Hekim ve sağlık çalışanları Seyhan Devlet Hastanesi önünde bir araya gelerek hekimlerin öldürülmesini kabul etmediklerini söyleyerek öldürülen hekimler için bir dakika saygı duruşunda bulundular.

Dr. Fikret Hacıosman’ın hastası tarafından silahla öldürülmesinin birinci haftasında tüm illerde eş zamanlı yapılan basın açıklamasını okuyan Adana Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Ahmet Hilal, “Sabah işe gitmek için evden çıkıp, iş yerinde şifa vermek için çabaladığımız insanlar tarafından öldürülmeyi kabul etmiyoruz! Sağlık kurumlarında şiddetin kanıksanmasını, normalleştirilmesini kabul etmiyoruz! Sağlığı korumak, hayat vermek üzere kurulmuş bir mesleğin mensuplarının görevi başında öldürülmesini kabul etmiyoruz!” dedi.

SES, TMMOB İKK, Genel Sağlık İş ve Aile Hekimleri Derneği’nin destek verdiği açıklamada hekim ile hastanın karşı karşıya getirilmesine çok üzüldüklerini söyleyen Başkan Prof. Dr. Hilal, konuşmasında şunları söyledi;

“Bu süreci hazırlayan nedenleri biz biliyoruz. 2003 yılında Sağlıkta Dönüşüm Programı ilk uygulanmaya başlandığı zamandan bu yana söylüyoruz: Bu program piyasa odaklı bir programdır. Bu program sağlık hizmetine meta, hastaya müşteri olarak yaklaşmaktadır. Bu programda nitelik değil, nicelik esastır. Bütün bunlar hekim ile hastasını karşı karşıya getirir!

ÇOK ÜZÜLEREK SÖYLÜYORUZ Kİ, YİNE BİZ HAKLI ÇIKTIK!

Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın uygulanmaya başlamasından bu yana sağlık alanında giderek artan şiddet olayları, artık dayanılmaz bir noktaya geldi. 2005 yılında İstanbul’da Prof. Dr. Göksel Kalaycı hocamızın bir hastası tarafından öldürülmesiyle başlayan süreçte, bugüne kadar 12 meslektaşımızı haksız yere uğradıkları saldırılar ve Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın yol açtığı çarpıklıkların yarattığı tükenmişlik nedeniyle yaşamlarına son verdikleri için kaybettik. İlk günden itibaren yetkilileri uyardık; Sağlıkta Dönüşüm Programı’ndan vazgeçin, sağlık çalışanlarına yönelik hürmetsiz, itibarsızlaştırıcı, hekim ve hastayı karşı karşıya getirici söylemlerinizden vazgeçin! Önce görmezden geldiler ve “sağlıkta şiddet yoktur” dediler. Sonra 2012’de gencecik Dr. Ersin Arslan’ın görevi başında bir hasta yakını tarafından öldürülmesiyle mızrak çuvala sığmaz hale geldi ve artık sağlıkta şiddetin varlığını reddedemez hale geldiler. Beyaz Kod uygulaması ve TBMM’de Sağlıkta Şiddeti Araştırma Komisyonu’nun rapor hazırlaması gibi girişimler bu dönemde oldu. Ama bu hekimlerin öldürülmesini önlemeye ve sağlık alanında şiddetin azalmasına yetmedi.”

2014 yılında TTB olarak titiz bir çalışmayla “Sağlıkta Şiddet Yasası Tasarısı”nı hazırladık. Sağlık hizmetinin kamu hizmeti olduğu vurgusundan hareketle, Türk Ceza Kanunu’nun üçüncü bölümüne “Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar: Sağlık Hizmetini Engelleme” başlığı altında, en azından caydırıcılık içermesi amacıyla hazırladığımız ek madde önerisini başta Sağlık Bakanlığı, Hükümet temsilcileri ve siyasi partiler olmak üzere tüm ilgili yerlere bir çok kez ilettik. Bunun için defalarca görüşmeler yaptık. Basın toplantılarıyla kamuoyu ile paylaştık. Teklifimiz Türkiye’nin olağandışı hızla değişen yoğun gündemi içerisinde hep görmezden gelindi. Son olarak, 2 Ekim 2018 günü meslektaşımız Dr. Fikret Hacıosman’ı görevinin başında yine bir hastasının saldırısı sonucu kaybettik.

Ve bir kez daha Sağlıkta Şiddet Yasası’nın çıkarılması talebiyle, 4 Ekim 2018 Perşembe günü TBMM’de siyasi partilerin Grup Başkanvekilleriyle görüşmelerde bulunduk. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Demokrasi Partisi (HDP) ve İyi Parti’nin Grup Başkanvekilleriyle görüştük, TBMM’nin kendilerine tanıdığı olanaklar çerçevesinde konuyla ilgili girişimlerde bulunacaklarının sözünü aldık. Buna karşın Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) son derece ilgisiz ve duyarsız tavırlarıyla karşılaştık. Halen üç kez randevu talep ettiğimiz Sağlık Bakanı’ndan ve geçtiğimiz günlerde randevu talebimizi ilettiğimiz TBMM Başkanı’ndan yanıt bekliyoruz. Sağlıkta şiddet tablosu bu boyuta gelmesine karşın izlenen bu tavra şaşıralım mı, üzülelim mi bilemiyoruz. Soruyoruz: Sağlıkta şiddeti önlemek, teklifimizi dikkate almak ve Sağlıkta Şiddet Yasası’nı çıkarmak için daha kaç hekimin ölmesini bekliyorsunuz?

