DİVAN MUSİKİ DERNEĞİ, YİNE İNANILMAZ BİR YENİLİĞİYE DAHA İMZA ATTI
Her konserinde yepyeni bir konsept, hayal gücünün sınırlarını zorlayan müzik ziyafetleri ile Adana'nın müzik camiasına kendisini kabul ettirmeyi başaran Divan Yeden Türk Müziği Topluluğu, 2026 yılına da muhteşem bir konserle başladı. Yeden Türk Müziği Topluluğu, Koro Şefi Mehlika Deveci Pikdöken yönetiminde ortaya koyduğu muhteşem performans ile müzikseverlerin hem gözlerini, hem kulaklarını, hem ruhlarını doyururdu. Ayrıca musiki konusunda Çukurova'da ne kadar öncü ve örnek bir topluluk olduklarını da ispatlamayı başardı.

Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda gerçekleştirilen, "Hayat Musikimiz" olarak adlandırılan konser başlangıçta muhteşem sahne görüntüsü ile izleyicileri etkilemeyi başarırken, sürprizler arkası arkasına geldi. Topluluk yöneticisi Mehlika Deveci Pikdöken, konser sunumunu da profesyonelce yaparak konseri taçlandırdı; "Yaşadığımız coğrafya dünya üzerinde benzersiz bir kültürel mozaik barındırıyor. Yüzyıllar boyunca bu topraklarda yoğrulmuş kültürel mirasın en önemli kısmını da musikimiz oluşturuyor. Atalarımız, tarih boyu sevincini, üzüntüsünü, hasretini, aşkını, ayrılığını, inancı kısaca yaşadığı tüm duyguları müzikle ifade etmişler. Annelerin okuduğu hicaz ninilerle başlayan hayat yolculuğu ve segah tekbirlerle uğurlanan sonsuzluk.. Bu mozaik içinde sizlerle bir yaşam yolculuğuna çıkmak istiyoruz" sözleri ile başlatılan konser, daha ilk dakikalarda izleyicilerde şok etkisi yaparken, bir müzik ziyafetine dönüştü.

İLAHİLERLE BAŞLAYAN İLK MUSİKİ KONSERİ
Itri'nin Segah Tekbir'i ve Salât-ı Ümmiye'siyle başlayan konser, bu esere bağlı olarak icra edilen segah ilahiler ve Bektaşi deyişi "Pirlere Niyaz Ederiz" ile adeta sonsuzluğu seslendirerek Hayat Musikisi'ni, "hayatı uğurlamaktan" anlatmaya başladı. Hayat Musikimiz'deki "Aşk ve Sevgili" teması, farklı dönemlerde yaşamış iki büyük besteciden izleyicilere duyuruldu. Musikide romantik dönemi başlatan, şarkı formunu zirveye taşıyan Hacı Arif Bey'in unutulmaz bestesi "Saydeyledi Bu Gönlümü Bir Gözleri Ahu" topluluğun 50 kişilik koro ve saz ekibi tarafından ile icra edildi.

MUSİKİDE ATATÜRK TEMASI, MOTİFLERDE TÜRK MODASI
1925 yılında Mustafa Kemal'in dile getirdiği "Hayatta musiki lazım değildir. Çünkü hayat musikidir. Söz konusu olan hayat, insan hayatı ise, musiki her zaman vardır. Musiki hayatın neşesi, ruhu, devamı ve her şeyidir" sözleri vurgulandıktan sonra inanılmaz çekici kıyafetleri ve sahne duruşları ile Yeden Korosu ve sazları, Atatürk'ün dinlemekten keyif aldığı, büyük bestakâr Saadettin Kaynak'a ait "Gönlüm Özledikçe Görürdüm " eseri ile musikimizde "Aşkın ve Sevginin işlenmesi"ni çok anlamlı bir sahne performansı ile örnekledi. Konserde şefin, koronun ve sazların tüm kadın üyelerinin giydiği geleneksel Türk motiflerinin işlendiği özenle hazırlanmış rengarenk bindallı kıyafetleri, erkeklerin sade ama konserin anlamı ile bütünleşmiş giysileri bir bütünlük oluşturdu veDivan Yeden Topluluğu izleyicileri görsel olarak da çok etkiledi. Alışılagelmiş konser konseptinden çok daha farklı bir şekilde 3 farklı kadın ve erkek sesinin nakış gibi işlenerek duyurulduğu koro düzenlemesi, disiplinli ve büyük uğraş gerektirdiği gözden kaçmadı. Musikinin en zor ve icra edilmesi güç eserlerinin düzenlemeleri ile gerçekleştirilen sıra dışı konserin tek solisti, Divan Musiki Derneği Çocuk Korosu'nun da öğretmenliğini yapan Ezgi Toprak'tı. Genç yetenek seslendirdiği, Hayat Musikimiz'de ayrılığı ve onun hüznünü anlatan Avni Anıl'a ait "Ayrılık Ümitlerin Ötesinde Bir Şehir" isimli Hüzzam eser ile konsere farklı bir renk ve boyut kazandırdı.

