Samet hoca döneminde Gökhan İnler ile sohbet ediyoruz. Diyorum ki...'' Gökhan İnler... Kariyeri inkar edilemez, oynadığı takımlar ortada. Ama Adana Demirspor'da ön liberoda kısıtlı alanda oynuyorsun. Halbuki ceza alanına daha yakın olmalı, Beşiktaş ve Başakşehir'de oynadığın dönemlerde kaleye gönderdiğin füzelere, Adana'lılar da şahit olmalı''...Cevabı ''Hocamın verdiği görevleri yapmaya çalışıyorum'' oldu. Montella hocanın verdiği özgürlük sonrasında Gökhan İnler, Fenerbahçe kalesine öyle bir füze yolladı ki, ''Hah...İşte bu'' dedim. Tam bir senedir formamızı giyiyor, daha önce denemeleri de olmuştu ama beklediğim füzeyi Saraçoğlunda filenin tavanına yapıştırdı. Füzeyi ölümsüzleştirmek adına, maçta giydiği formayı açık arttırma ile satarak gelirini yardım kuruluşlarına verme projesine imza attı. Devamını bekliyorum...

Büyük maçlar kalite ve tecrübe ile kazanılır...

Montella hoca geldiğinden bu yana orta üçlü tercihini büyük ölçüde Stambouli- Sinan- Bjarnason'dan yana kullanmıştı. Fenerbahçe karşısında Stambouli- Gökhan- Belhanda'ya görev verdi. Bu üçlü büyük maçları fazlasıyla oynamış, deneyim abideleriydi. Gökhan ve Belhanda futbola susamış, fizik olarak hazır duruma gelince de, formayı kapmışlardı. Sonuçta Fenerbahçe deplsmanından mutlu ayrıldılar galibiyet gollerine imzalarını atarak...

Giren çıkan farketmiyor...

Montella hoca öyle bir takım olgusu, öyle bir aile havası yarattı ki, takımımız kompakt, birbirine yakın, yardımlaşan bir düzende oynuyor. Fizik kondisyonumuz üst düzeyde. Oyunun boyu uzamıyor, üzerimize gelen takımlar olduğunda, hızlı oyuncularımızla kontratak oyununa geçiş yapabiliyoruz. İşin enteresan yönü, erken saatlerde oynanan ve 2-2 sonuçlanan FB(19)- ADS(19) maçında da genç oyuncularımızda da aynı bütünlüğü, takım olgusunu gördüm. Giren çıkan farketmiyor. Takımımızda sezon başından bu yana ilk 11 şansı bulan Simon Deli ve Rassoul gibi oyuncular olmamasına karşın, yerlerine oynayan Tayyip ve Kaan aynı randımanı sergileyebiliyorlar...

Rakip, ahı gitmiş, vahı kalmış Fenerbahçe...

-Sahaya yardımcı hoca ile çıkan Fenerbahçe...

-Takım olma olgusundan uzak Fenerbahçe...

-Sadece birkaç oyuncusunun fiziki olarak ayakta kaldığı, diğerlerinin kondüsyonunun yerlerde süründüğü Fenerbahçe...

-İsmi büyük oyuncuların, saha da üretmediği Fenerbahçe...

-Rakibini analiz etmeyen bir Fenerbahçe...

- Yönetimini istifaya davet eden, takımımızı alkışlayan Fenerbahçe taraftarı...

Kısa kısa...

-Maçın hakemi Halil Umut Meler, takımımız aleyhine verdiği ucuz penaltı dışında, sorunsuz maç yönetti...

-Kalede Muriç'e iş düşmedi, düştüğünde de görevini yaptı...

-Kaan Kanak'ın Belhanda'ya asisti nefisti...

-Yunus ve Vargas'a önlem alınmasına karşın, önemli  kanat atakları geliştirdiler...

-Assombalonga, Balotelli'nin yokluğunda rakip defansı zorladı...

Özetle...

Çok kıymetli Teknik Ve İdari kadromuz, çok yetenekli oyuncularımız var. Takımda tıkır tıkır işleyen bir düzen var. Ocak transferinde Montella hocanın planları doğrultusunda gereken takviyeler yapılırsa, hedefimizi üst sıralara taşıyabilir, Hah işte bu diyebiliriz...