Tarih: 19.01.2026 09:47

SKDM Masaya Yatırıldı...

Facebook Twitter Linked-in

TÜRK ÖZEL SEKTÖRÜ AB KOMİSYONU İLE İSTANBUL'DA BULUŞTU

Türkiye Odalar Borsalar Birliği (TOBB) ev sahipliğinde gerçekleştirilen buluşmada, Türk özel sektörünün beklenti ve talepleri doğrudan Avrupa Komisyonu'na iletildi.

TOBB İstanbul yerleşkesinde gerçekleştirilen toplantıya Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Avrupa Komisyonu'nun SKDM mevzuatını hazırlayan birimi olan Gümrükleme ve Vergileme Genel Müdürlüğü (DG TAXUD) Genel Müdürü Gerassimos Thomas, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı.

Toplantıda, e-ticaret ve SKDM kapsamındaki sektörlerde faaliyet gösteren firmaların görüşleri, karşılaştıkları sorunlar ve beklentileri kapsamlı şekilde değerlendirildi.

"Yapıcı bir diyalog ve yoğun bir istişare süreci yürüttük"

Toplantının açılışında konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Avrupa Komisyonu heyetinin iki günlük Türkiye ziyareti kapsamında son derece verimli ve yapıcı görüşmeler gerçekleştirildiğini ifade etti. Türkiye'nin iklim ve yeşil dönüşüm alanında makro düzeyde önemli adımlar attığını vurgulayan Tuzcu, çıkarılan İklim Kanunu ve AB mevzuatına uyum sürecinin yakından takip edildiğini belirtti.

Karşılıklı anlayış ve diyalog temelinde ilerleyen görüşmelerde, uzlaşı sağlanan başlıkların yanı sıra müzakereleri devam eden konuların da ele alındığını kaydeden Tuzcu, SKDM sürecinde Türk özel sektörünün hassasiyetlerinin AB makamlarına doğrudan aktarılmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi.

Türkiye üçüncü ülke gibi değerlendirilemez

Toplantının devamında söz alan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Türkiye'nin AB ile olan güçlü ekonomik entegrasyonuna dikkat çekerek, SKDM'nin Türkiye açısından özel bir çerçevede ele alınması gerektiğini vurguladı.

Türkiye'nin yaklaşık 30 yıldır AB ile Gümrük Birliği içinde bulunduğunu hatırlatan Başkan Kıvanç, AB'nin beşinci büyük ticaret ortağı olan Türkiye'nin, yıllık 100 milyar avroyu aşan ihracatıyla AB için kritik bir tedarikçi konumunda olduğunu ifade etti. Başkan Kıvanç, bu tabloya rağmen SKDM'nin Türkiye'yi "klasik bir üçüncü ülke" gibi değerlendirmesinin ticari ve hukuki açıdan doğru olmayacağını söyledi.

SKDM'nin uygulama döneminin 1 Ocak 2026 itibarıyla başladığını hatırlatan Başkan Kıvanç, Avrupa Komisyonu'nun Aralık 2025'te yayımladığı ikincil mevzuat paketine ilişkin Türk özel sektörünün ortak değerlendirmelerini paylaştı.

KOBİ'lerinin yükümlülüklere tabi olmasının ciddi bir maliyet ve idari dengesizlik yarattığını belirten Başkan Kıvanç, Türkiye'de akredite olmuş doğrulayıcı kuruluşların AB nezdinde tanınmamasının firmalar açısından ek maliyet ve gecikmelere yol açtığını ifade etti. 

Gerçek emisyon verileri çağrısı

Türkiye'nin yenilenebilir enerji yatırımlarında önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini belirten Başkan Kıvanç, toplam kurulu güç içinde yenilenebilir enerjinin payının yüzde 50'nin üzerine çıktığını hatırlattı. Başkan Kıvanç özelikle 5.1.h kapsamında yapılacak enerji yatırımlarının SKDM metodolojisinin içine alınması ve dönüşümün gerçekleşmesi gerektiğini söyledi. 

AB'nin Türkiye için belirlediği varsayılan emisyon değerlerinin, birçok sektörde gerçek emisyonların üzerinde kaldığına dikkat çeken Başkan Kıvanç, özellikle çimento sektöründe bu durumun maliyetleri yaklaşık dört kat artırabildiğini ifade etti. Gerçek emisyon verilerinin esas alınmasının hem çevresel doğruluk hem de rekabetçilik açısından kritik olduğunun altını çizdi.

"Karbon vergisi rakipleri finanse etmemeli"

Başkan Kıvanç, SKDM kapsamında toplanacak gelirlerin AB sanayisinin dönüşümünde kullanılmasının planlandığını hatırlatarak, Türk sanayicisinin ödediği karbon vergisinin AB'deki rakipleri finanse etmesinin adil rekabet ilkesine aykırı olduğunu dile getirdi. Bu gelirlerin bir bölümünün, Türkiye gibi SKDM'ye tabi ticaret ortaklarının yeşil dönüşüm projelerine hibe veya kredi olarak geri döndürülmesi gerektiğini söyledi.

 Varsayılan değerler hiçbir zaman dostunuz olmayacaktır

Toplantıda konuşan DG TAXUD Genel Müdürü Gerassimos Thomas, SKDM uygulamasında gerçek (fiilî) emisyon verilerinin önemine vurgu yaptı. Varsayılan emisyon değerlerinin doğası gereği cezalandırıcı olduğunu belirten Thomas, bu değerlerin her zaman piyasa ek yükü içerdiğini ve ihracatçı firmalar açısından dezavantaj yarattığını söyledi.

Thomas, Avrupa Komisyonu'nun analizleri sonucunda SKDM'nin diğer sektörlere genişletilmesi ve dolaylı emisyonların kapsama alınmasına ilişkin kararların 2027 yılına ertelendiğini, böylece fiilen 2026–2027 dönemini kapsayan ikinci bir geçiş süreci oluşturulduğunu ifade etti. Bu süreçte doğrulanmış gerçek emisyon verilerinin sistemin işleyişi açısından kritik olacağını vurguladı.

Aşağı akım ürünlere ilişkin yeni bir yasama teklifinin de gündemde olduğunu belirten Thomas, teklifin kabul edilmesi halinde 2028'de yürürlüğe gireceğini, kapsamın ise objektif ve sınırlayıcı bir metodolojiyle belirlendiğini aktardı.

Türkiye'deki doğrulayıcı kuruluşların tanınmamasına ilişkin kararın ortaklık açısından en zor başlıklardan biri olduğunu kabul eden Thomas, bunun Türkiye'ye özel bir yaklaşım olmadığını, metodolojinin yeniliği ve yeterli sayıda eğitimli doğrulayıcı bulunmaması nedeniyle ihtiyatlı bir yol izlendiğini söyledi.

Türkiye'nin karbon fiyatlandırma sistemi kurma yönündeki adımlarından memnuniyet duyduklarını da ifade eden Thomas, bu konuda iş dünyasından gelecek geri bildirimlerin 2027 revizyon sürecinde belirleyici olacağını vurguladı.

Diyalog ve iş birliği mesajı

Toplantı, Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu'nun değerlendirmeleri, DG TAXUD Genel Müdürü Gerassimos Thomas ve teknik ekibinin sunumları ile sektör temsilcilerinin soru ve görüşlerini aktarmasıyla sona erdi. Taraflar, AB–Türkiye arasındaki yakın iş birliğinin sürdürülmesi ve SKDM sürecinde ülkeye özgü sorunların çözümü konusunda diyaloğun devamı konusunda mutabık kaldı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —