Klasik iktisat ekolünün Adam Smith ve D. Ricardo ile birlikte, üçüncü önemli ismi Thomas R. Malthus (1766-1834) olup, daha çok nüfus teorisi ile ünlenmiştir. İktisatçı kimliğinin yanında, protestan papazlığı da vardır. Başka eserleri de olmakla birlikte, 1798’da yayınladığı nüfusla ilgili eserinin büyük yankı yaptığı söylenir. TürkçeyeNüfus İlkesi adıyla çevrilen bu eserde  (Pinhan Yayınları, 2017), nüfusla ilgili görüşleri ayrıntılı olarak anlatılır. Bunu okumayı sıkıcı bulanlar, herhangi bir iktisat tarihi kitabının Malthus’la ilgili kısmına bakabilir.

Malthus’un nüfus teorisine göre, yirmi beşer yıllık dönenlerde nüfus geometrik dizi (2, 4 , 8, 16, 32, 64, ….) şeklinde artarken, nüfusun ihtiyacını karşılayacak gıdalar ise matematik dizi (2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, …) şeklinde artmaktadır. Bu durumda da gıda kaynakları, artan nüfusun ihtiyacını karşılayamayacak ve sıkıntı çıkacaktır. Bu sıkıntı ile ölümler olacak ve denge sağlanacak. Açlığın, sıkıntının olmaması için, nüfusun kontrol altında tutulması gerekir. Bu sebeple de evliliklerin geç yaşta yapılması ve az çocuk doğurulması gerekir. Malthus, bu kapsamda alt tabakadan olanlara kamu yardımlarının yapılmasına da karşı çıkmıştır.

Belirtelim ki, Malthus’un teorisi doğrulanmamıştır. Teknolojideki muazzam gelişme ve özellikle de tarım teknolojisi sayesinde gıda artışları hiç de Malthus’un dediği gibi sonuç doğurmamıştır. Kıtlık çeken bölgeler var ama o da Malthus’un dediği nedenlerle ilgili değildir.

Malthus’un görüşleri büyük yankı yapmış, bir çok kişiyi de etkilemiştir. Etkilediği kişiler arasında Darwin, Spencer, Ricardo ve Keynes sayılabilir. Bugün dünyadaki nüfus planlaması ve doğum kontrolü uygulamasını Malthus’a kadar uzatmak mümkün. Ancak ciddi şekilde eleştirildiği de unutulmamalıdır. Özellikle Karl Marks ve ünlü roman yazarı Charles Dickens eleştirenlerin başında gelir.

Nüfus artışının kontrol altında tutulması için önerdikleri eleştirildiği gibi, bu anlayışın nüfusu azaltıcı etkisi olan savaş, deprem, salgın hastalık (pandemi) gibi felaketleri kurtarıcı gibi gördüğü söylenmiştir. Eleştirenler haklı olarak, felaketlerin kurtarıcı gibi görülmesinin insani olmayan yönüne vurgu yapmak ihtiyacını duymuşlardır.

Romanlarında dönemin aç ve yoksullarını konu edinen Charles Dickens, Malthus’un yoksullar hakkındaki görüşünü eleştirmek için roman yazmak ihtiyacını dahi duymuştur. Dickens’ın Noel Şarkısı isimli romanı tamamen Malthus eleştirisidir. Bu romanda yoksullar için Ölmeyi yeğliyorlarsa buyurup ölsünler. Böylece nüfus artışının da önüne geçilmiş olur” diyen acımasız roman kahramanının daha sonraki aşamada insanileşmesi anlatılır.

Buraya kadar yazdıklarımızdan, Malthus’un nüfus teorisinin pandemi ile ilgisi  olduğu gözünüzden kaçmamıştır. Eleştirenler, Malthus’un pandemi gibi felaketleri nüfusu kontrol etmeye yarayan bir fren olarak gördüğünü söylemektedir.

Bugün ülkemiz de dahil olmak üzere, tüm dünyada corona virüs salgını nedeniyle ciddi sıkıntı yaşanmakta, hergün çok sayıda insan ölmektedir. İşin başında alınan ciddi önlemler sonradan ekonominin hatırı için gevşetildi. İnsanlar kanıksadı ve sorumsuz ve duyarsız davranmaya başladı. 

Bana öyle geliyor ki, bizde ve diğer devletlerde çok sayıda insanın ölmesi olgusu, ekonomi çarkından daha önemsiz görülmektedir. Evet, piyasa kapanırsa, işyerleri üretim yapamazsa, çalışanlar geçinecekleri parayı temin edemezse çok büyük sıkıntılar yaşanacaktır. Bunu göze alamayan ülke yönetimleri, her gün bir takım hasta ve ölüm rakamları açıklayarak, “aman, önlemlere uyun” demekle yetinmektedirler. Ciddi önlemler alınmadığı gibi, alınan önlemler de ciddi şekilde denetlenmemektedir. Bu kayıtsızlık ve ciddiyetsizlik, mevcut politikanın bir parçası gibi görünüyor. Ekonomi çarkı dönsün de, insanlar ölürse ölsün! Zaten ölenlerin çoğu yaşlılar ve başka hastalığı olan kişiler, yani üretime katkısı olmayanlar, yani sosyal güvenlik sandığına yük olanlar! Bari ölsünler de bu yükten kurtulalım zihniyeti var gibi görünüyor. Yanlış mı düşünüyorum, bilmem ama, sanki bu maddiyatçı hesap yapılıyor gibi geliyor bana. Dayanışmacı toplumlarda yaşlı ve hastaların gözetildiğini bilirdik ama giderek bu özelliğimizi de yitirmeye başladık. Yitirmek bir toplumsal kayıp ama devletler de bu çıkar hesabının içinde görünüyor. Kapitalizm, acımasız yüzünü “ölen ölür, aklan sağlar bizimdir” biçiminde gösteriyor. Kısacası Malthus’un ruhu içimizde dolaşıyor! Ama ona cevap verecek bir Charles Dickens henüz ortalıkta görünmüyor!