Sevgiye ihtiyaç var!

Adana Demirspor evinde konuk ettiği Ümraniyespor’u 4-2 lik skorla geçmesini bildi. Her golden sonra sahada ki oyuncular kenetlenerek kulübeye yöneldiler ve hocalarını kucakladılar. Sanal alemde Ümit hocaya öyle bir tepki var ki, futbolcuların aklı orada kalmış, attıkları her golü hocalarına armağan ettiler...

Ümit hocanın işi zor...Geçen yıllarda hocalarımızın işleri ‘’yokluktan’’ zordu. Ümit hocanın işi ‘’bolluktan’’ zor... Murat Sancak Başkan sağolsun, öyle bir takım kurdu ki, ‘’yeme de, yanında yat’’ misali... Oynatsan bir türlü, oynatmasan bir türlü... Kulübede oturtsan suçlanıyorsun, oyuna dahil etsen eleştiriliyorsun...Bunun ortası yok mu? Yok...Tek çözüm...İyi skor...İyi skor da her zaman olmayacağına göre... Ümit hocanın kredisi de az...O halde iyi sonuçlar almak zorunda...

Çilingirler sahadaydı...

Benim çilingir tabir ettiğim kapalı defansları açan ustalar Volkan Şen ve Erkan Zengin ilk 11 deydi...Volkan Şen fizik olarak henüz hazır olmadığı için hünerlerini sergileyemedi. Bir an önce toparlanması lazım zira bu haliyle takımı eksik oynatıyor. Eğer Ümit hoca, sürekli oynatarak Volkan’ın fizik gücünü yükseltmek istiyorsa, ‘’sol kanatta sıkıntı yaşayacağız’’ demektir...

Erkan Zengin tam olmasa bile Volkan’a oranla daha hazır. Zekasını kullanarak  ve düzgün uzak direğe yaptığı şutlarla kazandırdığı gollerle takımımızı ipten aldı...

Her ikisi de fizik güçlerini ve form düzeylerini yükselttiklerinde, takımımızın vazgeçilmezleridir...

Gökhan İnler...Bu futbol yetmez...

Gökhan İnler’in kariyerine kimsenin lafı yok...Üstelik kendini rahat hissettiği formayı, Ümit hoca kendisine verdi. Oynadığı Altay ve Ümraniye maçlarında ortaya koyduğu performans yetmez...Ön liberoda kendine çizdiği sınırlar içindeki oyunu İtalya’da, İsviçre’de geçer ama Türkiye’de geçmez. İsviçre milli takımı,Napoli, Udinese gibi takım oyunu oynayanlarda çarkın dişlileri arasında kaybolur ama Türkiye gibi bireysel aktivasyonların ön plana çıktığı ülkede Beşiktaş ve Başakşehir gibi takımlarda sırıtır...Nitekim Ümraniye karşısında uzaktan çektiği bir şut dışında aklımda kalan yok...Yetmez...

Nerede eski Anıl Karaer?

Anıl’ı çok uzun yıllardır tanır ve takip ederim. Bu kadar aciz başladığı bir sezona şahit olmadım. Bursa karşısında başarısız 45 dakika ardından kulübenin yolunu tuttu. Chedjou’nun yokluğunda Altay ve Ümraniye karşısında verilen şansı iyi kullanamadı. Ağırlaşmış, hata yapan futboluna Ümit hoca dayanamadı ve kenara aldı. Sanki, çok iyi oynuyormuş ta, oyundan alınmasına sinirlenmiş Anıl dışarıda kendisine ikram edilen suyu tokatladı...Ben Büyük Atatürk’ün ‘’Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim’’ sözüne saygı duyanları severim...

Soldan atak geliştiremiyoruz...

Volkan Şen’in yetersiz performansı, arkasında oynayan Mehmet Uslu’yu da etkiliyor. Uzun bir aradan sonra forma şansı yakalayan Mehmet, Ümraniye karşısında verimili olamadı. Zaten ofansif gücü fazla olmayan, defansı yeğleyen oyun tarzı, soldan akın geliştiremememize yol açıyor. Gözlerim hep geçen sezon bu koridoru mükemmel kullanan ve ortalarını adeta Mehmet Akyüz’ün kafasına nişanlayan Rassoul’u arıyor. Rassoul’u stoperde hava hakimiyeti için kullanıyorduk, gördük ki, son iki maçta yüksek toplarda da yokuz. O zaman defansın göbeğini Chedjou- Tayyip- Anıl- Semih dörtlüsünün içinden en uygun ikili ile oluşturmak, Rassoul’un arkasını desteklemek kaydıylahücum gücünden yararlanmak...En iyisini Ümit hoca bilir, benimkisi sadece bir fikir...

