Tarih: 19.02.2026 13:09

'Hız çağında yön arayan nesil'

Facebook Twitter Linked-in

Aslıhan Tunçbilek, Z kuşağı tartışmalarına farklı bir perspektif getirdi. Tunçbilek'e göre mesele gençliği suçlamak değil; onlara istikamet verecek yetişkinliğin zayıflamasını görmek.

"Z kuşağı bir sorun değil, bir işarettir" diyen Tunçbilek, hız, öfke ve yönsüzlük olarak tarif edilen tabloyu yetişkin dünyanın kuramadığı anlam krizinin yansıması olarak değerlendiriyor. Gençliğin her çağda itiraz ettiğini hatırlatan yazar, asıl sorunun bu itirazın nereye akacağı olduğunu vurguluyor.

Dijital Dünyanın Çocukları

Z kuşağı, internet ve sosyal medya ile büyüyen ilk nesil. Teknoloji onlar için bir araç değil, hayatın doğal uzantısı. Görsel ve video odaklı düşünmeye alışkın olan gençler, uzun metinler ve tek odaklı süreçlerde zorlanabiliyor. Ancak Tunçbilek'e göre bu durum bir zayıflık değil; doğru yöntemlerle yüksek öğrenme potansiyeline dönüşebilecek bir özellik.

Bir öğretmenin dersleri görsellerle zenginleştirdiğinde öğrencilerin konuları daha iyi kavradığını aktaran yazar, eğitim sisteminin de bu dönüşümü görmesi gerektiğini belirtiyor.

Beğeni Kültürü ve Kırılgan Benlik

Dijital çağda değerin ölçüsü değişti. Beğeni, izlenme ve yorum sayıları gençlerin özdeğer algısını belirler hâle geldi. Sürekli kıyaslanma ve görünür olma baskısı, dışarıdan özgüvenli görünen ama iç dünyasında kırılgan bir benlik taşıyan bir gençlik profili ortaya çıkarıyor.

Kör İtaat Değil, Anlam Arayışı

Z kuşağı otoriteyi sorguluyor. "Ben böyle söyledim" anlayışı karşılık bulmuyor. Gerekçe, diyalog ve ilişki üzerinden kurulan saygı onlar için temel bir ihtiyaç. Güven duyduklarında bağlanıyor; anlam bulamadıklarında hızla kopuyorlar.

Duyarlılık Var, Yön Eksik

Gençlerin insan hakları, çevre ve hayvan hakları gibi konularda yüksek bir duyarlılığa sahip olduğunu belirten Tunçbilek, bu enerjinin doğru çerçeveye oturtulmadığında tepkiselliğe savrulabileceği uyarısında bulunuyor. Sosyal medyanın yönlendirici etkisine dikkat çeken yazar, ebeveyn ve öğretmen rehberliğinin önemini vurguluyor.

Kaygı Kuşağı

Pandemi, ekonomik belirsizlik, savaş görüntüleri ve iklim krizi… Z kuşağı dünyayı güvenli bir yer olarak algılayarak büyümedi. Yüksek kaygı düzeyi, motivasyon düşüklüğü ve erteleme davranışı sık görülüyor. Hızlı tüketim ve çabuk sıkılma eğilimi de bu zeminden bağımsız değil.

Sınır Koymak Şart

Yazıda, evde ve okulda yönetici rolünün yetişkinde olması gerektiği açıkça ifade ediliyor. Rutinler, tutarlı sınırlar ve duygusal regülasyon eğitimi erken yaşta verilmediğinde ergenlik döneminde krizlerin derinleştiği belirtiliyor. Dijital dünyada ise yasaklayıcı değil, rehberlik eden bir yaklaşım öneriliyor.

Zorbalık konusunda da yalnızca ceza değil, davranışın arkasındaki duygusal boşluğu anlamanın gerekliliğine işaret ediliyor. Kanadalı hekim ve yazar Gabor Maté'nin görüşlerine atıfla, zorbalığın çoğu zaman bağ kopukluğundan kaynaklandığı hatırlatılıyor.

Kimlik Arayışı ve Yön Meselesi

Yazıda, Erik Erikson'un kimlik kuramına gönderme yapılarak gençliğin "Ben kimim?" sorusunun sağlıklı bir rehberlik olmadan rol karmaşasına dönüşebileceği ifade ediliyor. Ayrıca mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu'ndan aktarılan bir sözle gençliğin yön arayışına dikkat çekiliyor: "Mevcuda inanmıyoruz, memnun da değiliz; yerine ne koyacağımızı bilmiyoruz; bunu bulmak yönetenlerin görevi."

Asıl Kriz Nerede?

Tunçbilek'in vardığı sonuç net: Sorun gençlikte değil; istikamet verecek, sınır koyacak ve anlam taşıyacak yetişkinliğin zayıflamasında. Z kuşağı yön arıyor. Bu yönü üretmek, çerçeveyi çizmek ve anlamı taşımak ise hâlâ yetişkinlerin sorumluluğunda.

Gençliği anlamak, onu yargılamakla değil; büyüdüğü dünyayı görmekle başlıyor.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —