erolsennur @ hotmail.com

Aşı insanların hastalanmasını önlemek amacıyla kullanılan bir yöntemdir. Çeşitli aşı hazırlama yöntemleri vardır. Bunlardan yaklaşık 1000 yıldır kullanılanı geleneksel yöntemdir. Geleneksel yöntem de hastalığa neden olan Mikroorganizma yapay olarak çoğaltılmaktadır. Daha sonra da hastalık yapamayacak şekilde zayıflatılmakta ve yine hastalık yapamayacak miktarda ampuller ya da flakonlar da kullanım zamanı gelene kadar bekletilmektedir. Bekletilme koşulları uygun olmadığı takdirde zayıflatılmış virüslerin yapısı yani aşı bozulacaktır. Laboratuvar ortamında yapılan deneylerde aşının etkin olabilmesi için nasıl verilmesi gerektiği de saptanmaktadır. Bazı aşılar ağızdan ya da burundan damla şeklinde verilmektedir. Bazı aşılar ise deri altına ya da kas içine yapılmaktadır. Aşıyı üreten firmanın önerisi doğrultusunda kullanılması en uygun olandır.

     Türkiye'de Corona virüse karşı kullanılan aşı geleneksel yöntemle üretilmiştir. Firmanın önerisi doğrultusunda kolun dış yüzeyinden kas içine yapılmaktadır. Normalde bir aşının kullanılabilecek düzeye gelebilmesi için ortalama 4-5 yıl gerekmektedir. Oysa koronavirüs salgını 2019 yılının Kasım ayında Çin'de başlamış olup daha sonra 2020 yılında tüm dünyaya yayılmıştır.  Şu anda ülkelerin tamamı tespit edilebilen bilgiler ışığında acil kullanım onayı adı altında aşıları kullanmaktadır.

Aşıyı  herkes yaptırmak zorundamıdır? Anayasamıza göre ceza, vergi ve insan vücuduna yapılacak uygulamalarda;  kanunla düzenleme zorunlu kılınmaktadır. Ancak aşı yaptırmayanların kamuya açık alanlara girmesi kısıtlanabilir. Bunun anlamı aşı yaptırmayabilirsiniz, ancak hükümet karar alır ise aşı yaptırmayanlara  alışveriş merkezleri, kamuya açık alanlara, resmi kurumlara girişler yasaklanabilir. Çünkü kamu sağlığı ve düzeni söz konusudur.   Peki çocuklarda durum nedir? 

Anayasa Mahkemesi (AYM), 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Yasasında sadece Çiçek aşısının zorunlu tutulduğu, öbür aşıların herhangi bir yasada zorunlu kılınmaması nedeni ile Anayasa’nın 17’nci maddesinde yer alan kişinin maddi ve manevi varlığının korunması gerekçesiyle 2 bireysel başvuruda yerel mahkeme kararını bozdu ve Çiçek dışındadüzenli (rutin) aşıların zorunlu olmadığına karar verdi.  AYM kararlarında, Anayasanın 13. maddesine de gönderme yaparak, temel hak ve özgürlüklerin ancak yasa ilesınırlandırılabileceğini, aşı yaptırıp - yaptırmama kararının bu bağlamda görüldüğü ve eksik yasal düzenleme nedeni ile kişilerin aşıya zorlanamayacağını gerekçesinde belirtti.

Yargıtay 19 hukuk dairesinin 2015 /16 sayılı esas,  2015/ 6675 sayılı kararında ; ‘’Aşının çocuğun gelecekteki bireysel sağlığının yanında toplum sağlığı açısından da yapılması zorunlu olduğu anlaşıldığından, aşı yapılması için anne ve babanın rızası alınmaz’’ denmiştir.

     Çocuğun tedavi olduğu takdirde sakat kalmayacağı, sakatlık oranının daha az olacağı veya ölümden kurtulacağı kanaatine ulaşan hekim;  çocuğun Tıbbi durumu ile ilgili ayrıntılı bir yazı yazarak avukatı kanalıyla aynı gün çocuk mahkemesinden karar aldırabilmektedir.  Bazı aileler çocuğun kurtulma şansı zayıf ve yaşasa bile  sakat yaşayacak diye düşünerek çocuğu alıp eve götürmekte , ölümüne neden olmaktadırlar. Çocuk mahkemelerinden bu şekilde alınan kararlar ile hayatı kurtulan çocuklar vardır.

