-Bu yorumları Dünya kupası maçlarının 60 tanesini Tv den canlı, 4 tanesini banddan (aynı saatte olduğu için) izlemiş biri olarak yapıyorum...

-Rusya’da yaklaşık bir aydır devam eden 2018 Dünya kupası maçları, Fransa’nın hakedilmiş şampiyonluğu ile sonuçlandı. 3.031.768 sporseverin izlediği maçta (maç başı 47.371), 169 gol (maç başı 2.64 gol) atıldı ve İngiltere’den Harry Kane 6 golle gol kralı oldu...

-Bu turnuvada ilk defa VAR (Video yardımcı hakem) sistemi uygulandı ve bana göre son derece başarılı oldu. Belki de, en az hakem hatası yapılan oynandı. Teknolojinin futbola girdiği gerçek ama katetmesi gereken çok yol var. Orta hakemler sadece penaltı yorumları ile ilgili ekrana gitmeli, diğer faul, ofsayt, taç,aut kararları hakemin kulağına fısıldanmalıdır. Bu sistem ileride futbolu, yan hakemsiz günlere bile götürebilir...

-Futbol çok çabuk oynanıyor, karar verme ve uygulama süresi çok kısaldı, yoksa presi yiyorsunuz. Bütün takımlar top rakipteyken, topun arkasına geçmeyi başardı. Oyun boyu 20-30 metrelere kadar düştü. Bloklar arası mesafeler yok denecek kadar azaldı. Bu anlayış, top bölgesinde çoğalmayı, alan daraltmayı beraberinde getirdi. Takım bütünlüğü, bireyselliğin önüne geçti. Bu özellikleri mükemmel iş disiplini ile uygulayan Fransa, neredeyse rakip takımları kalesine yaklaştırmadan, yenilmeyerek, hakederek şampiyon oldu...

-4 milyon nüfüslu Hırvatistan’ın final, 10 milyon nüfuslu Belçika’nın yarı final oynaması sürpriz olarak karşılandı. 80 milyon nüfuslu Türkiye’mizbırakın final oynamayı, turnuvaya bile katılamadık. Demek ki, işin sırrı kantitede değil, kalitede... Şampiyon kulüpler turnuvası elemelerinde takımlarımızın karşısına Anderlecht, Brugge, Gent, Dinamo Zagreb, Hajduk Split gibi takımlar çıksa seviniriz. Bu gösteriyor ki, ülkeleri liglerine bakmamak lazım. Yetiştirdikleri yıldızları, Avrupa’nın büyük takımlarına nasıl pazarladıklarına bakmak lazım...Bütün oyuncuları önemli liglerin, önemli takımlarında oynayan bu küçük ülkelerin, bunu nasıl başardıklarına bakmak lazım...Türkiye’de yetişen oyuncularımızında ligimizi yeterli görmeyip, vizyonlarını geliştirmesi lazım...Bir de istikrara, birarada oynama alışkanlığına değinmek istiyorum. Finalde oynayan Hırvatistan kadrosunda, 2008 Avrupa şampiyonasında bizim elediğimiz maçta oynayan Corluca, Modriç, Rakitiç isimlerini görünce, ‘’bizim milli takımda 10 sene öncesinden kaç futbolcu var’’ sorusunu sordum kendime...Geçenlerde internette Belçika 12 yaş alt yapı kadrosu ile ilgili bir resim gördüm. O resimde, şu anda yarı final oynayan Belçika milli takım kadrosunun neredeyse yarısının aynı karede olması, herhalde ‘’Başarı, tesadüfen olmaz’’ sözünü akla getiriyor...

-2018 Dünya kupasında dikkatimi çeken bir başka konu, futbolcuların sakatlanma numarasıyla vakit geçirmek, oyun süresinden çalmak gibi düşüncelerinin olmaması...Türkiye’de hastalık haline gelen bu konuya mutlaka çözüm getirmesi lazım...Elbette işin başı eğitim ama hakemlere de verilecek 2 talimatla bu konu önemli ölçüde çözümlenebilir...1) Sahadan çıkacak oyuncu, sahayı orta hakemin işaret edeceği en yakın çizgiden terkeder.2) Sahaya doktor girmez, hakem doğrudan sedye çağırır, doktor müdaheleyi çizgi dışında yapar...

-Son sözüm Rusya’da ki organizasyona...Ülke olarak önemli bir organizasyonun altından başarı ile kalktılar...Son final maçında ki sahaya giren bir kaç kişi hariç, mükemmel götürdüler ve bir futbol ülkesi olduklarını kanıtladılar. Televizyon çekimleri hatasıza yakındı. Tribünlerde ki renk cumbuşu, kültülerin kardeşliği görülmeye değerdi. Umarım, ülkemiz de hem bu tür organizasyonlara katılır, hem de organize de ev sahibi olur...