Matematik üzerine kafa yoranlar, onun felsefe, doğa, sanat ve estetik ile olan ilişkisini de hep vurgulamışlardır. Aristoteles’e göre, “matematik düzen, simetri ve limitleri ortaya koyar ve bunlar güzelliğin en muhteşem formlarıdır.”

Ancak, matematiğin bir keşif mi ya da icat mı olduğu konusunda ciddi bir fikir ayrılığı doğduğunu da görüyoruz. Bir görüşe göre, matematik insan beyninin bir icadıdır ve soyut düşünme yeteneğinden kaynaklanır. Bu görüş mensuplarına formalistler deniyor. İkinci görüş mensupları ise matematiği bir icat olarak değil, var olanı keşfetmek olarak kabul eder. Bunlara göre matematik, aklın tanımladığı uzayda soyut bir var olandır. Platoncuların görüşü bu yöndedir. Bunlara göre doğada var olanın bir keşfidir matematik.

Türkiye’nin önemli matematikçilerinden  biri olan Prof. Dr. Ali Nesin, “İnanıyorum ki gerçekten bütün matematikte her şey doğada var; biz yaratmıyoruz, onları buluyoruz. İnsanlığın uygarlığı bir apartman gibi. Her geçen yıl bir kat daha yukarı çıkıyoruz” diyor. Bu sözlerden de anlaşılacağı üzere Ali Nesin’e göre matematiktekiher şey doğada var ve insan onu buluyor.

Bir başka matematikçi Prof. Dr. Cengiz Yalçın ise “ben matematiğe formalistler gibi bakıyorum, aklın bir ürünü olduğuna inanıyorum ve her geçen gün, aklın idealler dünyasından bir parça koparıp biçimler dünyasına taşıdığını sanıyorum” diyor.

“Keşif” görüşünde olanlara göre Amerika diye bir kıta keşfedilmeden önce de vardı, ama biz onun varlığını bilmiyorduk, aynı şekilde Pisagor Teoremi de vardı ama keşfedilmemişti, keşfedilince varlığını tanıdık.

Bir çok bilim insanı ve düşünür, doğa ile Tanrı arasındaki bağlantıya değinme ihtiyacı duymuştur.  Newton’a göre, “bizler Tanrı’nın aklından doğan uzayda yaşıyoruz”.

Kepler, doğa ile Tanrı arasındaki ilişkide daha somut şeyler söylüyor. Gezegenlerin yörüngelerinin elipsler olduğunu kanıtlayan Kepler’e göre “Tanrı, büyük bir geometri üstadıdır.”

Doğadaki muazzam dengeyi gözetleyen çok sayıda bilim insanının, doğada gizli ve insan aklı tarafından keşfedilmeyi bekleyen matematik kurallarına dikkat çektiğini görmek şaşırtıcı olmamalı.  Öklid, “doğanın yasaları, Tanrı’nın matematiksel düşüncesinden ibarettir” derken, Galileo ise “doğanın muazzam kitabının dili matematiktir” diyor. Benzer bir söyleme ünlü matematikçi Sir James Jeans’da rastlıyoruz; ki bu matematikçi de “Tanrı bir matematikçidir” diyor.

Fizikçi ve matematikçi Prof. Dr. Cengiz Yalçın diyor ki;

“Değişik bağlamlarda belirtildiği gibi matematik, bilimin tanımladığı gerçeğin dili, hoşumuza gitse de gitmese de ya da gerçeği kutsala bağlayan bir anlayışa sahip olsak bile, Tanrı’nın kelamıdır. Bu kelam kutsal kitap kelamından farklıdır.”

Bilim ile Tanrı arasındaki bağlantıyı matematik bağlamında ele alan bu görüşler, “Bilim, insanı Tanrı’ya götürü” diyen Pasteur’un görüşü ile de gayet uyumlu görünüyor.

Bütün bu görüşlerden sonra“Bir geometrici ateist olamaz” diyen büyük filozof Descartes’a hak vermemiz gerekmiyor mu?

Hayırlı Cumalar, hayırlı kandiller.