Gaceteci Abdullah Coşkun kendisini büyüten dedesini kaybetti. Acısını sosyal medyada paylaşan Çoşkun, duygularını şöyel dile getirdi. "Bana adını veren, ismini taşıdığım dedem, Abdullah Coşkun’u kaybettik. Kimdi benim dedem ? 11 yaşında çok küçükken babasını kaybetmiş, o dönem hazır kağıtlar satın alarak kese kağıtları yapıp, manav ve bakkallara satmış, geceden satacağı kadar kese kağıdını hazırlar, sabahın ilk ışıklarıyla bakkal ve manavlara satmaya gidermiş. Bana bunları anlatırken şunu söylerdi hep; “Oğlum ben sabah namazından hemen sonra bakkal ve manavlara giderdim, diğer satıcılar öğlene kadar uyurlardı. Allah, O yüzden benim rızkımı iyi verirdi. “Başarı gayrete aşıktır” derdi.

Gazeteci Abdullah Coşkun’un acı günü!

Burada kazandığı parayla bir bakkal dükkanı açmış, kısa sürede yine erken uyanmanın takdirini kullanarak kazandığı parayla Adana’nın Ceyhan ilçesinde 20 dönümlük bir tarlayı kiralamış ve karpuz ekmeye karar vermiş. O dönemin isim yapmış toprak ve çiftlik ağaları, Adananın genç kavruk delikanlısına (dedeme) “Burada su yok, karpuzun olmaz, bu tarla çorak” dese de o öğrendiklerini uygulamaya devam etmiş ve 20 dönümlük tarladan 2 yıl üst üste hatırı sayılır bir gelir elde etmiş. Bir süre sonra çevresindeki diğer çiftçiler dedemi izleyip, akıl almaya gelmişler. Nasıl yaptın sen bunu? diyerek.

Dedemin verdiği cevap ise “Önce niyet edeceksin, ekini ekeceksin, takdiri Allah’a bırakacaksın, tarlanda işçi gibi çalışacaksın ve işinin başında duracaksın” olmuş hep. Dedemin adı, bu başarılarıyla bir nama dönüşmüş, “Karpuzcu Abdullah” ve “Abdullah Ağa” lakaplarını almıştı. Tarlalarını büyütmüş, fakat disiplini ve mütevaziliğini hiç bir zaman kaybetmeden işini devam ettirmişti. Sonrasında Adana’nın en meşhur Kilis Pasajı’nı da satın almıştı.

Kiraya verdiği dükkanlarında kiracılarını bir gün dahi sıkıştırmamış, onların da takdirini kazanmıştı. İnsan kazanmanın önemiyle bugün hala aynı kiracıları dükkanlarında oturuyor. Ama artık Adana’nın Abdullah Ağa’sı aramızda değil. Allah mekanını cennet etsin."