“Fetvalar Savaşı” 2018 başlarında Maya Akademi Yayınları’ndan çıkmış bir yakın tarih araştırması. Yorumlarını sosyal medyadan takip etmeye çalıştığım Ömer Sağlam ile kızı Meltem Sağlam’ın ortak kitabı.  Ömer Bey, Türkiye Diyanet Vakfı’nda çeşitli görevlerde bulunmuş. Başka kitapları da var. Mesela “Kadına Dayak Allah’ın Emri(mi)dir?” isimli kitabını doğrusu merak ediyorum. Fetvalar Savaşı, Meltem Sağlam’ın ODTÜ Tarih Bölümü mezuniyet tezi üzerine, Ömer Bey’in de katkıları ile hazırlanmış.

Tarih araştırması olduğu kadar güncel olduğunu düşündüğüm bir konu. Günlerdir Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Kadir Mısıroğlu isimli şahsa yaptığı hasta ziyaretini, ona verdiği değeri tartışıyoruz.

Kadir Mısıroğlu denilen zatın Atatürk için eleştiri sınırlarını çok aşan ağır laflarını sosyal medyada görmeyen kalmadı. Bu adam “keşke Yunan kazansaydı” diyecek kadar da hain biri.  On kasımda kenefe gidin diyecek kadar kendinden geçmiş. Bu hain, sadece Atatürk düşmanı değil, samimi dindar bir Müslüman olan ve hatta bir çok kaynakta İslamcılık akımının bir temsilcisi olarak da kabul edilen Mehmet Akif Ersoy’a da “pezevenk” diyecek kadar ileri giden biri.

Mehmet Akif için bakın ne diyor: “Yunanla öç için mi dövüştün de “ebediyyen sana yok ırkıma yok izmihlâl” diyorsun. İstiklâl Marşı’nda bunları hiç düşünmemişler. Seksen sene sonra Yunan’ı hâlâ Sakarya’da mı vehmediyorsun da “korkma” diye başlatıyorsun?  Niye korkacağım lan! Dünya benden korksun pezevenk! Mehmet Akif serserinin teki!” Adamın, İstiklâl Marşı’ndan, bu marş içindeki “kahraman ırkım”dan ve Mehmet Akif’ten hiç hoşlanmadığı belli.

İşte tanıtmaya çalıştığım Fetvalar Savaşı isimli kitap, tam da bu vatan hainine cevap olacak nitelikte. Aynı zamanda bu haini ziyaret eden şu anki Diyanet İşleri Başkanının durumunu da tahlil etmemize yarayacak özelliklere sahip.

Kitabın ilk bölümü dinin fert ve toplum üzerindeki önemi üzerine. İkinci bölümde Atatürk’ün dinle ilgisi ele alınmış. Üçüncü bölüm Atatürk’ün halifelik üzerine görüşlerine ayrılmış. Biz daha çok kitabın ana kısmını oluşturan “İstiklâl Savaşında Din Adamlarının Rolü” başlıklı dördüncü bölüm üzerinde durmak istiyoruz. Burada millî mücadeleye destek olan din adamlarına yer verilmiş ve bazıları üzerinde de açıklamalar yapılmış. Bunlardan biri Mehmet Akif’tir. Akif, camilerde verdiği vaazlarla halkı millî mücadeleye yönlendiren ateşli konuşmalar yapmış ve bu milletin millî marşını yazmıştır.

Millî Mücadeleye destek veren önemli isimlerden biri de Rıfat Börekçi’dir. O zamanlar Ankara Müftüsü olan Börekçi, Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin de başkanıdır. Müftü efendi, elindeki mendile sarılmış bir miktar parayı Ankara’ya gelen Mustafa Kemal’in eline tutuşturur. Börekçi’nin en önemli rolü, hazırladığı fetvadır. Çünkü Millî Mücadele aleyhinde olan Dürrizade isimli Şeyhülislamın hazırladığı fetva halkın kafasını karıştırmaktadır. Dürrizade’nin fetvasını etkisiz hale getirmek için Rıfat Börekçi ve 153 müftü/din adamının hazırladığı karşı fetva halka duyurulur ve etkili olur. Atatürk, Börekçi’nin millî mücadeleye olan katkısını ve vatanseverliğini hiç unutmaz. Daha sonra genç cumhuriyetin ilk Diyanet İşleri Başkanı olur ve ölünceye kadar bu görevde kalır.

Bir tarafta “keşke Yunan galip gelseydi” diyen, Mehmet Akif gibi bir dürüstlük abidesine “pezevenk” diyen bir hain, bir tarafta bu haini resmi kıyafeti ile ziyaret eden şu anki Diyanet İşleri Başkanı. Ve bir tarafta da 1920’lerin yokluk ve kıtlık ortamında, millî mücadeleyi baltalamaya çalışan din adamlarına karşı cebinden çıkardığı birikmiş parasını Atatürk’e uzatan ve ülkesini sonuna kadar savunan ve seven din adamları.

Fetvalar Savaşı, kolay okunan küçük boyutlu bir kitap. Küçük boyutlu ama içerdiği konular itibariyle sadece tarihsel değil, güncel bir kitap. Anlayana çok şey anlatıyor. Baba - kız yazarlarının da ellerine, kalemlerine, kalplerine sağlık.