Gündemi meşgul eden Türkiye’deki Suriyeliler konusu uzun süre konuşulacak gibi görünüyor. Zira işin rengi değişmeye başlamış, mazluma yardım gibi oldukça olumlu bir amaçla başlayan sığınmacı kabulü, amacını aşan bir yola girmiştir. Suriyeli sığınmacılar konusuna eleştirel yaklaşanlara iktidar kanadından ensar muhacir masalları anlatılmaya çalışılmıştır. Kimse kusura bakmasın ama ortada ensar da muhacir de yoktur, bu masallarla kimse kimseyi kandırmaya çalışmasın. Elbette mazluma yardımcı olunmalı, misafirperverlik gösterilmeli. Ama misafirin ev sahibi konumuna gelmekte olduğunun da farkında olalım!

Türkiye’nin her köşesinde Suriyeleri görmek mümkün, ama Kilis, Hatay gibi sınır kentlerimizde durum daha ciddi. Nitekim konuya dikkat çekmek isteyen Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş Twitter hesabından yaptığı paylaşımda "Reyhanlı, Yayladağı, Altınözü ilçelerimizde bir Suriyeli çıkıp 'Ben başkan adayıyım' dese şu an kazanabilecek durumda. 5 sene sonra Kırıkhan'ı kazanabilecek durumda olacak. 10 sene sonra Hatay'ı kazanabilecek durumda olabilecek"  ifadelerini kullanmıştı.

Başkanın bu açıklamasına tepki gösteren İçişleri Bakanı Soylu, Lütfi Savaş hakkında sosyal medyada söylediği sözler nedeni ile soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Ülke için ciddi tehlike potansiyeli taşıyan Suriyeliler konusunu eleştirdiği için Belediye Başkanı hakkında soruşturma açılması ayrı ve başka bir facia! Böyle bir sorunu dile getirdi diye soruşturma açmak ancak kabile devletlerinde, muz cumhuriyetlerinde olur!   Daha birkaç hafta önce Cumhurbaşkanı, Demokrasinin bir bütün halinde uygulandığı az sayıdaki ülkelerden biriyiz” demişti. Lütfi Savaş hakkında soruşturma açılmış olması ne kadar demokratik bir ülke olduğumuzun tam da göstergesidir!

İçişleri Bakanı, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanını “milleti tahrik etmekle” suçlarken, seçmen listelerinde yer alan Suriyelilerin sayısını da il ve ilçeler bazında açıkladı.

Aşağıdaki tabloda devletin resmi rakamlarında Hatay’ın Suriyeliler açısından durumunu açıklıkla görmek mümkün.  Bu tabloya göre Suriyeli birisinin aday olursa kazanma şansı pratikte pek de mümkün görünmese dahi bunun teorik olarak mümkün olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Teoride mümkün olanın pratikte de mümkün olması gerektiğiniz izah etmeye gerek yok. Bazı seçimlerin kaderinin birkaç oyla hatta tek bir oyla değiştiğini herkes biliyor. O halde Lütfi Savaş’a hak vermek gerekiyor.

Bu durumda Suriye’den sığınmacı olarak gelip de bu ülkenin kaderi üzerinde rol oynama hakkına sahip olabilmeyi sorgulamak gerekmez mi? Tabloda en dikkat çekici oran Yayladağı ile ilgili olanlardır. İlçenin 22.127 adet seçmeni var ve bunların % 14,36’sı yani 3.177 seçmen Suriyeli! Toplam seçmen içinde % 14,36’lık oran ciddi bir orandır ve Yayladağı için gelecekte büyük sıkıntı doğurmaya da adaydır. Suriyelilerdeki doğurganlık oranının yüksekliği ve vatandaşlığa kabul için bekleyen kitlelerin varlığı düşünüldüğünde Yayladığı’nın istikbali kararmaktadır diyebiliriz. Bu ilçenin yüzyıllardır oluşmuş sosyal dokusu değişmiştir. Oturmuş bu sosyal dokudan gelecekte eser kalmayacak gibi görünüyor. Mesele, sadece bir seçim meselesi de değildir. Seçimi de aşan bir meseledir. Sınır boyundaki stratejik bir mevkide olan Yayladağı’nın gerek merkez ve gerekse köylerindeki çoban ateşleri bu ülkenin güvenliği demektir. Bu ateşi söndürmeye kimsenin hakkı yok. Bu serhat ilçesinin kaderi ile oynamak, ülkenin kaderi ile oynamak anlamına gelir.