Yılmaz hoca takımımızın başına geldiğinde futbolculara ‘’İlk devrenin sonuna 5 maç var. Eğer takımda kalmak istiyorsanız, 5 maçta bana bunu ispat etmek zorundasınız. İspat eden kalır, edemeyen gider, yerine yenileri gelir.’’ demişti. Boluspor karşısında futbolcular ‘’Biz burdayız, dimdik ayaktayız. Gitmeye niyetimiz yok.’’ dediler. Zorlu Boluspor deplasmanından alınan 3 puan ne kadar sevindirdiyse de, arkasında soru işaretleri bıraktı...

Önce bardağın dolu tarafından bakalım...Yılmaz hoca gelince, neler değişti?

-Kurtuluş, kaleyi Çağlar’dan teslim aldı...

-Tayyip Talha savunmanın göbeğine yerleşti...

-Galip Güzel oyun kuruculuğa soyundu ve ön liberoya döndü...4-1-4-1 şablonu, şimdi 4-2-3-1...

-Pote istediği toplarla buluşmaya başladı...

-Kanatlara istikrar geldi. Koseçki- Berk ikilisi vazgeçilmez oldu...

-Futbolculara özgüven geldi...Tempo arttı...Yakın ve dikine oynama başladı...2. top kazanma sayısı arttı...

-Daha önce 3 pası birarada yapamazken, maçın 69. dakikasında 24 pası birarada yaptık...

-Rakip ceza alanına çok adamla gidiyoruz, attığımız gollere bakın kaç oyuncumuz var 18 içinde...

Peki...Arka da bırakılan soru işaretleri neler?

-Kırılganlık...İstikrarsızlık...Bu tür maçlarda zor olan, öne geçebilmektir. Biz bunu becerdik hem de iki golle, hem de sezonun en iyi oyunuyla...Ama sonrası? Skorun üstüne yatma çabası...Madem bu futbolu oynayabiliyorsun, neden 90 dakika devam etmiyor? Yılmaz hoca mutlaka bu konulara parmak basacaktır...

Bireysel teknik analize gelince...

Kaleci Kurtuluş kazağı kaptı, iyi de götürüyor. Çizgi kalecisi...Sakatlanma bahanesiyle yere yatıp vakit geçirmeyi, alışkanlık haline getirdi. Hiç hoş değil...

Hakan sezon başından bu yana en istikrarlı oyuncumuz. Banko oynuyor ve bunu da hakediyor ancak ara transferde mutlaka rekabete gireceği bir sağbek alınmalı...Yediğimiz golde ki hatası, eksisi...Orkan’ın attığı golde ki asisti artısı...

Talha Tayyip...Genç oyuncunun hava üstünlüğü, çabukluğu, tandeme hareket getirdi. Ancak deneyimsizliği zaman zaman problem yaratıyor. Uzaklaştıracağı topları tehlike hunisinin dışına kuralını öğrenecek...

Mitroviç...Kötü başladığı maçı iyi bitirdi...İlk yarıda ıska, adam kaçırma...İkinci yarıda savunmada adeta duvar örme...Takımımızın deneyim abidesi...

Orhan...Çaktı golünü...Orijini bek olmamasına karşın, deneyimiyle götürüyor. Yılmaz hoca ara transferde bu bölgeye takviye yaparsa, stoper de daha yararlı olur...

Galip Güzel...Bolu maçı ve Yılmaz Vural ile yeniden doğuyor...Yılmaz hoca deneyiminden yararlanacağını ve Galip’e güvendiğini, ilk gün belirtmişti. Ön libero da Traore ile dönüşümlü oynadı. Özgüven, moral kondüsyon aşılamış ki, daha önce fizik gücü düşüklüğünden şikayetçi olduğum Galip çıkana kadar savaştı, kademeye girdi, topu iyi kullandı...

Traore...Takımımıza kazandıranları alnından öperim...Bu ligin üstünde bir oyuncu. Bulunması gereken her yerde...Kısmet olur da seneye süper lige çıkarsak, süper ligin de bankosu olur...

Orkan Çınar...Kartviziti büyük, oyuna katkısı küçük oyuncu...Geçmişinde Gaziantep, Konya, Beşiktaş var ama takımımıza geldiğinden bu yana yararı yok. Bir defa mevkisi yok, kanat desen olmuyor, forvet arkası hiç değil...Dikkat edin, bunları gol attığı bir maçın ardından yazıyorum. Atletik bir yapısı var ama pozisyon bilgisi yok. Bolu karşısında attığı golü çıkarın bakın, takımımıza ne katkı koymuş?

