Tarih: 18.02.2026 11:37

Barut, "Milli Parklar ve Tabiat Alanları'nı talan ettirmeyiz"

Facebook Twitter Linked-in

Cumhuriyet Halk Partisi (  Yaşamın korunması ve doğanın yaşatılması için herkesi sorumlulukla hareket etmeye çağıran Barut, "Rant ve talan hırsıyla, ayrıca denetim dışı bırakılarak milli parklar, tarihi ve tabiat alanları, doğal yaşam ve koruma alanları yok edilemez. İzin vermeyiz! Bu talana göz yummayız" dedi.

"ANAYASA VE YASALARA AYKIRI"

Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşmelerinde CHP Grubu adına kürsüye çıkan Ayhan Barut, "Yine bildik bir manzara, yine aynı durum ve maalesef hep karşı karşıya bırakıldığımız bir çıkmazla toplandık. Yaşananların sebebi de tek adam yönetim anlayışıdır. Şöyle ki; Ülkemize çöreklenen bu tek adam yönetimine özgü  'Ben yaptım, oldu'  anlayışı, bu yasa teklifi sırasında da görüldü. Oysa ne çok ihtiyacımız var ülkemiz ve halkımız için, ortak akla, birlikte düşünmeye ve eksikleri gidermeye. Ağzından 'birlik ve beraberlik' lafını hiç düşürmeyenler, ne acıdır ki ülkemizi, yaşamı ve insanımızı tümüyle etkileyen bu torba yasa teklifinde dahi rant, talan ve yok etme anlayışıyla bildiğini okumaktadır. Haklı itirazları, önerileri ve talepleri dikkate almadığı gibi Anayasa ve mevcut yasalarımızı bile yok saymaktadır" diye konuştu.  

"TALANA GÖZ YUMULMAZ"

İktidarın dayattığı teklif ile milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanlarının hedef alındığını bildiren Barut, "Burada, tehlikeli hükümler vardır. Tüm bunlarla ilgili öneri ve eleştirilerimizi komisyon aşamasında dile getirdik ancak AKP-MHP ittifakı aldıkları talimatla reddettiler. Oysa bizler ülkemizi ve tümüyle yaşamı korumak için üstümüze düşen sorumlulukla hareket etmiştik. İşte iktidarın reddettiği gerçeklik tam olarak budur. Bu tarihi vebalin sorumluluğu da iktidara aittir. Bu ansızın getirilen ve komisyonda dayatılan yasa teklifiyle Anayasa, uluslararası sözleşmeler, yasalar ve koruma kurulları kararıyla korunan doğal alanlar, milli parklar ve bütünüyle doğa ve yaşam talana açılmaktadır. Bu girişime kayıtsız kalmamız mümkün değil. Yüksek sesle komisyonda ifade etmiştim. Burada da tekrarlıyorum; Rant ve talan hırsıyla, ayrıca denetim dışı bırakılarak milli parklar, tarihi alanlar, doğal yaşam ve koruma alanları yok edilemez. İzin vermeyiz! Bu talana göz yumamayız" şeklinde konuştu.

"YANLIŞIN HESABI ELBETTE SORULUR"

Teklifin sakıncalarına değinerek tepkisini ortaya koyan Barut, konuşmasını şöyle sürdürdü;
"Bu teklifle doğal yaşamı, milli parkları ve koruma alanları gözüne kestirenler, sermayeye avantaj sağlama derdine düşenler, imtiyaz ve ayrıcalık arayanlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle her şeyi tek kişinin inisiyatifine bırakmak isteyenler büyük bir yanlışın içindedir. Bu yanlışın hesabı elbet sorulur. O halktan kaçırılan sandık mutlaka gelir, halkın iktidarı kurulur. Adalet tesis edilir, hukuk önünde bu kötülüklerle elbette hesaplaşılır. İktidar kanadı, 'Ekolojik dengeyi azami ölçüde koruyacağız' diye lafı geçiştirip süreci hızlandırmaya çalışıyor. Gerçekleri gizliyor, niyetlerini saklamaya çalışıyorlar. Bunların şimdiye kadar doğaya, tarıma, sularımıza, ormanlarımıza, hayvanlarımıza, madenlerimize, zeytinliklerimize, yaşamı savunan köylülerimize ve yurttaşlarımıza yaptıkları kötülükler saymakla bitmez. Amaçları çok açık. Yaşamı ve doğayı koruyacaklarını ileri sürüyorlar ama teklifle milli parklarda turistik amaçlı bina ve tesis kurulmasına bakanlık görüşüyle izin hedefleniyor. Üstelik 49 yıllığına tahsis de sağlanıyor. Koruma alanlarında 49 yıl boyunca faaliyet gösterenlerin başka bir yasal düzenlemeyle 'başarılı' bulunması ibaresiyle bu süre 99 yıla kadar uzatılıyor. Teklifle, milli parklar ile bunlar dışındaki korunan alanlara enerji iletim hattı, ulaşım, altyapı tesisleri yapılmasının önü açılıyor. Kamu yararı gerekçesiyle zeytinlikleri hedef alanların, ormanlarımızı, sularımızı, tarım topraklarını, meraları, madenlerimizi talana açanlar, bu gerçekleri saklayamaz. Madem kamu yararı gözetiliyor, 'Milli parklar içindeki tesislerin işlettirilmesi yetkisi niye genişletiliyor? Kamuya ait alanlar neden özel şirketlere devredilmek isteniyor?' Kimse bu teklifle Doğa Koruma Genel Müdürlüğüne döner sermayeli işletme kurma ve Cumhurbaşkanına sermayeyi beş katına çıkarma yetkisini anlatamıyor. Denetim yetkisinin sadece kararnamelerle yürütülmesini izah edemiyorlar. Dünyamız ve yaşamın, bütünlüklü olarak bu ekosistemin tümüyle korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere sağlıklı biçimde aktarılması şart. Korumak ve geliştirmek yetmez. Sürdürülebilir biçimde iyileştirmek zorundayız. Doğayı tahrip etmeden, ranta ve talana geçit vermeden, topluma fayda sağlayan, ekosistem temelli bir yaklaşımla kalkınmayı planlamak mecburiyetindeyiz."

YANLIŞTAN DÖNMEYE VE ORTAK AKLA ÇAĞIRDI

Milli Parklardan Tabiat Koruma Alanlarına, doğanın ve yaşamın korunması adına önerilerini sıralayan Ayhan Barut, sözlerini şöyle tamamladı;
"Bugün gelişen teknoloji, sağlanan yenilikler, yapay zeka ile tür izleme, coğrafi bilgi sistemleri gibi araçlarla etkili koruma mümkündür. Ama sadece teknoloji yetmez. Veri toplamak, bu verileri doğru yorumlamak ve karar vericilerle ve paydaşlarla dayanışma içinde adımlar atılmalıdır. Bilimsel çalışmalar ile kamu yönetimi arasında güçlü bir köprü kurulmalıdır. Koruma ve yaşatma, sürdürülebilirlik sadece zaptiye önlemlerle sağlanamaz. Toplumun her bireyinin bu sorumluluğu hissetmesi için ortak akıl zemini büyütülmelidir. Okullarda ve toplumda doğa eğitimi artırılmalı, gönüllü doğa koruma programları desteklenmeli, her yerde yaşayan insanlarımız korumanın bir yük değil, bir fırsat olduğunu öğrenmelidir. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün daha etkin çalışabilmesi için stratejik, teknolojik, mevzuat ve toplumsal alanlarda çok yönlü iyileştirmelere ihtiyaç vardır. Biyologdan ziraat mühendisine personel sayısı arttırılmalıdır. Bölge müdürlüklerinin yetkileri artırılmalı, yönetim güçlendirilmelidir. Teknolojik alt yapı yenilenmeli, korunan alanlar, türler, müdahaleler gibi bilgileri içeren bilgi sistemi kurulmalıdır. Kaçak avcılık, habitat tahribatı gibi suçlara yönelik caydırıcı cezalar artırılmalı ve etkin biçimde uygulanmalıdır. İhtiyaç duyulan yasal adımlar düzenlenmelidir.
Maalesef Türkiye'de korunan alan yüzdesi, dünya ortalamasının çok altında. Bu oran artırılmalı derken başka yanlışa geçit verilmemeli. Korunan her alan için güncel, uygulanabilir ve izlenebilir yönetim planları hazırlanmalı. Bizden sonra gelen kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmakla yükümlüyüz. Bu gerçekliğin siyasetle, politik rekabetle hiç ilgisi yoktur, olamaz da. Gelin bu çağrımıza kulak verin, yanlıştan dönün. Ortak akılla bu alanda ihtiyaç duyulan düzenlemeleri bilimin ışığında hep birlikte yaşama geçirelim. O nedenle hepinizi elinizi vicdanınıza götürmeye, bugünlerimizi ve yarınlarımızı düşünmeye, bu gerçekliğe göre hareket etmeye çağırıyoruz."




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —