ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan süreçte Orta Doğu'daki çatışmalar sürerken Hürmüz Boğazı konusunda ve yaşanan gelişmelerin petrol fiyatlarına olan etkisi değerlendirilmeye devam ediliyor. Piyasaların da çokça etkilendiği süreçte uzmanlardan dikkat çeken değerlendirmeler geliyor. Son olarak Enerji Uzmanı Altuğ Karataş petrol fiyatları ve Türkiye'deki akaryakıt fiyatları ile ilgili çok çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
HÜRMÜZ'LE İLGİLİ SON DURUM NE?
Son olarak TGRT Haber canlı yayınında konuşan Enerji Uzmanı Altuğ Karataş şu ifadeleri kullandı:
"Hürmüz Boğazı'nın şu an canlı marin programlarından baktığımızda da aslında görüyoruz. Gemilerin geçişi neredeyse durmuş durumda. Yani özellikle petrol ve LNG taşıyan gemiler geçmiyor. Bu riski almak istemiyorlar. Çünkü herhangi bir bombalama ya da füzeye maruz kaldıklarında oluşabilecek o gemilerin zararı çok büyük. Bu sebeple de risk primleri yani sigorta maliyetleri çok ciddi anlamda artmış durumda. Zaten Hürmüz Boğazı'nın her iki tarafına baktığınızda da ne içeride Körfezdekiler dışarıya çıkabiliyor ne de Körfezin dışındakiler içeriye girebiliyor şu anda. Trump'ın Amerikan donanmasının ordusunun eşlik edeceğine dair bazı söylemleri var ama henüz daha bununla ilgili de bir şey gerçekleşmiş değil. Onun için fiziki anlamda şu anda gemiler Hürmüz Boğazı'ndan geçmeyi tercih etmiyorlar.
"BUNDAN SONRA YAŞAMAYA BAŞLAYACAĞIZ"
Şu an 90 doların üstünde görmüş olduğunuz rakamlar da henüz daha oradaki 20-22 milyon varilin bir yılda çıkmaması ya da dünya LNG kapasitesinin %25'inin Hürmüz Boğazı'ndan çıkamamasından dolayı oluşan maliyet değil, daha henüz buradaki bir haftalık risk. Henüz fiyatlanmadı. Bunlar sadece sigorta ve risk maliyetleri. Dolayısıyla biz şu anda hele Türkiye'de Eşel Mobil sistemine geçtik. Şu an gerçekleşen zam normalde olması gerekenin %25'i, Eşel Mobil'de %75'ini ÖTV'den karşılıyor. Yani devlet vergisinden feragat ediyor. O sebeple de pompa fiyatlarına da yansımadı. Bir de enerjinin olmaması, enerji kıtlığı sorunuyla karşı karşıyayız. Bangladeş'teki o Japonya gibi, Güney Kore gibi %65'i, %72'si enerjisinin sadece buraya bağlı olan ülkelerde de çok ciddi sıkıntılar bekliyor. O sebeple de önümüzdeki dönemde, şimdi ilk bir haftayı geçtik, 8. günü geçtik, artık Hürmüz Boğazı'ndan geçmeyen gemilerin oluşturduğu fiyat maliyetini bundan sonra yaşamaya başlayacağız. Yani üç haneli rakamlardan ve üzerinden... Ben hem petroldeki 3 haneli rakamı söylüyorum. Şu an hala 92-93 dolarlarda. 100 doların üzerindeki rakamlardan kastediyorum. Bizdeki fiyatlamanın şu andaki karşılığı petrol fiyatlarındaki 75-80 dolara karşılık gelen pompadaki fiyattır. Aradaki farkı kim karşılamaktadır? Türkiye Cumhuriyeti Devleti karşılamaktadır. Dolayısıyla eğer petrol fiyatları dünyada 140-150 dolarları görürse 70 dolarda görmüş olduğumuz 50-55 liralık benzin fiyatı otomatikman iki katına çıkacaktır. Yani siz ne zaman dünyada varil fiyatının 140 ya da 150 doları gördüğünü şahit olursanız o zaman bizdeki pompa fiyatlarının da 3 haneli rakamlara ulaşacağını yani 100 lirayı görebileceğini söyleyebiliriz.
GIDA RİSKİ VAR MI?
Her türlü risk var. Gıda riski var. Petrol kıtlığı riski var. Doğal gaz kıtlığı riski var. Dünyada gıda gibi çok önemli bir emtia da aslında enerji. Çünkü gıdanın transferi için de enerji kullanıyorsunuz. Bu gemiler, bu uçaklar, bu trenler, transport yani modern teknoloji ve modern hayatın içinde enerji olmadan hiçbir şey olamaz. Kaç tane ülke kendi kendine tarımda ya da suda yetebiliyor? Bunların hepsini soru işareti koyalım.
