erolsennur @ hotmail.com

Sağlık kuruluşlarının acillerine başvurmadığı taktirde;  ölüm,sakatlık, telafisi imkansız, telafisi çok zor sağlık sorunu gelişme-oluşma  riski olan, ya da riski gerçekleşen  kişilerin acillere  başvurması gerekmektedir.

     Dünya Sağlık Örgütüne göre acillere gitmesi gereken ve acillere gitmemesi gereken ancak polikliniklere başvurması gerekenlerle ile ilgili örneklemeler vardır. Şahsi kanaatime göre; Trafik kazaları, yüksekten düşme, terör,sabotaj, kurşunlanma, kavga, darp, suda boğulma, iş kazaları, uzuv kopmaları, organ yaralanmaları, tecavüz, elektrik çarpmaları, sıcak ya da soğuğa maruziyet, donma, yanma, özellikle bulanık görme ya da ciddi göz yaralanmaları, tüm zehirlenmeler, kırıklar, çıkıklar, ciddi allerjiler, anaflaksi, kalp krizi ve yaşamı etkileyebilecek ani kalp değişiklikleri,tansionda aşırı düşüklük ya da yükseklik gelişmesi,  ani solunum problemleri, şuur kayıpları, ani gelişen felçler, 39 derece ve üstü ateş, genel durum bozukluğu, şeker koması, üremik koma, akut batın ve acil ameliyat gerektiren durumlar, akut büyük çaplı kanamalar, böbrek sancısı, menenjit-ensefalit , sepsisvb durumlar sayılabilir. Bazı ülkelerde dört adım atabilen ayak burkulmalarına aciller değil, poliklinikler bakmalıdır deniyor. 

     Ülkemizde bunlara ilave bazı şikayetler de acil kapsamında sayılabilir. Hangi şikayetlerin acil kapsamında değerlendirilebileceği sağlık okur yazarlığı ile de ilgilidir.

     İnsanlar genelde acillere işlerini daha çabuk halledebilmek için gidiyorlar. Ancak her tetkik acillerde yapılamıyor. Her tetkik acillerde yapılamadığından daha sonra tekrar polikliniklere gitmek gerekebiliyor. Acile gittiğinizde, hekiminiz bir şey yok diyorsa; muayene olduğunuz anda acil bir şey yok anlamındadır. Sonradan bir şeyin ortaya çıkıp çıkamayacağını kimse bilemez. Bilirim diyen varsa şaka yapıyordur.  Öyle bir şey mümkün olabilseydi; piyangodan, toto-lotodan çıkacak rakamları bilir ve zengin olurdu. Acilde oluşturulan kalabalık , sizin de bir yakınınızın acil durumunun gözden kaçmasına neden olabilir ve bu sebepten birinin zarar görmesi insan olarak hiç kimsenin hoşuna gitmez.

     Acil Tıp Uzmanlarının kongrelerinde; hangi şikayet ya da hastalıkların acil sayılıp sayılmayacağı ve tedavisinde nelerin yapılıp yapılmayacağı konusunda görüş ve açıklamalar yapılır. Bir sonraki kongreye kadar yapılan benzer durumdaki  uygulamalar- müdahaleler ve sonuçları  açıklanır. Böylece acil vakalarda hangi müdahalenin en doğru olduğu ve bu müdahale için gereken film-tetkikler ile malzemelere karar verilir. Birbirini tanımayan bilim adamlarının aynı bulguları saptaması üzerine; dünyada hiçbir ülke bu kurallara uymayı taahhüt etmese bile

bu kurallara uyarlar.  Bu kurallar yerçekimi kanunu gibidir. İstediğiniz kadar yerçekimi kanununu kaldırdım deyin, gökdelenden kendinizi bıraktığınızda düşersiniz. Sağlık Bakanlığı Acil Hizmetleri Genel Müdürlüğü dışında Acil Tıp Uzmanları Derneği ile Türkiye Acil Tıp Derneği bulunmaktadır. Bu sebeplerden ötürü aciller ile ilgili bu kurum ve derneklerin bir araya gelerek hangi vakaların acil olduğuna, hangi vakaların ise acil olmadığına karar vermeleri ve liste oluşturmaları lazım. Bu listeler de kamu spotu olarak basın yayın kurum ve kuruluşlarında yayınlanmalıdır. Bu çerçevede acillerde yapılabilecek tahlil ve filmlerde bellidir. Örneğin MR acil değildir, İstisnası ise MR Difüzyon acildir. MR Difüzyonda, ani gelişen ( Nörolojik şikayetler) Beyin kan damarlarında kan dolaşım yetersizliği tespit edilip, acil tedavi yapılabiliyor.