Diyanet İşleri Başkanına muhalefet olsun diye söylemiyorum; ben “Günaydın” kelimesini çok severim. Ali Erbaş’tan önce de severdim, sonra da seviyorum. Biliyorsunuz, Diyanet İşleri Başkanı, “Günaydın, tünaydın gibi selamlaşmalar, cahiliye dönemini andırıyor” demiş!

Bunu ne zaman söylemiş diye merak ettim. Öğrendim ki, birkaç yıl önce iktidar yanlısı bir gazetede Ramazan ayında yazılar kaleme almış ve bu yazılar daha sonra kitap haline getirilmiş. “Ramazan Günlükleri” isimli kitapta geçiyormuş bu ifadeler. Söz konusu kitap, Diyanet Yayınları arasında çıkmış, yani Diyanet’in parasıyla basılan bir yayın.

Şimdi gelelim, “Günaydın” demek iyi bir şey mi kötü bir şey mi meselesine. Kelimenin anlamından ve hangi amaçla söylendiğinden hareket ettiğimizde, bu sözün muhatabına “aydınlık bir gün” dilemekten başka bir şey olmadığı çok açıkça anlaşılır. Bir insanın, komşusuna, arkadaşına, ya da karşılaştığı ve hiç tanımadığı bir insana böyle iyi dilekte bulunmasının cahiliye adeti denilerek kötülenmesini anlamakta zorlanıyorum. Bütün dinler gibi İslam dini de iyiliği emreder, kötülüğü yasaklar. “Günaydın” kelimesinin de iyilik dilemek anlamına geldiği düşünüldüğünde, bunu söylemenin dinen sakıncalı değil,, tam tersine dine uygun olduğu sonucuna ulaşılır.

Bunları söylerken, “Selamün aleyküm” şeklindeki selama karşı olduğum anlaşılmasın. İsteyen istediğini söylesin, benim için sakınca yok. Dinsel açıdan ikisinin de sakıncalı olduğunu kabul edemem. Bazı ilahiyatçılar “Selamün aleyküm” sözünün 4 bin yıllık Yahudi geleneği olduğunu söylüyor. Muhtemelen doğrudur, çünkü tek Tanrılı dinlerde devamlılık gösteren uygulamalar hep vurgulanmıştır. Özellikle Museviliğin bir çok ritüelinin Müslümanlığa geçtiği de bilinmektedir. “Selamün aleyküm” sözünün Yahudilikten gelmesi de beni rahatsız etmez. Dediğim gibi, isteyen istediğini kullansın.

Diyeceksiniz ki, sen ilahiyatçı mısın da böyle dinsel bir konuda fetva veriyorsun. Evet, bu konuda fetva veriyorum, çünkü “Günaydın” demenin dinen bir sıkıntı oluşturmayacağını söylemek için ilahiyatçı olmaya gerek yok. Bunu sokaktaki sıradan insan da bilir. Birisine gününü aydınlık içinde geçmesi temennisinde bulunmanın din açısından sakıncalı olduğunu söyleyen insanda bir anormallik, bir problem olması gerekir. İyilik dilemenin neresi kötüdür?

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, İslam tarihinde saray ve saltanat geleneğini başlatan Emeviler ve bu bağlamda Muaviye yolunda gitmeyi tercih etmiş görünüyor. Oysa Emeviler ve Muaviye İslamı özünden saptırmada ciddi rol üslendiler ve onların bu saptırmaları bugüne de yansımış durumda. Bugün aynı zihniyet “Demokrasi Müslümanların yönetimi” olamaz diyor. Bunu bir İslamcı profesör de söylüyor, Taliban da söylüyor! Oysa Mecelle’yi yazan Ahmet Cevdet Paşa, içtihatların zamana ve günün koşullarına göre değişeceğini söylemişti. Mehmet Akif, “asrın idrakine söyletmeliyiz İslamı” demişti”.

Ruhu kararmış kişiler “Günaydın” demekten korkabilir. Çevrenizdeki insanlara “Günaydın” diyerek, dostluğunuzu gösterin lütfen. Ali Ebaş’ın söylediğinin dinsel açıdan da hiçbir ciddiyeti ve geçerliliği olmadığını bilmenizi isterim. Herkese Günaydın!