Adana Demirspor beni şaşırtmaya devam ediyor. Umutlu gittiğimiz Altınordu deplasmanından elimiz boş dönüyoruz. Geride bıraktığımız 21 hafta da 26 puan toplamışız. Kalan 13 maçta 26 puan daha toplayabilecek miyiz? Zira, ilk 6 ya kalabilmek için en az 52-53 puan gerekli. Geçen sene Balıkesir 52 puanla ilk 6 yı yakalayabilmişti. 21 maçta 26 puan...13 maçta 26 puan... Yani her maça 2 puan... Oldukça zor görünüyor ama tek çare önümüze bakmak...

Kanatlar çalışmayınca...

Sezonun ilk yarısında başarısızlığımızı, kanatların çalışmamasına, kurtarıcımız Pote’ye yeterince servis yapılmamasına bağlıyordum. Ocak transferinde 5 oyuncu aldık ama sorun hala devam ediyor. Altınordu karşısına sadece 2 yeni transferle çıktık. Tiago’nun fiziki yetersizliği, Leroy’un bölgesinin gereklerini yerine getirememesi sonucu hücumda etkisiz kaldık. Leroy’un arkasında oynayan ve sezona yüksek form düzeyi ile başlayan Göksu hayal kırıklığı  yaratınca, sağ kanattan akın geliştiremedik. Sol kanatta Waldison yetersiz fizik gücü ile oyunun iki yönünü birden oynamaya kalkınca, hücum da etkisiz kaldı. Oğuzhan sol kanadı çalıştırmaya çalıştı ve ortasını Pote’nin kafasına nişanlayınca golü bulduk. Maalesef, sadece bir çiçekle gül bahçesi olmuyor...

Orta alan dirençsiz...

Engin hocanın oyun felsefesinde orta alanı dirençli elemanlarla domine etmek vardır. Ancak bu kadro ile, hele hele çok koşan, genç Altınordu karşısında orta alan hakimiyeti sağlamak hiç kolay değildi ve olmadı. Mehmet Taş- Servan- Leroy- Tiago- Waldison beşlisi birbirlerine yakın oynamadılar, alan daraltmadılar, rakibe temas etmeden oynadılar. Altınordu gençleri ellerini kollarını sallaya sallaya bu alanı rahat geçtiler. Rakibi ısıran Berkay yedek oturunca, rakibe yeterli reaksiyon gösteremedik...

Defansın hava üstünlüğü kuramaması...

Defansımızın göbeğinde uzun boylu Onur- Raspopoviç  ikilisi oynuyor. Hemen önlerinde yine hava üstünlüğü olan Mehmet Taş oynuyor. Dakika 92...Rakip duran top kullanıyor. Çıkın vurun be kardeşim...Biriniz vurmazsa, diğeriniz vurun...Uzaklaştırın topu kalemizden...Biri boşa çıkıyor. Diğeri zamanlama hatası yapıyor...Bu topu uzaklaştıramıyorsanız, bu takımda işiniz ne?

Kalede Zülküf...

Geçen haftanın kahramanı Zülküf, ilk golde müdahele edemeyerek gole sebebiyet verdi. Maç boyunca iki önemli kurtarışa imza atmasına karşın, yenilgiye engel olamadı...

Gelelim Engin hocaya...

-Sahada bu kadar fizik gücü düşük oyunculara  89 dakika tahammül etti. Değişiklikler daha önce yapılmalıydı...

-Beraberliğe razı görüntüden bir türlü kurtulamadı. Rakip kalede pozisyonumuz yok...

Orta alanın kanatlarında oynayan oyuncuların, oyunun her iki yönünü oynayabilen oyunculardan oluşturulması taraftarıyım ve hocanın bu kararına saygı duyuyorum. Ancak elinde bu kapasitede oyuncun varsa...Nerede bulacaksın geçen sene ki Nduka gibi oyuncuyu? Hücum yönü yüksek, fizik gücü düşük oyuncularla bu sistemi oynayamazsın... Leroy- Grbiç- Sercan- Waldison-Tiago gibi isimleri defansif anlayış adına zorlarsan, ileride ki etkinliklerini sıfırlarsın...Eğer bu oyunculara özgürlük tanırsan, hücumda iş bitirmelerini beklersen, oyun sistemini 4-3-3 çevirip dirençli, çok koşan, rakibi rahatsız eden, kanatları kapatan orta üçlü (Belki de dörtlü) oluşturmalısın...

Birer cümleyle...

Hakemlik olay yoktu, Ali Şansalan maçın önüne geçmedi...

Zemin berbattı...

Takımımızı desteklemeye giden bir avuç seyircimiz, stadı inletti...

İzmir’in dağlarında çiçekler açtırmaya gitmiştik ama lastik patlattık...

Tek çare...Önümüze bakmak...Balıkesir’i yenmek...