Berk- Koseçki...Yılmaz hoca kanatlarda bu ikilide ısrar edeceğe benzer, iyi de eder...Zira daha önce ‘’varlık içinde yokluk’’ çekiyorduk. Elinde Berk- Koseçki- Kage- Orkan- Erdal- Emre gibi kanat oyuncuların olsun, kanatlar çalışmasın. Yok böyle bir dünya...Berk ile Koseçki’nin benzer özelliği, her ikisi de topu 3. Bölgeye kadar iyi getiriyorlar ancak orada isabetli pas tercihi konusunda eksikleri var...Her ikisi de çalışkanlar, savunmaya kadar geliyorlar, ısrarda yarar var...

Pote...Bolu karşısında gemisini kurtaran kaptan...Hakan hoca döneminde istediği topları alamıyordu, şimdi alıyor ama değerlendirme de problem var. Hafızalarda hep 2 yıl önce ki Pote var ama şimdi Pote eski fizik gücünde değil ve 36 yaşına. Kabullenmemiz gerekir...Ara transferde mutlaka sprinter, defans arkasına koşu yapacak bir forvetle desteklenmeli...

Anderson...Geçmişte iyiydi, bana şimdi iyi futbolcu lazım...

Moussa Traore...Kim bu çocuk? Burası çocuk yetiştirme yurdu mu?

Emre...Takımın sana ihtiyacı var, kadroya giremiyorsan aynaya bak...

Hakem Volkan Bayarslan maçın önüne geçmedi ve iyi götürdü...

Özetle...Skor iyi...3 puan daha iyi...Ancak bunlar eksiklerimizi örtmemeli. Kaldı belirleyici olacak 3 final maçımız. Oyuncularımız işin ciddiyetinin farkındalar. Ara transferde doğru saptamalarla takviye yapılırsa, koltuğuma yaslanıp maç izleyebilirim. Bu deplasman galibiyetinin taçlanması için, bu hafta içerde Giresun maçını kazanmamız lazım...

xxx

Adanaspor, taraftarlarıyla güzel!

Adanaspor, komşu kentin takımı Hatayspor’u yağmurlu bir havada, 5 Ocak stadının ağır zemininde ağırladı. Futbol kalitesinin yükselmediği, mücadelenin ön plana çıktığı müsabaka golsüz sonuçlandı, puanlar paylaşıldı...

Yağmur Adanaspor’u engelledi...

Adanaspor, topu yere indiren, birbirine yakın oynayıp kısa paslaşmaları seven bir takım. Fakat Adana’da bütün gün yağan yağmur sonucu suyla kaplı zemin, bu tür futbola izin vermedi. Adanaspor’lu oyuncular da yerden oynama da israr edince, Hatayspor karşısında etkili olamadılar. Ağır zeminlerde oynamanın kuralları bellidir.

-Topun dibine gireceksin, yerden oynamayacaksın...

-Fizik ve mücadele gücü yüksek oyuncuları tercih edeceksin...

-Asla geri pas oynamayacaksın...

- Mesafe tanımaksızın şut denemelerinde bulunacaksın...

- Duran toplarla sonuca gideceksin...

Takımımız yerden oynayarak top sürmeye kalkınca, rakip kaleye şut atma da eksik kalınca, oynadığı geri paslar suya takılıp rakibe avantaj sağlayınca, duran top kullanmada etkisiz kalınca, Berkan, Bumba, Doğanay gibi fizik gücü düşük oyuncular tercih edilince galibiyet hayal oldu. Diyeceksiniz ki, Hatay başka zeminde mi oynadı? Hayır... Geçen hafta Altay ile böyle bir zeminde 90 dakika mücadele etmenin avantajını kullandılar. Bizden daha fizikli ve organize oldukları aşikardı. Geçen sezonun kadrosunu büyük ölçüde koruyan Hatayspor, gerçekten takım oyununu iyi uyguladı...

Mücadele ön plana çıkıp, kalite ikinci planda kalınca, futbolcunun fiziki kondisyonu önem kazandı. Berkan- Bumba- Doğanay gibi oyuncular yetersiz kalınca, rakip üstünmüş gibi gözüktü. Biz de fiziğini kullanması gereken Kone ve Robert ileride top saklayamayınca, bir puana razı olduk...