NİNNİLERLE BAŞLAYAN MUHTEŞEM HAYAT YOLCULUĞU
Yeden Topluluğunun izleyicilere nefes almayı bile unutturan konseri, daha sonra insan yaşamının muhteşem hayat yolculuğunu hissettiren konsepti, farklı bir şekilde ortaya koyması ile çok daha inanılmaz bir boyuta taşındı. Hayat Musikimizin başlangıcı olarak niteledikleri ninnilerin asıl görevinin çocukları uyutmak değil, onları müzikal ve kültürel olarak eğitmek olduğu vurgulandı. Yöresel musikimizden birbirine bağlı olarak seslendirilen iki ninni örneği izleyenleri hem duygulandırdı, hem decoşturdu. Ardından dile getirilen, kültürümüzde asker uğurlamasının gururu ve hüznü Mustafa Öztürk'ün bağlaması ile seslendirdiği "asker ağıdı" ile yürekleri dağladı.Türk müziğinin yalnızca bir eğlence aracı olarak var olmadığını, tarih boyunca bir güç unsuru olarak da kullanıldığı Mehter musikimizden koronun coşku ile okuyarak verdiği örnek, seyircileri coşturmayı başardı.
KARAGÖZ VE ARDINDAN KINA GECESİ COŞKUSU
Mûsıki kültürümüzdeki farklı eğlence motiflerinin de vurgulandığı konserde verilen Karagöz musikisi örneği, tüm izleyenlere unutulmaya yüz tutmuş müzikal geleneklerimizi hatırlatırken, kültürel zenginliğimizin en önemli göstergelerinden biri olan "kına gecesi" türkülerine tüm salon katıldı.Başlarken, inanılmaz bir heyecan ve şaşkınlık yaşatan konserin finali de bir o kadar görkemli oldu. Sami Yusuf tarafından bestelenen Seyyid Nesimi'ye ait "Ben bu cihana sığmazam" gazelinin, koro içindeki erbanelerle gümbür gümbür icra edilmesi, Aziz Hallaçeli ve Ezgi Toprak tarafından seslendirilen gazel bölümleri ile Divan Yeden Türk Müziği Topluluğu seyirciyi büyüledi. Bir bölümden oluşan konserin tadı, izleyenlerin damağında kaldı.
Kadim mûsıki kültürümüzün büyük bir miras olduğunu, bu büyük mirasa sahip çıkmanın ve genç nesillere aktarmanın önemini vurgulayan Divan Yeden konseri, tamamı amatör saz ve seslerden oluşması ile Adana'da musiki eğitimine de ne kadar büyük katkı sağladığını gösterdi.Divan Musiki Derneği Yeden Türk Müziği Topluluğunun "devrim" nitelendirmesi yapılacak, anlam yüklü, örnek ve Adana'nın musiki tarihine yepyeni bir sayfanın açılmasına vesile olacak konseri "nasıl geçtiği belli olmayan" bir saat sonunda biterken, tüm salon "doyumsuzluğun" keyfini yaşıyordu.