Ülkemizde genel uygulama arzu edenlerin aşı yaptırması ve de istemeyenlerin aşı yaptırmaması şeklindedir. Çocuklar genellikle koronavirüse yakalansa dahi, hastalığı bir şekilde atlatmakta iken son zamanlarda, çocuklarında hastane yatışlarını gerektirecek düzeyde hastalandıklarına ilişkin yayınlar okumaktayız.

  Terazinin iki kefesi gibi düşündüğümüzde; aşı yaptırmak yaptırmamaya göre çok daha avantajlı görülmektedir. Her ne kadar hem hastalık hem de aşının durumu ile ilgili her şey tam olarak bilinmese de terazinin ağır gelen tarafı icabınca kendim aşıyı yaptırdım. Sırası gelen herkese de yaptırmalarını tavsiye ediyorum. Aşının yan etkileri vardır. Koronavirüs aşısının   yan etkileri , normal aşıdan daha fazladır.Normal aşılarda yan etki sıklığı  milyonda bir civarında iken, koronavirüsteyaklaşık milyondaon gözlenmektedir.Bilmediğimiz çok farklı yan etkiler de çıkabilir. Ama aşı yapılmadığı takdirde olası sonuçlar daha ağır olmaktadır.

 Aşının koruyuculuğu ırktan ırka değişebilmektedir. Kişinin yaşı, cinsiyeti, kronik hastalıklarının olup olmaması aşının etkinlik miktarını değiştirebilmektedir Bu konularla ilgili çeşitli çalışmalar olmakla birlikte henüz yeterli sayıda ve düzeyde çalışmaya denk gelmedim.

Üretici firmalar tarafından iki doz halinde aşı uygulanması önerilmektedir. Bazı firmalar iki doz arasında 14 gün, bazı firmalar ise 28 gün süre bırakılmasını önermektedir. Aşı üreten firmaların üretim kapasitesi,  üretim tesislerinin kapasitesi kadardır. Firmalar söz verseler de aşı üretim kapasitelerinden daha fazla aşı üretmeleri mümkün değildir. Günümüzde üretilmiş olan aşıların tek dozda  dahi olsa,  coranavirus hastalığına karşı kısmen de olsa koruyuculuğu vardır. Bazı ülkeler yaşamın gerçeklerini göz önüne alarak daha fazla kişinin aşı yaptırabilmesi amacıyla 14 gün değil, 28 gün arayla aşılama önermektedir. Çok mantıklı ve doğru bir uygulama olduğunu düşünmekteyim.Aşının ilk  dozundan 10 gün sonra antikor üretimi başlamaktadır.Üretilen antikor miktarı 2. Doz yapıldıktan 15 gün sonra koruyucu miktara ulaşabilmektedir.İkinci doz yapıldıktan 15 gün sonra koruyuculuk başlamaktadır.

     Aşının koruyuculuğu ürettiği nötralizan antikorlar ve lenfositler kanalı ile olmaktadır.Nötralizan antikorların hangi düzeyde olduğu takdirde koruculuk sağladığı ile ilgili araştırmaya rastlayamadım. Bu antikorların düzeyini ölçen test yöntemlerinin hangisindeki hangi rakamın koruyucu olacağını bilemiyorum.

Kan,hücre ve sıvı olmak üzere 2  kısımdanoluşmaktadır. Hücre kısmı ise beyaz hücre (akyuvar)ler ve kırmızı hücre( alyuvar)lerden oluşmaktadır. Akyuvarlar ise tek ve çok parçalı çekirdekli  olmak üzere 2 ana bölümde inceleniyor. Çekirdeği tek parçalı olan akyuvarlar bölümünde monositler ve Lenfositler vardır. Lenfositler konumuz ile ilgilidir. Lenfositler de kendi aralarında sınıflandırılmaktadırlar.  Lenfositlerden  B lenfositler, T lenfositler ve K  lenfositler koronavirüsü tanıyarak nasıl savaşacaklarını öğrenmektedirler. Okuduğum iki büyük çalışmadan birinde 5 ay, diğerinde 7 ay sonra;  nötralizan antikorların kan düzeyinin azalmakla birlikte , halen  kısmen de olsa yüksek olduğu konusunda veriler sunmuşlardır. Her iki çalışmada da esas koruyuculuğun; lenfositlerin koronavirüs ile nasıl savaşacaklarını öğrenmiş olmalarının rol oynadığı yazılıdır. Lenfositlerin çok daha uzun bir süre hafızalarının canlı kalmaları nedeniyle, koruyuculukta rol oynayacağı  düşünülmektedir.Aşının ne kadar süre koruyuculuk sağlayacağını zamanla yaşayarak göreceğiz.

