Oradaydık, Sevgili patronum Engin Kanber ile Andorra’nın Estadi Nacional stadyumundaydık, Türkiye futbol milli takımımızın Avrupa şampiyonasına katılımının taçlandırıldığı maçtaydık...Her ne kadar A milli takımımız, İzlanda beraberliği ile Avrupa Şampiyonasına katılımını garantilemiş olsa bile, gelecek için beni umutlandıran bir maçtı.Avrupa’nın dört bir yanından gelen taraftarlar maça ayrı bir güzellik kattılar... Şenol hoca verim aldıklarını dinlendirdiği, gelecek adına umut bağladığı oyuncuları sergilediği maçta, Andorra’yı deplasmanda yendik ve daha ötesi şans bulan gençler ışık saçtı...

Maçtan sonra basın toplantısında Sevgili Şenol hoca sohbet imkanı buldum ve sordum?

Yokluktan bolluğa...

Şöyle bir geriye bakarsak, A milli takımımızın oynadığı maçlarda, defansın göbeğinde oynayan oyunculardan ötürü çok sıkıntılar yaşadık. Daha geçen şampiyonada stoperde mevkisi olmadığı halde Mehmet Topal’ı görevlendirmedik mi? Bu güne baktığımızda ‘’yokluktan bolluğa’’ geçişi gözlemliyorum. Nasıl bolluk demeyeyim ki? İtalya’dan Merih Demiral ve Mert Çetin,Almanya’dan Ozan Kabak ve Kaan Ayhan, İngiltere’den Çağlar Söyüncü...Seç, beğen, al...Hepsi genç, hepsi yetenekli...Şenol hoca ekledi. Daha geride Trabzon’dan Hüseyin bekliyor diye. Gerçekten nasıl oldu da, bu kadar kısa süre içinde böyle bir nesil yakalandı?

Şenol hoca işin kökeninde çalışmak, araştırmak ve sabır olduğunu söyledi...Bu kadar yetenekli, karakterli gençlerle, bu aşamayı başardığını ve devamının geleceğini belirtti...

Şöyle bir geriye baktığımda, gerçekten A milli futbol takımımızın üstüste şampiyonalara katılamadığını gözlemliyorum. Şöyle ki, 1996 yılında İngiltere’de Avrupa şampiyonasına katılmışız. 6 yıl aradan sonra 2002 de Dünya şampiyonasına ‘’merhaba’’ demişiz. 6 yıl aradan sonra ver elini 2008 Avrupa şampiyonası...Derken, 8 yıl aradan sonra 2016 Avrupa şampiyonası...Bugün de 2020 Avrupa şampiyonasına katılmanın sevincini yaşıyoruz...Şenol hoca, 2022 de Dünya kupasına katılabilirsek, istikrarı yakalayacağımızı ve bu genç, yetenekli kadro ile bunu başarabileceğimizi, bundan sonra ki bütün turnuvalarda adımızın geçmesi gerekliliğinden bahsetti...

1992 yılında Adana’da ’Bir numara’’ adlı dergide köşe yazım şu cümlelerden oluşuyor, henüz Avrupa’da hiçbir futbolcumuz top koşturmazken...’’Öyle bir milli takım düşlüyorum ki, oyuncularımızın birçoğu, Avrupa’nın çeşitli takımlarında top koştursun. Milli takıma gelirken, taktik anlayışlarını, kondisyonlarını, özgüvenlerini beraberlerinde getirsinler.’’ İşte bugün rüyam gerçek oldu...Takımımızın pek çok oyuncusu Avrupa’da top koşturuyor, Türkiye’de oynayanlar onlara ayak uyduruyor. Adım adım Avrupanın zirvesini zorlayacak bir milli takım oluşuyor diyordum ki, Şenol hocanın Andorra karşısında yer verdiği gençler ‘’birden fazla’’ dediler...Gerçekten Burak ve Cenk abisinin gölgesinde kalmış Enes Ünal maçın yıldızıydı, bana da güvenebilirsiniz mesajını verdi...Forvetin sağında 19 yaşında Ahmet Kutucu adlı genç, Bundensliga’da kendinden bahsettiriyor...Kaptanlık görevi Milan’lı Hakan Çalhanoğlu’na çok yakıştı...Yusuf Yazıcı adaptasyon sürecini tamamladığında, daha büyük takımlarla adı anılacak...Geçen sene bu zamanlar Fenerbahçe U-21 takımıyla maçlar oynayan Ozan Tufan, müthiş bir geri dönüşle Milli takım kaptanlık pazubandını koluna geçirdi...Kaan Ayhan resmen bir joker. Nerede görev verilirse, orada başarılı. Şenol hocada mevcut oyuncuları daha farklı mevkilerde değerlendireceğiz derken, adeta Kaan Ayhan’ı tarif ediyordu...Zeki ve Umut’un yerine şans bulan Ömer ve Nazım, şans verildiğinde bu görevin altından başarı ile kalkabileceklerini gösterdiler...Sonradan şans bulan Emre ve Berkay çok genç ve yetenekli oyuncular...

Özetle...

Milli takım gençleri umut saçıyor...Birçoğu Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde başarı ile top koştururken,  Milli takım çatısı altında geleceğe güvenle bakıyorlar...Şimdi soru şu?

Milli takımı oluşturan gençler Avrupa’da oynamasalar bu başarı gelir mi?

Bu gençlerin Avrupa kapılarını çalmasında, Türkiye’de ki 14 yabancı kuralı, ne kadar etkili olmuştur?