Hatta Suudi Arabistan için de söyleyelim. Ürettikleri suyu bile enerji harcayarak, deniz suyunu arıtarak elde ediyorlar. Şimdi buraya baktığımızda enerji olmadığı takdirde gıda da olmaz. Tabii ki körfezden gıda da geçiyor. Bu da ayrı bir problem. Oradaki transferde de problem olacaktır. Bir domino taşı etkisi göreceğiz. Biz şu anda enerjiyi konuşuyoruz. Enerjinin tetiklemediği yani o bölgenin tetiklemediği herhangi bir sektör olamaz. Tabii ki gübre de işin içine girecektir, kimyasal ürünler girecektir, petrokimya ürünleri girecektir. Bunların hepsi üretimin ham maddesi. Onun için çoklu bir kriz yaşayacağız. Şu an ilk başta hissettiğimiz daha henüz ön ayak seslerini hissediyoruz. Daha büyük bir kriz yaşamadık. Şu ankini ben kriz olarak da kabul etmiyorum. Esas bundan sonra savaşın uzaması durumunda çıkacak.

Siz kapasiteyi sordunuz, obölgede kim etkileniyor diye. 20-22 milyon varilin yaklaşık 5 - 5,5 milyon varilini Çin alıyordu zaten. Yaklaşık 2 milyon 2.1 milyon varilini Hindistan alıyordu. Güney Kore 1.7 milyon, Japonya 1.6 milyon varil alıyordu. Yine benzerini LNG'de de yaşıyoruz. Böyle baktığımız zaman da toplam enerji kapasitelerinin ne kadarını bu bölgeden karşılıyordu bu ülkeler dediğimiz zaman Güney Kore yaklaşık %65'ini, Japonya %72'sini, Hindistan %50'sini, yine Çin %50'ye yakın bir kısmını. Yani ciddi bir
krizden bahsediyoruz. Bu ülkeler bir anda tek noktaya bağlı olmanın getirdiği problemi yaşıyorlar. Dejavu yaşıyoruz. Avrupa Birliği'nin sadece Rusya'ya bağımlı olmasının Avrupa Birliği'nde 2022'de getirdiği krizin benzerini eğer bu savaş uzun sürerse bu Uzakdoğu ülkeleri yaşayacak. Çünkü Hürmüz Boğazı'ndaki enerjinin yaklaşık %80'i Asya'ya doğru gidiyor.
ALTERNATİF ROTA VAR MI?
Hürmüz Boğazına alternatif olarak sadece bir East West dediğimiz Suudi Arabistan üstünden geçen bir boru hattı var. Yaklaşık 5 milyon varil taşıyabilecek kapasite. Bir de o Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman Yarımadası'nın tam Hürmüz'ün oradaki oradan bir boru hattı daha geçiyor, Birleşik Arap Emirleri'nin, o da 1,5 milyon varil. Zaten bunlar çalışıyordu, bu kapasiteler. Orada biraz daha kapasiteyi arttırsalar bile 2-3 milyon varillik petrol rahatlamasına sebep olur. Bir yaraya merhem olmaz. Onun için yepyeni bir enerji stratejisi çıkacak. Yepyeni bir şu anda ülkeler kendi dijital enerji ikizini oluşturmaya çalışıyor, tahmin ediyorum. Ne olacak, yani bu savaş 3 günde biter, 333 günde biter, evet bir gün bitecek tabii ki. Ama bu bittiğinde hiçbir şey enerji için söylüyorum eskisi gibi olmayacak. Yepyeni senaryolar, yepyeni haritalar, yepyeni yol haritaları, yepyeni enerji rotaları çıkacak. Yeni güvenlik merkezleri belirlenmeye başlayacak. Bence Türkiye artık buradaki enerji krizi ile birlikte dünyada yeni bir enerji merkezi olması yolunda ilerliyor. Yani Türkiye'nin biliyorsunuz bir enerji hubı enerji merkezi olma politikası vardı. Türkiye'den de daha hızlı bir biçimde talep edileceğini düşünüyorum bunun. Çünkü bu savaş bittiğinde Amerikan üssü olanların kendisine faydadan çok zarar getirdiğini, petrolü ya da doğal gazının yaklaşık gelirinin %89'u olan Katar mesela dost ve kardeş ülke, Katar üretimin toplam ihracatının %89'u enerjiden, ne yapacak şimdi bu uzun sürdüğü takdirde? Onun için bu ülkelerin hepsi mutlaka önlerine koyacaktır yeni stratejilerini. Avrupa Birliği tüketilen noktadan üretilen noktada dahil olmak üzere kendilerine yeni rotalar, yeni stratejiler, yeni enerji mimarileri oluşmaya başlayacak dünyada. Bu tektonik hareketlerin çok ciddi etkileri olacak önümüzdeki günlerde.
