‘KAYNAKLARIN VERİMLİ KULLANILMASI ZORUNLULUK HALİNE GELDİ’

Seyhan Belediyesi’nin Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Mühendislik Mimarlık Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’yle birlikte düzenlediği “İklim Değişikliği Gölgesinde Sürdürülebilir Gıda ve Atık Yönetimi Çalıştayı” Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Resim önizlemesi

DAHA FAZLA KAZANMAK İÇİN DOĞAYA KARŞI MÜCADELE EDİLDİ

Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Seyhan Belediye Başkanı Akif Kemal Akay, sürdürülebilir kalkınma çalışmalarında doğanın ve iklimin korunmasının önemine işaret etti. Üretim sürecinin içerisinde yer alan kişilerin ve kurumların daha fazla kazanabilmek için yıllardır doğaya karşı mücadele ettiğine dikkati çeken Akay, daha fazla kazanma hırsının insanlığa, doğaya, çevreye ve iklime olumsuz etkileri olduğunu vurguladı.

Resim önizlemesi

ÜRETMEK YERİNE GEREKSİZ TÜKETİM ÖĞRETİLDİ

Akay, “Yıllardır bize ‘al-sat-kullan-at’ anlayışı öğretildi. Birileri üretirken; bizler acımasızca tüketen, israfa kaçan toplumlar haline geldik. Tükete tükete artık tabiri caizse kendimizi tüketmeye başladık. Çünkü kaynaklar alabildiğine hor kullanıldı” dedi.

TÜKETEN TOPLUMLAR ÜRETEN TOPLUMLARIN ATIK DEPOSU HALİNE GELDİ

Üretmek yerine tüketen toplumların doğayı hesaba katmayan bir anlayışa evrildiğini ifade eden Başkan Akay, “Üretmedik ve ekonomik olarak bunun sıkıntısını çektik ama bir taraftan da üretenlerin adeta atık deposu haline geldik. Üretmek ve kaynakları verimli şekilde kullanmak artık zorunluluk haline geldi. Özellikle gıdamızı koruma ve temiz gıdaya ulaşma konularını çok ciddi düşünmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Resim önizlemesi

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN YEREL ETKİLERİ İYİ ANLAŞILMALI

İklim değişikliğinin yerel etkilerinin iyi anlaşılması gerektiğini vurgulayan ÇÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Süha Berberoğlu, “Bu yerel etkileri anlarken aynı zamanda birlikte çalışmamız, kolektif bir anlayışla hareket etmemiz gerektiği açık.  Burada hem üniversitelere, hem yerel yönetimlere, hem kamu kurumlarına önemli görevler düşüyor. İçinden geçtiğimiz süreçte, özellikle son iki yıl içerisindeki covid salgını aslında hem gıdanın hem de çevrenin ne kadar önemli olduğunu bizlere gösterdi. Gıda süreklilik arz eden bir şey ve bunun akamete uğraması doğrudan insanlığı etkileyen bir konu. Özellikle bunu çevre kirliliği boyutu ve iklim değişikliği ile birleştirdiğimiz zaman ne kadar stratejik bir konu olduğunu hepimiz zaten anlamış durumdayız” dedi.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ OLGUSU ARTIK KABUL EDİLEN BİR GERÇEK

Seyhan Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Dr. Zeki Bozkurt ise daha önce inkar edilen iklim değişikliğinin artık toplumun her kesimi tarafından kabul edilen bir gerçek olduğuna işaret ederek, çalıştayın bu konuda konunun farklı yönleriyle değerlendirilmesine fırsat veren önemli bir çalışma olduğunu söyledi.

SICAKLIK ARTIŞINI AZALTMAMIZ LAZIM

Çalıştayın “İklim Krizi Neden ve Sonuçları” başlıklı ilk oturumunda İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü’nden Prof.Dr. Doğanay Tolunay, “Karbon Yutak Alanları ve Net Sıfır Emisyon” konulu sunumunda çok ciddi iklimsel sorunlara neden olan sıcaklık artışlarının önüne geçilebilmesi için karbonun yutak alanlarının korunması gerektiğini söyledi.  Prof.Dr. Tolunay, “Sıcak artışı, kuraklık, dolu, fırtına, hortum gibi iklim olaylarından etkilenmemek için dünyadaki sıcaklık artışını azaltmamız lazım” dedi.

KENTLERİN İKLİM VE SAĞLIK PROFİLİ ÇIKARILMALI

“İklim Krizi ve Halk Sağlığına Etkileri” konulu bir sunum yapan Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı’ndan Prof.Dr. Didem Evci Kiraz, halk sağlığının iklim değişikliği senaryolarından bağımsız düşünülmemesi gerektiğinin altını çizdi. Prof.Dr. Kiraz, kentlerin iklim ve sağlık profilinin çıkarılıp coğrafi bilgi sistemleriyle entegre edilmesinin önemini vurguladı.

HER KENTİN ÖZELLİKLERİNE UYGUN ÇALIŞMALARLA ÇÖZÜM ÜRETİLMELİ

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nden Doç.Dr. Çiğdem Coşkun Hepcan ise  “Kentlerde İklim Değişikliğine Uyum” konulu sunumunda her kentin kendine özel ve her ekosistemin de kendine özgü olduğunu belirtti. Her kente özel çalışma yapılarak iklim direncinin oluşturulmasına yönelik çözümlerin üretilmesi gerektiğini ifade eden Doç.Dr. Hepcan, “İklime uyum, bir sosyal öğrenme sürecidir. Bu süreçte tüm merkezi ve yerel yönetimler, kamu kurumları, özel sektör, sivil toplum ile bireylerin tamamlayıcı rolü bulunur” ifadelerini kullandı. Çalıştay “Sürdürülebilir Gıda Krizi ve Yönetimi”, “Yerel Ölçekte Sürdürülebilir Atık Yönetimi” konulu oturumlarla devam etti.