erolsennur @ hotmail.com

     SSK ların ilk ortaya çıkış hikayesinin bilinmesi önemlidir. yıllar önce birkaç işçi bir araya gelerek kendi aralarında para toplamışlar ve  ihtiyacı olana yardımcı olmuşlardır. Sağlık yardımı, evlendiğinde yardım, çocuğu olduğunda yardım, ev alırken yardım şeklinde devam etmiştir. Dışarıdan bu durumu gözlemleyen işçiler de bu gruba dahil olmak istemişlerdir. Daha sonra katılımcı sayısı arttıkça , bu iş kurallara bağlanmış ve bir düzene oturmuştur. Kendi aralarında para toplayan kişi sayısı arttıkça devletin müdahalesi ve kontrolü zorunlu hale gelmiştir. Sosyal Sigortalar Kurumu bu şekilde ortaya çıkmıştır. 

      Her ay ödenen sigorta primi

  1- kısa vadeli sigorta kolları primi (%2),  

  2-malullük yaşlılık ve ölüm sigortası primi ( mevzuatımıza göre %20 olup %11 i işveren,%9 u çalışan tarafından ödeniyor.),

  3-genel sağlık sigorta primi (%12,5 olup %7,5 u işveren ve %5 i çalışan tarafından ödeniyor.),  

  4-işsizlik sigortası primi (%3 olup  %2 si işveren ve %1 i çalışan tarafından ödeniyor.)

  5-sosyal güvenlik destek primi ( % 30 olup %22,5 u işveren ve %7,5 u çalışan tarafından ödeniyor.)

  Bu primlerin her biri ayrı kalemler  ve  yüzdeler şeklinde Sosyal Sigortalar kurumuna yatmaktadır. Çalışanın payına düşen primleri işveren yatırıp, kalan maaşını net olarak ödemektedir. Sonuç itibarı ile yaşlılık bölümü için yatan para emekli maaşları şeklinde ödenirken, sağlık primi için yatan para tedavi için kullanılmaktadır. Artan para diğer bir sigorta kolu dahil başkaca hiçbir yerde kullanılamamaktadır. Bir sigorta kolunun para ihtiyacı olsa dahi, başka bir sigorta kolundan buraya para aktarımı yapılamamaktadır. Bunun bu şekilde olması da harika bir şeydir. Yoksa konu suistimale  çok açık bir şekil alırdı. 

Maaş bordronuzda hangi sigorta koluna prim yatmış ise o sigorta kolu ile ilgili haklarınız olur. Bordronuzda , bir sigorta koluna prim yatmamış ise o sigorta kolu ile ilgili hiçbir hakkınız ve talebiniz olamaz. Çıraklarda yaşlılık primi yatmadığı için sigorta başlangıç tarihi olarak çıraklık dönemi baz alınmamaktadır. Bunu nedeni de burada anlattıklarımdır.

      Emeklilikte yaşa takılanlar büyük bir haksızlığa uğramışlardır. sigorta primleri ilk toplandığında sigorta primi yatıran kişi sayısı çok, ancak emekli maaşı alan kişi sayısı az idi. Bu sebepten toplanan prim erken yaşta emekli olunduğu halde yeterli geliyordu. Ancak günümüzde toplanan prim emekli maaşlarını karşılamaktan uzaktır. Aynı şekilde sağlık için toplanan prim de sağlık giderlerini karşılamaktan uzaktır. Hükümet düzenli olarak sosyal güvenlik kurumuna para aktarmaktadır. Aksi durumda emekli maaşlarının ödenmesinde, sağlık giderlerinin ödenmesinde SGK nun topladığı paralar yetmeyecektir. Ancak normal şartlar altında sosyal güvenlik kurumunun topladığı paralar ile yaptığı harcamaların denk olması gerekmektedir. Her ne kadar emeklilikte yaşa takılanlar büyük bir haksızlığa uğramış olsa da, bu kişilere hakları olan emeklilik şansı tanıdığında emeklilik primi için toplanan paranın bu kadar fazla sayıda kişiye yeterli gelmemesi neticesinde uzun bir süre emekli maaşlarına zam yapılamaması sonucunu doğurabilir.  Burada şu soru ortaya çıkıyor. Hakkı olana hakkını verip uzun yıllar boyunca emekli maaşlarına zam yapılmaması ya da zaten yetersiz olan emekli maaşlarının düşürülmesi mi ?  Yoksa emeklilikte yaşa takılanlara haklarını vermeyip zaten yetersiz olan emekli maaşlarının enflasyon oranında artmasına devam etmek mi? Ben ve aile üyelerimin tamamına yakını emeklilikte yaşa takıldık.

Zaman zaman mahkemelerde görülen davalarda Sosyal Güvenlik Kurumu bütçesinin güçlendirilmesi amacıyla yapılan bazı uygulamaların hukuka uygun olduğuna dair kararlarda verilmektedir. Şu anda emeklilikte yaşa takılanlara hakları verildikten sonra, bu sefer 65 yaşını beklemek zorunda olanlar da eşitlik ilkesinden hareket ile erken emekli olmak isteyeceklerdir. Bu açıdan düşündüğümüzde her ne kadar emeklilikte yaşa takılanlara haksızlık olsa da sistemin değiştirilmemesinin mantıksal açıdan doğru olacağı kanaatindeyim. Ancak hükümetin 25 yıl hizmeti dolduran herkese, sağlık hizmetlerinden emekli olmuş gibi faydalanma şansı getirmesinin doğru olacağı kanaatindeyim. Madem emekli olamıyorlar, en azından tedavilerini yaptırabilsinler.       

      Ülkemizde kim iktidar olursa olsun, sosyal güvenlik hukuku ile oynamaması gerektiğini düşünüyorum.

      Peki yurt dışında durum nedir? Kendi mevzuatları gereği emeklilik fonları oluşturulmuştur. Bu emeklilik fonları Finans kurumlarında değerlendirilmektedir. Bizim SSK ya  yatırdığımız primlerin,  bankaya yatırılmış şekli gibi düşünün. Emeklilik fonları iflas ederse; devlet güvenceleri olmadığı ve kişilerde yaşlanmış oldukları için, rahat yaşayabilecekleri bir imkan kalmıyor.Sokaklarda yatıp kalkıyorlar, hayır kurumlarının dağıttığı çorbalardan içiyorlar.

      Ülkemizde sosyal güvenlik kurumunun sistemi; hem felsefede ki toplumsal sözleşme hem de devletimizin katkıları olduğundan insanlarımız için en güvenli sistemdir. Bu da Türkiye'de yaşayanlar için çok büyük bir şanstır..