Her yıl 24 Nisan günü geldiğinde, “Ermenilere soykırım yaptığımız” iddiası ısıtılıp önümüze getiriliyor. Bu konuda zaman zaman düşüncelerimi yazdım, bu defa da muteber kabul ettiğim üç görüşü paylaşmak istiyorum.

Birinci Dünya Savaşında, 1915 yılı Osmanlı coğrafyasında Doğu Anadolu’daki Ermenilerin bölgeyi işgal eden Rus ordusu yanında hareket etmesine bir tepki olarak alınan tehcir (zorla göç ettirme) kararı gereğince Ermeniler bölgeden sürüldüler. Türklerle Ermeniler arasında kanlı olaylar yaşandı. Ermeniler bunun bir soykırım olduğunu iddia ediyor. Türkler ise soykırım olmadığı görüşünde. Bugüne kadar Ermeni ve Türk tezleri doğrultusunda çok sayıda kitap, makale, rapor yayınlandı. Her iki tarafın tezlerine ait yayınların önemli bir kısmına göz atmışlığım var. Bu olaylarda Türklerden de Ermenilerden de önemli miktarda insan öldü. İttihat ve Terakki’nin ideologlarından Ziya Gökalp, bu olay için “karşılıklı öldürme” anlamına gelen “mukatele” kavramını kullanır. Bazı yazarlar da “ortak acı” kavramını kullanmaktadır. Burada taraflardan birinin tezini savunan yayınlardan bahsetmek istemiyorum. Türk tezine yakın yayınları olan JustinMcCarty, Edward J. Erickson, GuenterLevygibi batılı yazarlardan bahsetmeyeceğim. Ermeni tezini savunan RaymandKevorkıan, VahaknDadrian, Taner Akçam gibi yazarlardan da bahsetmeyeceğim.

Kendimce daha objektif kabul ettiğim üç kaynaktan bahsetmek istiyorum. Bunlar, AİHM, İlber Ortaylıve Mehmet Ali Aybar’ın görüşüdür.

  • İLBER ORTAY’LININ GÖRÜŞÜ

İlber Hoca 5 Haziran 2016 günkü Hürriyet’te bu konuda kısa bir açıklama yayınladı. Hoca’ya göre, “soykırım suçu hem geçmiş hem de gelecek kuşakları kapsayan son derece yaralayan ve damgalayıcı bir suçtur. Türkiye tarihinde hiç kimse bu suçlamayı hak etmiyor.  Her boğazlaşma, her etnik çatışma ve karşılıklı katliam (mukatele) “genocid-soykırım” olarak nitelendirilemez. ReichAlmanyası’nın bu özgün suçu (…) olsa olsa yayma gayretidir. Almanya’daki tasarıyı destekleyenlere , “Siz kendinize suç ortağı arıyorsunuz” demeli. Almanlar Holokost’u dünyaya yaymaya çalışıyorlar. Yahudilere yapılanların her yerde olduğunu milletlere empoze etmek, aşılamak, böylelikle kendilerini arındırmak istiyorlar. Cem Özdemir, birkaç sene evvel tarihin tarihçilere ait olduğunu söylemişti, bugün anlaşılan kariyerinde ayrı bir tırmanma yolu seçmiş. (…) Bu yaklaşımları mantıken tasvip etmek mümkün değil.”İlber Hoca’nın görüşü bu şekildedir ve benim açımdan da muteberdir.