"TÜRKİYE'NİN ENERJİ KITLIĞI ÇEKME RİSKİ YOK"
Ben aslında şunu görüyorum. Türkiye 2016 yılında milli enerji ve maden politikasını uyguladığında 2010'lu yıllardan itibaren yeni sanayi dinamiğini, yeni sanayi ekonomisini uyguladığında ki savunma sanayisinde muazzam bir genişleme var Türkiye'nin, ihracatını da geliştiriyor kendi savunmasını da çok güçlü hale getirdi, dünyada oluşabilecek krizlerin, bazı risklerin, bazı savaşların öngörüsünü yaptığını bugün daha net anlıyorum Türkiye'nin. Yani milli enerji ve maden politikasıyla biz 5 tane LNG terminali sıvılaştırılmış doğal gazın normal doğal gazla boru hatlarına çevrilebileceği 5 tane LNG terminalini Türkiye yapma kararı aldığında 2016'da muhalefet milletvekilleri protesto ettiler. Buna ne gerek var dediler, dünyada şu anda bir sorun yok, niye siz bu LNG terminallerini yapıyorsunuz diye protesto gerçekleşti. Şu an baktığımız zaman Türkiye şu anda Avustralya'dan da gaz alıyor, Amerika'dan da gaz alıyor, Cezayir'den de Katar'dan da çeşitlendirmiş durumda. Şu an Katar'da problem olduğunda Türkiye bunun yerine ikame enerji üretebiliyor.
Çünkü terminalleri buna müsait. İki, petrolde de yine aynı şekilde hareket ediyor. Bakü Ceyhan boru hattımız, ana boru hattımız ama Türkiye yaklaşık 8-9 yıldır süren Irak'la bir tahkim problemi yaşıyordu boru hattından Musul Kerkük'ten Ceyhan'a gelen boru hattı kapalıydı. Son 1,5 - 2 yılda muazzam bir diplomasi yürüterek Türkiye bu boru hattını açtı. Şu anda bir kısım petrol akmaya başladı. Demek ki Irak'ın Basra Körfezi'den şu anda dünyaya gidemeyen petrolün yerine Musul ve Kerkük'teki petrol artık bizim boru hattımızdan akmaya başladı. Neden bu kadar üstüne düşülmüş, bu boru hattı açılmaya çalışılmış, şimdi çok daha iyi anlıyoruz. 3, Türkiye toplam şu an kendi doğal gaz üretiminin %78'ini Sakarya Gaz sahasından elde ediliyor. 2015 yılından önce 37.000 varillik günlük üretimini şu an 150-140 bin varile çıkarttı. Enerji bakanımızın belirttiği mesajlara göre 2028 sonunda 500 bin varile çıkartacak üretimini. Tüm bu kapasitelerle toplam tüketimimiz 1 milyon varil. Bu da yarısını kendimiz karşılayacağız demektir. Demek ki Türkiye dünya üzerinde oluşabilecek krizlerin hepsini görmüş. Buna yönelik senaryolarını gerçekleştirmiş. Fiziki yatırımlarını 2016 yılı dediğimiz zaman 10 yıl öncesinden başlatmış. Şu anda belki de dünya üzerine baktığımız zaman size Japonya gibi, Güney Kore gibi ülkelerin krizlerini anlatıyoruz, Türkiye'nin enerjide öncelikle temin etme açısından söylüyorum, fiyat konusu global bir konu çünkü, en pahalı enerji olmayan enerjidir, Türkiye'nin enerji kıtlığı çekme riski yok. Bir kere birincisi bunu söyleyelim.
"AVRUPA ÜLKELERİ İÇİN DE UMUT BÖLGESİ"
İkincisi, bununla birlikte Türkiye'nin alternatiflerini geliştirmesiyle birlikte Avrupa ülkeleri için de umut bölgesi olduğunu görüyoruz. Çünkü bir Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla birlikte Avrupa'nın da elde edemeyeceği doğal gaz ve petrole, özellikle doğal gaza alternatif olarak Türkiye'nin LNG terminalleriyle mevcutta hazır olan boru hatlarından Avrupa'ya bu transferi gerçekleştirebilir Türkiye hızlı bir biçimde. Bu da Avrupa'nın da yine umudunun Türkiye olacağını görüyoruz"