Biz hekimler buna tahammül etmeyeceğiz! Bunu kabul etmeyeceğiz! Sağlıkta Şiddet Yasası’nın hemen şimdi çıkarılmasını istiyoruz.

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanlığı yapmış, göğüs cerrahisi, periferik damar cerrahisi ve genel cerrahi uzmanı, onlarca öğrenci yetiştirmiş, yüzlerce hastayı sağlığına kavuşturmuş Prof. Dr. Göksel Kalaycı’ya borcunuz var!

2008 yılında öldürülen, biri tıp fakültesinde, diğeri ortaokulda okuyan oğulları Furkan ve Fatih’e “ihtiyaç sahiplerini gözetin” diye vasiyet bırakacak kadar vicdanlı Dr. Ali Menekşe’ye borcunuz var!

2012 yılında, 30 yaşındayken, 17 yaşındaki bir hasta yakını tarafından görevi başında bıçaklanarak öldürülen gencecik göğüs cerrahı Dr. Ersin Aslan’a borcunuz var!

SABİM ihbar hattına gelen bir şikâyet üzerine uğradığı baskı ve soruşturmalar sonrasında, 2012 yılında çalıştığı hastanede hayatına son veren acil tıp asistanı Dr. Melike Erdem’e borcunuz var!

Samsun’da “yılın doktoru” seçilecek kadar sevilen, ihmaller zinciri sonucu 2015 yılında öldürülmesinde sorumluluğunuzun olduğu Dr. Kamil Furtun’a borcunuz var! Sağlık hizmetini verebilmek için her gün Diyarbakır-Kulp arasında gidip gelen ve 2015 yılında yolu kesilerek öldürülen Dr. Abdullah Biroğul’a borcunuz var!

2015 yılında, eski eşi tarafından darp edilen sekreterini kurtarmak isterken bıçaklanarak öldürülen kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. Aynur Dağdemir’e borcunuz var! Aksaray'ın Eskil ilçesi Bozcamahmut Köyü’nde yaşayanların sağlık hizmetini alabildikleri tek hekim olan ve 2017 yılında öldürülen Dr. Hüseyin Ağır’a borcunuz var.  Sağlıktaki metalaşmayı en acı ve somut şekilde gözler önüne serecek şekilde, bir medikal firma çalışanı tarafından 2017 yılında öldürülen, Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Muhammed Said Berilgen’e borcunuz var!

2017 yılında, aynı gün, Adana’da, Batman’da ve İstanbul’da, üzerlerindeki baskı, mobbing, uzun ve yoğun çalışma saatleri ve tükenmişlik dolayısıyla yaşamlarına son veren Dr. Engin Karakuş, Dr. Ece Ceyda Güdemek ve tıp fakültesi öğrencisi Yağmur Çavuşoğlu’na borcunuz var! Ve en son, geçtiğimiz günlerde eski bir hastasının silahlı saldırısı sonucu yaşamını kaybeden psikiyatri uzmanı Dr. Fikret Hacıosman’a borcunuz var!

Türk Tabipleri Birliği ve tabip odaları olarak bugünden itibaren sağlıkta şiddete karşı eylem programını başlatıyoruz. Bu doğrultuda, 10 Ekim 2018 gününden başlamak üzere yedi gün sürecek “Sağlıkta Şiddet Yasasını İstiyorum” temalı nöbet eylemlerini başlatıyoruz. Tüm Türkiye çapında, kentlerin bilinen alanlarında, parklarında 18.00-20.00 saatleri arasında en geniş katılımla bu nöbet eylemlerini gerçekleştireceğiz. 17 Ekim 2018 günü de tüm tabip odası başkanlarımızla “Türk Tabipleri Birliği’nin Sağlıkta Şiddete Karşı Bildirgesi”ni kamuoyuyla paylaşmak; Türkiye Büyük Millet Başkanı ve Sağlık Bakanı ile görüşmek üzere saat 10.00’da TTB’de buluşacağız.

Türk Tabipleri Birliği’nin ve tabip odalarımızın aklı ve yüreği hekimlerin üstündedir. Hekimlere yönelen şiddet insanlık ve hekimlik değerlerine yönelmiştir. Bunu kesinlikle kabul etmeyeceğiz. Sağlıkta Şiddet Yasası çıkarılıncaya ve sağlık alanındaki şiddet önleninceye kadar mücadelemize devam edeceğiz.”