Hasan’a alkış... Zubas’a alkış...

Ümraniye karşısında 2 gole imza atan, sahada basmadık yer bırakmayan Hasan’a kocaman bir alkış... Defansa yardımı kadar, Pa Dibba’nın deparında hücuma katkısı ve zor pozisyonda golü atması mükemmeldi...Kalecimiz Zubas’da en kritik pozisyonlarda güven verdi, ‘’iyi ki varsın’’ dedirtti...

Mehmet Akyüz- Pa Dibba- Lanzafame...

Takımımızın forveti, golcüleri...Ümit hoca maç stratejisine göre görev verecek. Kendi ifadesiyle ‘’8 forvet oyuncum var, 3 ü oynayacak, 5 i bekleyecek’’. Burada önemli olan küsmemek, küstürmemek...Zaten hocalık ‘’insan idare etme sanatı’’... Mesele  idman programı değil. İnternet girdiğinde Real Madrid ile Cizrespor’un aynı idman programını uyguladığını görebilirsiniz...Ümit hocayadüşen görev, adalet dağıtmak, egoları yüksek oyuncu topluluğunu bireysel diyaloglarla yönetebilmek...

Özetle...

Ümit hocanın elinde herkesin gıpta ile baktığı çok kıymetli bir kadro var...Bu oyuncu topluluğunun içinden ideal 16 yı yakalayıp, israr atmek takım olmanın ilk adımı ama 6. maç olmasına karşın biz henüz deneme yanılma aşamasındayız. Taraftarın sabrını taşıran da bu...Ümraniye karşısında Erkan’ın bireysel performansı ile 3 puanı aldık ama nereye kadar...Bir an önce ideal takım istikrarı ve ardından takım oyunu...Geç kalıyoruz...

Bandırma maçı...

Haftasonu oynayacağımız Bandırma deplasmanında oyun stratejimiz, Ümraniye maçındaki gibi olmalıdır. Altay karşısında oynadığımız gibi oyunu rakip alana yığıp, sıkışık defans üzerine gitmeye kalkarsak, yanılırız...Elimizdeki forvet oyuncuları defans arkasındaki geniş boşlukları seviyor...Maç sonrası basın toplantısında Ümraniyespor hocası Sait Karafırtınalar’ın ‘’Demirspor üzerimize 5 defa geldi, 4 gol attı’’ cümlesini unutmayalım...Altay karşısında kaybettiğimiz 3 puanın telafisi, Bandırma deplasmanından getireceğimiz 3 puanda yatıyor...

xxx

Neler oluyor neler?

Ne dediysem tersi oluyor...Geçtiğimiz 4 haftaya bakarak,’’Adanaspor’umuzun defansı iyi, 4 maçtır gol yemiyor’’ diyorum. Son iki hafta 6 gol yiyoruz...Geçen 4 hafta atılan 1 gole bakarak, ‘’Takımımız gol atmakta zorlanıyor’’ diyorum. 2 haftada, 8 gol atıyoruz... Neler oluyor, bilemiyorum? Pazar günü Tuzlaspor karşısında çok gol mü atacağız, az gol mü yiyeceğiz, tahmin etmek zor...

Erken gol kimyamızı bozdu...

Kolay kolay gol yemeyen defansımız, Giresun karşısında 2. dakikada gol yiyince takımımızın kimyası bozuldu, oyun planları altüst oldu. Normalde Giresun gibi zorlu deplasmanda oyun stratejimizin, defansımızı ileriye çıkarmadan oyunu sahamızda kabul etmek, çalışkan orta üçlümüzü defansımızın önünden ayırmamak, forvetimizle hızlı kontrataka çıkmak formatında olması gerekirdi. Ama ilk 25 dakikada iki farklı yenik duruma düşmemiz, ne format bıraktı, ne düzen...Ne oynadığımızı bilemez olduk ilk devrede...Yalnız biz mi? Giresunspor’da erken gelen gollerle ‘’maçı kazandık’’ havasına girdiler, oyun disiplininden koptular...