     İki doz aşıyı yaptırdıktan 15 gün sonra koruyuculuk başlamış olsa dahi;  2 metre güvenli mesafe, maske ve temizlikten vazgeçilmemelidir.  Çünkü her virüs ile karşılaştığımızda; nötralizan  antikorlar vücudumuza temas eden virüsleri öldürebilmek  amacıyla kullanılmaktadır.Zamanla ve kullanıldıkça nötralizan antikorlar tükenmektedir, tüketilmektedir. Mutasyona uğramış bir virüs ile karşılaştığımızda ya da yoğun virüs yükü ile temasta kaldığımızda hastalanabiliriz.İkinci kez koronavirüsü atlatanların hastalığı daha ağır geçirebilmeleri, bana deng virüsünü hatırlatıyor.

   Aşıdan sonra oluşabilecek yan etkiler ; Aşı yapılan kolda ağrı, Aşı yapılan kolda şişlik, Aşı yapılan kolda kızarıklık, Aşı yapılan kolda abse, Subfebril Ateş (37,5-38 C arası), Ateş (38 C ve üzeri), Sırt ağrısı, Scapula altı bölge ağrısı, Baş ağrısı, Tansiyon Yüksekliği, Tansiyon Düşüşü,Taşikardi (kalbin hızlı çarpması), Aritmi (düzensiz kalp atışı), Çarpıntı hissi, Anafilaksi (Acil müdahale gerekecek derecede alerjik reaksiyon), Döküntü, Kaşıntı, , bulantı, Kusma, Solunum Sıkıntısı / Nefes Almada Güçlük, , Bayılma, İştah Artışı, İştahsızlık, Karın Ağrısı, Halsizlik, İshal, Koltuk altında lenf bezi şişmesi, , Vücudun değişik bölgelerinde lenf bezi şişmesi, Eklem ağrısı (aşı yapılan kolda), Eklem ağrısı (vücudun değişik eklemlerinde), Eklem şişliği / iltihabı, Vücudun değişik bölgelerinde zonklama tarzında ağrı, Vücudun değişik bölgelerinde bası ile oluşan ağrı, Kolda uyuşma hissi, Yüzde/ağız çevresinde uyuşma hissi, , Vücudun başka kısımlarında uyuşma, Vücudun değişik yerlerinde karıncalanma hissi, Baş dönmesi, Tat kaybı, Koku kaybı, Kollarda güçsüzlük, Bacaklarda güçsüzlük, Yürüme güçlüğü, Uyku hali, Uykusuzluk, Vücudun değişik bölgelerinde elektriklenme hissi olabilir. Burada yazılı olmayan yan etkilerde oluşabilir. Bu yazılanlar sizi korkutmasın.Bunlardan bir yada birkaçının ciddi seviyedeyan etki edecek şekilde görülme oranı yüzbinde 1 yani milyonda on civarındadır. Bunlardan korkacaksanız, ömür boyu evden çıkmayın. Çünkü her evden çıktığınızda trafik kazası geçirme ve ölüm riski yüzde 5 yani milyonda 50 000 dir.Hem  aşı yaptırdım hem de annem aşı  yaptırdı. Aşı yaptırmak ,yaptırmamaktan hayırlıdır.

     Kedi ve köpeklerde de koronavirüs hastalığı gelişebilmektedir.Nationalgeografinin internet ortamındaki 25.4.2020 tarihli sayısında kedilerin koronavirüse nadiren yakalanabildiğinden bahsetmektedir, Ancak bunlardan insanlara bulaşma olup olmayacağı konusunda bilgim yoktur.

Zamanla koronavirüs ile ilgili her şey insanlık tarafından öğrenilecektir.