Türkiye’de pek çok ev sahibi, kira bedelini elden alarak devletten vergi kaçırıyor. Bu usulsüzlüğün en çok yaşandığı yerlerin başında büyük şehirler geliyor.  İstanbul, Ankara, İzmir gibi kira getirisi yüksek olan illerde, çoğu kiracı, kirasının tamamını ya da bir kısmını elden teslim etmeye mecbur bırakılıyor.

Kanunsuz iş yapan ev sahibi tarafından avantaja çevriliyor ve kiracı, evde oturduğu dönem boyunca kirasını vermemekle suçlanabiliyor. Ödemekle yükümlü olduğu vergiyi kaçırıp cebine indirmekle yetinmeyen ev sahipleri, elden teslim aldıkları kira bedelinin ispatının yapılamayacağı düşüncesiyle, hem kiracısına hem de adalet sistemine bir darbe daha vuruyor.

Benzer bir olay yakın zamanda 22 yaşındaki üniversite öğrencisi genç bir kadının başına geldi. Haziran 2019’da İstanbul Şişli’de bir daireye yerleşen genç kadın, ev sahibinin kendisi kapı dışarı etmek için kirasını ödememekle suçladığını iddia etti. Genç kadın, şöyle konuştu:

“Haziran 2019 tarihinde, Mecidiyeköy Mahallesi’nde bir daireye taşındım. Ekim 2019'da ev sahibim değişmiş, bunu üzerinden aylar geçtikten sonra öğrendim, bana beyan edilmedi. Eve girdiğim tarihten beri kirayı ilgili emlakçıya teslim ediyordum çünkü talepleri bu yöndeydi. Emlakçı ise ev sahibine ulaştırıyordu, bu düzen, ev sahibim değiştikten sonra da böyle devam etti. Haziran 2020'de kiraya yüzde 10 oranında zam yapıldı. Her şey yolunda gidiyordu…”

'Zaten çok ucuza oturuyorsun' dendi

Genç kadın, yeni ev sahibinin bir sene boyunca kendisine ulaşmadığını, tanışmadıklarını söyledi. İddiaya göre, yaşadıkları ilk diyalog, evin bozuk kombisiyle ilgiliydi.

“Emlakçıyı aradım, kombinin yine arızalandığını söyledim. Emlakçının durumu bildirmesi üzerine, aynı akşam ev sahibim beni aradı. Bu vesileyle tanışmış olduk.  Eve taşındığım günden beri bozuk olan kombiyi tamir ettirmeyeceğini, bunun benim sorumluluğum ve hatam olduğunu, üstelik benim o evde çok ucuza oturduğumu söylüyordu. Oysa satın aldığı evin kira değerini biliyordu, kiracıya en fazla kaç oranında zam yapabileceğini de biliyordu, üstelik zaten yüzde 10 oranında yapılan zam miktarına da razı olmuştu (emlakçı böyle söylemişti) ve benimle yeni bir kontrat dahi yapmamıştı. Aramızda çok çirkin bir konuşma geçti o akşam, o tarihten sonra emlakçıya rica ettim ve ev sahibim olan bu beyefendinin IBAN numarasını aldım, kiramı kendi hesabımdan göndermeye başladım. Ev sahibimin başıma bir çorap öreceğini anladım, nitekim öyle de oldu.”

'Bir senede iki zam!'

“Bu olayın üzerinden yaklaşık 3 ay geçti. Birkaç gün evvel ev sahibi bana mesaj attı, kirama 400 lira daha zam yapmak istediği söyledi, yani bir senede iki zam! Elbette kabul etmedim, o zaman 30 gün içerisinde evden çıkarsın, çıkmazsan dava ederim dedi. Beni kapı dışarı etmekle tehdit etti. Hemen ardından bu konuyla alakalı ihtar çekti ve asıl büyük darbeyi buradan yedim.”

“İhtarda şunu iddia ediyordu; ben bu adama, evi satın aldığı ekim 2019 tarihinden beri kira ödememişim meğer. Yaklaşık 19 bin TL borcum varmış. Evde birden çok kedi bakıyormuşum (yalnızca 1 kedi evladım var, tezgaha bile çıkmaz, dünyanın en akıllı canlısıdır) ve kedilerim sözde evin parkelerini parçalamış, duvarları kemirmiş. 2019 tarihinde İstanbul'da yaşanan 5.8 büyülüğündeki depremin ardından sıvaları dökülen, duvarları çatlayan evinin kusurlarını da kedime iftira atarak üstüme yıkmaya çalıştı. Gerekçesi ise Facebook kapak fotoğrafımda, kedimin ardında görünen duvardaki döküntüydü, yani sosyal medyadan da takibe alınmaya başlandım. Üstelik ben bir depremde her yeri çatlayan bu evde, sırf mecbur kaldığım için, maddi sıkıntılarımdan ötürü yaşamaya devam ediyordum ve çıkarken depozitomu vermezler korkusuyla duvara bir çivi çakıp çerçeve bile asmadım. Arkadaşlarım şahidimdir, binanın girişindeki duvarlar bile paramparça.”