Son dönemde hayatımızda daha fazla yer almaya başlayan nanometaryeller hakkında çarpıcı bir araştırma ortaya konuldu. Nanoteknoloji uygulamaları sayesinde, birçok hastalığı o kadar verimli bir şekilde tedavi edebiliyoruz ki, bunlar artık yakında tarihe geçecek. Ayrıca çelikten 100 kat daha güçlü malzemelerimiz, öncekinden 10 kat daha uzun ömürlü pillerimiz, eskilerden iki kat daha fazla enerji veren güneş panellerimiz, genç görünmemizi sağlayan cilt bakım ürünlerimiz, kendi kendini temizleyen arabalar ve pencereler var. Bunlar eskiden bilim kurgu ve Hollywood filmlerinin malzemeleriydi, ama şimdi içinde yaşadığımız gerçekler.

Nanoteknoloji, bir sonraki sanayi devrimi olma potansiyeline sahiptir. Nanomateryeller için ise küresel pazar büyüyor ve 20 milyar avroluk bir piyasa değeri mevcut. Nanomateryal sektöründeki mevcut doğrudan istihdamın yalnızca Avrupa'da 300 ila 400 bin arasında olduğu tahmin ediliyor.

Yine de nanomateryeller, tüketici ürünlerinde kullanımları sorunsuz olmaktan uzak. Nature Communications'da yayınlanan yeni bir çalışma, zararlı olup olmadıklarına ve bir organizmaya girdiklerinde onlara ne olduğuna ışık tutuyor. Uluslararası bir araştırma ekibi, kandaki ve dokulardaki nanomateryelleri bulmak ve izlemek için hassas bir yöntem geliştirdi ve mikroorganizmalardan birçok ülkede başlıca besin kaynağı olan balıklara kadar suda yaşayan bir besin zinciri boyunca nanomateryellerin izini sürdüler.

“ŞEKİLLERİNİ VE BOYUTLARINI DEĞİŞTİREBİLİRLER”

Araştırmanın baş yazarı Dr. Fazel, “Nanomalzemelerin diğer organizmalar için besin kaynağı olan mikroorganizmalara güçlü bir şekilde bağlandığını bulduk ve bu onların besin zincirimize girme yoludur. Nanomateryeller, bir organizmanın içine girdikten sonra şekillerini ve boyutlarını değiştirebilir ve hücrelere kolayca nüfuz edebilen ve diğer organlara yayılabilen daha tehlikeli bir materyale dönüşebilir. Bir organizmanın farklı organlarına baktığımızda nanomalzemelerin özellikle beyinde birikme eğiliminde olduğunu gördük” dedi.

RİSKİ DEĞERLENDİRİLMELİ ÖNERİSİ

Araştırmacılara göre nanomateryellerin ölçülmesi de zor. Bir organizmadaki miktarlarını için standart yöntemler kullanılamıyor. Bulgular, büyük miktarlarda tüketici ürünlerine sunulmadan önce nanomateryeller riskinin değerlendirilmesinin önemini vurgulamaktadır. Nanomateryellerin ve risklerinin daha iyi anlaşılması, politikacıların bu ürünleri kullanımlarına ve içerik listelerinde bahsedilme şekillerine ilişkin daha katı kurallar koymalarına yardımcı olabilir.

Araştırmanın baş yazarı Fazel, "Yiyeceklerinizde, giysilerinizde, kozmetik ürünlerinizde vb. nanomateryelleri zaten kullanıyor olabilirsiniz, ancak içerik listesinde hala bunlardan hiç bahsedilmiyor. Neden peki?” diye soruyor Dr Fazel A. Monikh, ve ekliyor "Hâlâ düzenlenmemiş bir kanun olmadığı ve çok küçük oldukları için, ürünlerinize girdiklerinde bunları basitçe ölçemiyoruz" dedi.

Dr. Fazel A. Monikh, açıklamalarını, “İnsanlar aileleri için ne kullandıklarını ve satın aldıklarını bilme hakkına sahiptir. Bu, küresel bir çözüme ihtiyaç duyan küresel bir sorundur. Nano malzemeler hakkındaki birçok sorunun hala cevaplanması gerekiyor. Bizim için ve çevre için güvenli mi? Onları kullanmayı bitirdikten sonra nereye varacaklar? Olası risklerini nasıl değerlendirebiliriz?" şeklinde noktaladı