADENİ KURMAK ADAM ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS SUÇUDUR”

Çevre ve Kentleşme Komisyonu üyesi ve Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri Gönüllü Avukatı İsmail Hakkı Atal, siyanürlü altın madenciliği sonunda halkın içme suyuna siyanür karışacağını ve ‘altıncı’ şirketlerin TCK md. 185’de “içme suyuna zehirli madde katma”, TCK md. 86-87’de ‘kasten yaralama’ ve TCK 85’de ‘adam öldürme’ suçlarına teşebbüs ettiklerini belirtti. Av. İsmail Hakkı Atal, “Bölgede içme suyu havzası olduğu için siyanürlü altın madeni projesi faaliyete geçtiği takdirde halkın zehirleneceği ve bir kısım yurttaşların öleceği ortadadır.
Çıkartılan altının sadece yüzde 4’nün Türkiye’ye bırakılacağını da göz önüne alınacak olur ise; bir toplumsal maliyet analizi yapıldığında insanların zehirlenmesi ve kanser olması, devletin sağlık giderlerinin artacak olması erken ölümler nedeniyle iş gücü kaybı, bölgede tarım ve hayvancılığın çökmesi ile birlikte TCK md. 305’de düzenlenen ‘temel milli yararlara karşı faaliyette bulunmak üzere yarar sağlama suçu’ oluşmuştur.
Türkiye’de küresel şirketlerin halkın zehirlenmesi ve yoksullaşması pahasına altın çıkarması ulusal çıkarlarımıza aykırı olduğu gibi insanlığa karşı suç niteliğindedir.”

Av. İsmail Hakkı Atal, 21. Yüzyılda çevre hakkı ihlalinin yaşama hakkının ihlali sonucunu doğurduğunu, AİHM kararlarına göre yaşama hakkı ve diğer temel hak ve özgürlüklere sahip olabilmek için sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının sağlanması gerektiğinin belirtildiğini, Çevre hakkı kapsamında sadece bugün yaşayan insanların değil, gelecek nesillerin de yaşama ve çevre hakkının ihlal edildiğini ifade etti.

Av. İsmail Hakkı Atal, konuşmasını şöyle tamamladı;
“Kazdağları –Kirazlı Altın madeni projesi Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’nun 12.12.2016 tarihli ve 2016/9620 sayılı 141 ovanın tarımsal SİT- Büyük Ova Koruma alanı ilan edilmesi hususundaki kararnameye de aykırıdır. Zira söz konusu kararnameyle Çanakkale ilindeki Biga Bakacık, Biga Taşoluk, Çokal, Ezine Bayramiç, Kumkale, Tuzla , Umurbey ovaları da Tarımsal Sit –Büyük Ova ilan edilmiştir. Koıruma altına alınan büyük ovalarla aynı havza –aynı ekosistem ve havza etkileşim sınırları içinde bulunan madencilik projesi söz konusu Bakanlar Kurulu kararnamesine de aykırıdır. “