İkinci yarıya ‘’çıkmayan candan ümit kesilmez’’ prensibiyle başlayan takımımız, önce Celil’in harika golüyle ümitlendi, Ozegoviç’in kafasından beraberliği yakaladı, yine Sırp oyuncunun penaltıdan attığı golle galibiyete ulaştığında dakikalar 83 ü gösteriyordu...Müthiş bir geri dönüş yakaladık derken, son 7 dakikada rakibin 2 golüne engel olamamak,amatörce bir davranış...Maçın bitmesine 7 dakika kala galip duruma geçiyorsan, takımın abileri sazı ellerine almalıydı...Olmayan Teknik Direktörümüz devreye girmeliydi...Futbolcularımız profesyonelce bu maçı soğutmalıydı...Olmadı...Olmadı...Olmadı...Belki hocamız saha kenarında olsaydı, oyuncu değişiklik kararı daha hızlı verilir, oyun duraklatılabilirdi. Tribünden talimat gelene kadar golü yedik...Ardından 90 da bir gol daha...Affedilir gibi değil...

Giresun deplasmanından yenilgi ile ayrılmak, dünyanın sonu değil...Ama zorlu deplasmanda güçlü rakibine 3 gol atabiliyorsan, muhteşem geri dönüşle son dakikalara galip girebiliyorsan, bu maçı vermeyeceksin, amatörce hata yapmayacaksın...İnsanı üzen bu...Yoksa deplasmanda her takım yenilebilir...

Kaleci Goran’a bir haller oldu...4 maçta gol yemeyen kalecimiz, 2 maça 6 gol sığdırdı. Hem de bir çoğu eline değerek giren goller...

Stoper Donkor için ‘’alanların ellerine sağlık’’ ifadesini kullanmıştım. Gerçektensoğukkanlı ve akıllı oyunuyla defansın sigortası konumundaydı. Ama iki hususu eklemeden geçememiştim. Birincisi, ‘’özgüveni başımıza iş açabilir’’... İkincisi ‘’stoper için boyunun uzun olmaması, hava hakimiyeti sorun olabilir’’ demiştim. Giresun’un 4. galibiyet golünü izlerseniz, kafayla uzaklaştıramaması deplasmandan puanla dönmemizi engelledi...

Furkan- Evren- Canberk üçlüsü vasatın üstüne çıkamayınca, rakip ileride bastığında panik yaparak topu oyuna sokmakta güçlük çekip uzun toplarla çıkmaya çalışınca, oyun kurmakta zorlandık...

Tevfik- Uğurcan- Celil üçlüsüne övgüler yağdırmıştık...Uğurcan’ın oyunu tamamlayamaması, yerine giren Atalay’ın yetersiz kalması, Kaptan Tevfik’in ayaklarından çok çenesinin çalışması, oyun kurgusunda eksikliklerimizdi...Celil’in 18 dışından füzesi yetmedi...

Eren Keleş ileride ayağında top tutup dripling yaparak iyi şeyler yaptı derken, bir sürü top kayıplarını ve hatalı pas tercihlerini yanına eklemeden edemiyor...

Ozegoviç kafayla attığı golde ustalığını gösterdi. Deplasmanda 2 gol atması özgüven kazanmasına neden olmuştur...

İsmaeel Ryan maça katkı koyamayınca yerini Ergin Keleş’e bırakmak zorunda kaldı...Ergin’de fizik olarak heniz hazır olmadığını gösterdi...

Özetle...

Deplasmanda amatörce hatalar yüzünden 3 puan getiremediğimiz için üzülüyoruz. 3 değişiklik hakkımız olduğu halde, son 7 dakikayı yiyemediğimize yanıyoruz. Bu yenilgiden ders çıkarmaya kalkarsak,  savunmadan çıkarken geçişleri ve kaymaları yapamadığımız gözden kaçmamalı...Tuzlaspor karşısındaki oyun planı, rakip iyi etüt edilip ona göre planlanmalı...Çok eksimiz yok, artılarımız fazla...Yeter ki, panik yapıp uzun toplarla rakibin üzerine gitmeyelim...