Bireysel analize gelince...

Karaçiç, puan alınmasında baş rol oynadı. Mükemmel fiziği ve cepheden kurtarışları ile, bu ligin üstünde olduğunu gösterdi. Bu formuyla seneye takımımızda kalması zor görünüyor, kaparlar...

Sağbek konusunda ‘’varlık içinde yokluk’’ çekiyoruz. Bu lig için yeterli Berkan- Göksu- Digao var. Ancak, sakatlıklar ve formsuzluklar nedeniyle hiç biri formayı istikrarla kapamadı. Kim oynasa, diğerini aratıyor bu maçta Berkan’da olduğu gibi. Sahaya kaptan çıkan Berkan, sakatlanana kadar mücadelede zayıf kaldı...

Solbek Özkan, oyunun tek savunma yönünü oynayarak, sezon başından bu yana sürekli oynuyor. Hücuma gerektiği anlarda çıkmayınca veya çıktığında isabetli ortalar atamayınca, sol kanattan atak geliştirmek hayal oluyor...

Tandemde Veli- Onur ikilisi ağır zeminde takımımızın ayakta kalan oyuncuları. Hatay forvetlerine izin vermedikleri gibi, duran toplarda ileri çıkarak gol aradılar...

Ön liberoda geçen hafta Kenan’ı kaybettik, bu hafta da Abdülkadir’i...Her ikisi de 45 dakika sonunda sakatlanarak oyunu terketmek zorunda kaldılar. Zaten zemin yerden kısa paslı oyuna izin vermediği için, başarılı gözükmedi. Yerine giren Doğanay, fizik olarak yetersizdi...

Hakan yine çalışkandı ama üretemedi...Ayağında fazla top tutunca ve arkadaşlarına isabetli pas servisi sağlayamayınca, eksik kaldı. Halbuki tam bu maçta, uzaktan şutlarına ihtiyacımız vardı...

Kanatları Bumba ve Gökhan işletemediler...Düşük fizikli Bumba bu zeminde yararlı olama olamadı. Yerine daha fizikli Andaç denenebilirdi. Gökhan topla oynayan, adam eksilten bir oyuncu ama yağmur topla oynamasına izin vermedi...

Kone...Takımımızın yabancı kontenjanını işgal ediyor. Fiziği var, kullanamıyor...İleride top saklaması gerekir, tutamıyor...Defans arkasına koşu, hak getire...Şut dersen yok...Eeee...Niye oynuyor, anlam veremiyorum. Samsunspor ve Göztepe’de niçin tutunamadığını, şimdi daha iyi anlıyorum...

Robert Feczesin...Etkisizdi. Kanatlar çalışmayınca istediği topları alamadı. Zaten sprinter bir yapısı yok...

Ahmet Dereli, sonradan oyuna girince daha yararlı oluyor, tıpkı Demirspor ve bu maçta olduğu gibi. Daha erken oyuna alınabilirdi...

Hatayspor, lige bu yıl çıkmış olmasına karşın, sağlam bir ekip...Ayakta kaldılar ve daha organize, daha kontrollü oynadılar...İkili mücadeleleri kazandılar...Selim Ilgaz ve Caner Hüseyin gibi takımı ileriye taşıyacak iki kanat oyuncusuna sahipler...Bu maçta orta sahayı kalabalık tutup, forvetsiz oynamayı yeğlediler. Halbuki kulübede Diallo, Sinan ve Korkishko gibi golcüler vardı, Hamza’yı tercih ettiler...Kubilay oyunu risksiz organize etti...Murat, Yusuf, Sadi, Yılmaz savaştılar...Sahanın hırçın futbolcusu Gökhan Karadeniz’in oyundan erken alınmasını yadırgadım...

Özetle...Sahada futbol güzelliği yoktu ama tribünlerde vardı...Sevgili başkan Bayram Akgül’ün Güney kale arkası tribününü taraftarlara açması, sevinçle karşılandı. Bu aynı zamanda başkanın taraftarlara zeytin dalı uzatması, beyaz bir sayfa açması anlamına da geliyordu. Bundan sonra tribünleri doldurma görevi taraftarlar düşüyor. Hatay karşısında olduğu gibi küfürsüz, coşkulu takımlarının yanında olmaları gerekiyor...Adanaspor taraftarıyla güzel...