  • AİHM’İN GÖRÜŞÜ

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), bugün Türkiye de dahil bir çok ülkenin kabul ettiği uluslararası bir mahkemedir. Kendi ülkelerinde haksızlığa uğrayanların başvurduğu bir mahkemedir ve kararlarının objektifliği genellikle kabul edilmektedir. AİHM’in 17 Aralık 2013 tarih ve 27510/08 Başvuru no’lu“PERİNÇEK İSVİÇRE KARARI”nda 1915 olaylarının Yahudi soykırımı ile mukayesesi yapılarak görüş belirtilmektedir. Doğu Perinçek’in İsviçre’de “Ermeni soykırımı uluslararası bir yalandır” demesinin, İsviçre yasalarına göre suç sayılarak İsviçre mahkemesinde ceza alması üzerine konu AİHM’e taşınmıştı. AİHM konu hakkında hayli uzun ve ayrıntılı bir karar verdi. Burada sadece önemli gördüğüm kısımlarından kısa alıntılar yapacağım.  Mahkeme, “tarihi bir gerçeğin araştırılması ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası iken, tarihçiler arasında halen devam eden bir tartışmaya tarihi mesele hakkında hüküm vermek bize düşmez” diyor.  “Soykırım” kavramının  hukuki bir kavram olduğu da özellikle vurgulanıyor. Bu olayın soykırım olduğu konusunda genel oydaşma ve bilimsel oydaşmanın mevcut olmadığını belirterek, “bu bağlamda, iş bu dava, Holokost suçlarının inkarına ilişkin davalardan açıkça ayrılmaktadır” diyor. AİHM’in bu cümlesine göre, Ermeni olaylarının Holokost (Yahudi Soykırımı) ile bir benzerliği yoktur. Sonuç olarak başvurucunun (Perinçek’in) mahkum edilmesini ileri süren İsviçre’nin gerekçelerinin tümünün yerinde olmadığı kararını da veriyor. Bu karardaki önemli husus, Ermeni olaylarının Yahudi soykırımı ile eşit tutulamayacağına vurgu yapılmış olmasıdır. (Karar kitap olarak da yayınlandı. Sıkıcı hukuk metinlerini okumaktan sıkılmıyorsanız, Kaynak yayınlarından 2014 yılında çıkan kitabı okumanızı tavsiye ederim.)

  • MEHMET ALİ AYBAR’IN GÖRÜŞÜ

Mehmet Ali Aybar, Türk solunun önemli ve özgün kişilerinden biridir. Siyasetçi, hukukçu ve kanaatimce önemli bir fikir adamıdır. TİP’in Genel başkanlığını da yapmış, fikir namusuna sahip bir aydındır. Sovyetlerin bazı komşu ülkelerini işgal etmesi üzerine TİP içerisinde bazı önemli solcu önderlerin, örneğin Behice Boran, Sadun Arengibi solcu önderlerin Sovyet işgaline destek vermesine karşın, Mehmet Ali Aybar dürüst bir tavır alarak Sovyet işgaline karşı çıkmıştır. Bu onurlu davranışı solda bölünmeye dahi yol açmıştır.  İşte fikir namusuna sahip bu değerli insan, bir vesile ile Ermeni meselesi konusunda da görüşlerini açıklama gereği duymuştur. ABD’nin Vietnam’da yaptıklarını yargılamak için değişik ülkelerden 25 aydının oluşturduğu bir özel mahkeme kurulmuştur. Bu 25 aydından biri de Türkiye’den Mehmet Ali Aybar’dır.  Mahkemenin Başkanlığını ünlü İngiliz filozof BertrandRussell, Başkan Yardımcılığını  ise Fransızların Varoluşçu filozofu Jean-Paul Sartre yapmaktadır. Mahkeme çalışmasını devam ettirirken, J. P. Sartre, bir rapor sunar ve raporunda “1915’de Türklerin Ermenilere yaptıklarının soykırım olduğu” savunulmaktadır. Sartre’ın bu görüşlerine karşı çıkan Mehmet Ali Aybar, Sartre ile bu konuyu tartışır ve bu olayın “soykırım olmadığı” konusunda Sartre’ı ikna eder. Sartre da, raporundan bu konuyu çıkarır. Burada ilginç olan husus, Mehmet Ali Aybar’ın, dünyaca ünlü egzistansiyalist (varoluşçu) filozofu ikna etmesi ve onun da ikna olup, bunu raporundan çıkarmış olmasıdır. Bizim bir kısım solcularımızın “Ermeni Soykırımını” kabul etme eğiliminde olduklarını gözlemlediğim için, özellikle solda hatırı sayılır bir saygınlığı olan Aybar’ın görüşlerini belirtmek istedim. Aybar bu konuyu “Türkiye İşçi Partisi Tarihi” isimli kitabında anlatmaktadır.

Benim değer verdiğim üç görüşü alıntıladım. Görüş sahipleri benim için muteberdir ve ben de bu görüşlere katılıyorum.  Bunu yazmaktaki amacım, görüşlere katılmasanız dahi, red-kabul şeklindeki rutin görüşlerin dışına çıkarak, kafalarda soru işareti bırakmayı sağlamaktır. Umarım amacına ulaşır.