At yarışından anlamam, ancak kıl payı kazanan için “burun farkı ile kazandı” dendiğini duymuşluğumuz vardır. Anlıyoruz ki, burun denilen organ olmasaydı, “burun farkı ile kazanmak” da olmayacaktı. Hatırlarsanız 16 Nisan 2017 Referandumunda da “evet” diyenler “hayır” diyenleri “burun farkı” ile geçmişlerdi. Yine anlıyoruz ki, bunların “burun” denilen organları olmasaydı “burun farkı” ile kazanmaları da söz konusu olmayacaktı! Aslında o referandumda “burunları sürtüldü” ve burunlarını kaybettiler, ama “usta” bir yapıştırıcı, burnu yeniden eğreti de olsa monte edince “burun farkı” ortaya çıktı!

Tamam da, burunsuz insan olur mu? Ben de olmaz diye düşünüyordum ama öğrendim ki varmış!  Sekizinci dereceden memur Kovalev böyle birisi işte! Burnu yok! Neyse, sizi merakta bırakmadan Kovalev ile tanıştırayım. Efendim, sekizinci dereceden memur Kovalev, Gogol’ün “Burun” adlı öyküsünün kahramanı oluyor:

Ukrayna asılı Rus yazar Gogol (1809 – 1852) ilginç tiplemeleri ile değişik bir yazardır. Genellikle döneminin kokuşmuş toplum yapısını, bürokratik cambazlıkları, yolsuzluğu, rüşveti, iki yüzlülüğü, sen benim kim olduğumu biliyor musun diyen kibirli memurları konu edinir.

Yazarın “Burun” isimli öyküsü de ciddi olduğu kadar gülünç, gülünç olduğu kadar gerçek üstü bir toplumsal eleştiridir. Sekizinci dereceden memur Kovalev, bir sabah kalktığında aynaya bakınca şaşkına döner; çünkü burnu yerinde yoktur. Suratı dümdüz olmuştur. Bu haliyle toplum içine nasıl çıkacağını kara kara düşünür. Özellikle de önemli dostları Danıştay Üyelerinin eşlerinin yanına bu haliyle çıkamayacak olması onu kahreder. Yüzünü kapatarak caddede giderken, burnunu görür. Burun, gösterişli bir arabada ve Danıştay Üyesi kılığında gezinmektedir. Bir fırsatını bulup Burun’a durumu anlatmak istese de Burun onu tanımaz! Kovalev, başvurmadık kapı bırakmaz ama derdine çare bulamaz. Gittiği doktor, burnu yerine yapıştırmak için çok uğraşır ama başaramaz! (Doktorun yapamadığını bizim Yüksek Seçim Kurulu başarmıştı!). Şehirde Burun ile ilgili dedikodu yayılır. Halk böyle gerçeküstü şeylere inanır.  Ancak bir sabah kalktığında burnunu yerinde bulur ve çok sevinir. Hiçbir şey olmamış gibi yaşam devam eder. Yeni üst görevlere talip olur, çünkü burnu yerine gelmiştir!

Gogol’ün diğer eserlerinde olduğu gibi, Burun’da da anlatılan toplum yapısını bizim halimize çok benzetiyorum. Her şeye burnunu sokmaktan çekinmeyen büyük bir kitle var. Hayatında ciddi bir kitabı alıp okumamış ama her şeyi bilen tipleri sosyal medyada mebzul miktarda görebilirisiniz.  Kerameti kendinden menkul uzmanların tv ekranlarında her konuda uzman olduklarını ve burunlarından kıl aldırmadıklarının tanığıyız. Cahildir ama burnunun dikine gitmekten geri durmaz, burnundan kıl aldırmaz, her b.ka burnunu sokar!

Dün Soros ile yan yana dururken, bugün muhaliflerini Sorosçu diye eleştiren iki yüzlü liderlerimizin burunla yakın ilgisi var! Dün FETÖ ile sarmaş dolaş olanların, bugün muhaliflerini FETÖ’cü diye suçlamaları sadece yüzsüzlükten değil, burunla da ilgilidir. Sekizinci dereceden memur Kovalev burnunu kaybetmişti, bizimkiler yüzlerini kaybettiği için yüzsüzler! Gogol’ün burnu caddede Danıştay Üyesi kılığında görünmüştü. Bizimkilerin burnu her yerde her kılıkta! Ve her şeyi çok iyi biliyor, her şeye burnunu (pardon kendini) sokuyor!

İktisatçı kılığında faize müdahale ediyor, belediyeci kılığında kupon araziye müdahale ediyor, hukukçu kılığında ihale yasasına müdahale ediyor, diplomat kılığında dış politikaya müdahale ediyor, dünya lideri kılığında dünyaya nizam veriyor! Hatta asker kılığında komutan oluyor, ama kamuflaj da giyse kamufle olamıyor!

Bu tipleri alt kademeden üst kademeye kadar her yerde görebilirsiniz.  Kendini dünyanın merkezi sayan tiplerdir bunlar. Ben bu işi yapabilir miyim diye en küçük endişeleri yoktur. Kendilerini en iyi makam ve mevkinin insanı olarak görürler. Düşünen insana bir görev teklif edildiğinde, “ben bu işi yapabilir miyim” diye düşünür. Düşünme gereği duymayanın böyle bir kaygısı yoktur!

Her şeyi bildiği için burnu Kaf Dağındadır. Burnundan kıl aldırmaz! Her şeye burnunu sokar! Yeni mevki ve makamlara talip olmanın burunla yakın ilgisi olduğunu hatırlatmak istedim!