İlginç olan şey şu; ölüm randevu vermez,
Takvim kullanmaz, saati önemsemez,
Daha da farklı olan şey ise ölüm insanı istediği,
Gel diye yalvardığı, gözleri kapıda olduğu zaman değil,
Kişinin hiç beklemediği asla istemediği, hatta korktuğu, Titreyip başına yorganını çektiği zamanda,
Ansızın ve ışık hızıyla gelip bulur alır götürür,
Bu olayın sevindirici tek tarafına gelince;
Her insan doğduğunda olduğu gibi,
Öldüğünün de asla bilincinde olmaz olamaz, olmayacaktır,
…
Burada insana düşen davranış şekli bana göre şu olmalı;
Yani kaçınılmaz olan ölüm gelip kendini bulmadan;
Yüzde yüz öleceğini bildiği için, her şeyiyle hazır olmalıdır,
Bu sahnede yapıp ettiklerini bir an önce tamamlamalıdır,
Doğduğundan beri hayalini kurup umut ettiği kendiyle,
Yarışırcasına her işini bitirip ölümün kapısını çaldığında hazır olmalıdır…
-Hoş geldin evrensel yasa diye sevgiyle kucaklamalı,
-Yaptıklarını tamamlayıp gözü arkada kalmayacak biçimde onun kollarını sevinçle atılıp gitmelidir,
…
Ta çocukluğumdan itibaren ben bu bilinçle yaşadım;
Hala disiplinle yaşamaya devam ediyorum şöyle ki;
Yazdığım her harf, her satırı sanki son kez yazıyormuşum,
Yediğim her lokmayı son kez yiyormuşum,
Gördüğüm her insanı sanki son kez görüyormuşum,
Söylediğim şarkıyı sanki son kez söylüyormuşum,
Duyduğum her şarkıyı son kez duyuyormuşum,
Kullandığım otomobili sanki son kez kullanıyormuşum,
Giydiğim kıyafetlerimi sanki son kez giyiyormuşum,
Ziyaretine gittiğim insanı son kez ziyaret ediyormuşum, gibi yapıyorum gerçekleştiriyorum,
Biliyorum ve inanıyorum ki ölüm beni beklemez,
Onun her an gelebileceği bilinciyle,
Her an ona hazırdım, bu günde hazırım, aynı düşüncedeyim,
Her yaptığımı son kez yapıyormuşçasına ona hazır olduğum için,
Şu anda ölsem bile gözüm arkada kalmaz…
…
Herkes şöyle veya böyle ama kesin bu hayata veda edecek;
Sen ölüme hazırsan gözün arkada kalmayacak şekilde çalıştıysan, gelecek kuşakların da yararlanabileceği, kalıcı olduğuna inandığın eserlerini ortaya koyduysan
Hazırsın demektir, canını sıkmaya, korkmaya gerek kalmaz,
…
Ama bir kez gönül yıkmadıysan, hak yemediysen,
Bir kez kendine, ailene, ülkene devletine ihanet etmediysen,
Beden ve ruhunla daima hatta doğuştan itibaren barışık yaşadıysan,
Kendi dünyan gibi diğer insanların, hatta canlıların varlığına da sayı duyduysan,
Sıkıntıda olan, yolda kalanlara çare olduysan,
Hele de birbirinde değerli eserlerinle hayat yollarını çiçekler gibi eserlerinle süslemeyi başardıysan,
Ölümden korkmaya, çekinmeye gerek yok,
Hem de gözüm arkada kalacak işlerini de gönül rahatlığıyla tamamladıysa
Bilgece gülümseyerek ölüme gitmekten çekinmemelisin,
Hayatla öyle bir vedalaşmalısın ki bu serüvenle
Yaşarken olduğundan daha çok alkış,
Daha çok takdir toplayıp, arkana bakmadan,
Bilgece gülümseyip sahneyi terk edip gitmelisin…
…
Sonunda şöyle ya da böyle hayata herkes veda edecek;
Kimi zamanlı, kimi zamansız,
Kimi beklendiği, bazıları da beklenmedik bir anda,
Kimi tam ona hazırım dediği anda sürpriz şekilde,
Gönüllü olarak el sallayarak hayata veda edecektir,
…
Ölüme giden, götüren sayısız yollar, bilinen
Bilinmeyen sayısız nedenler vardır;
Her insan hayatında bir gün kesin tökezletecek,
Kimi su, kimi süt içerken,
Kimi bal kaymak yerken,
Kimi bel fıtığından,
Kimi tabureden kayıp belini kırarak,
Kimi şekerden, kimi göz tansiyonundan,
Kimi hiç belli olmayan zamanda trafik kazasından,
Kimi eşinin şiddet sarmalından,
Kimi dağda keçi koyun inek otlatırken,
Kimi şirket ortağınca ortadan kaldırılacak,
Kiminin sokakta başına kaldırımda taş düşecek
Kimi işyerinin önünde otururken otomobil çarpacak
Kimi uçak kazasından,
Kimi deprem felaketinden,
Kimi inanılmaz yangından,
Kimi otel odasındaki zehirlenmeden
Kimi gıda zehirlenmesinden
Kimi devlete karşı suç işlerken terörden,
Kimi namaz kılarken
Kimi denizde sörf yaparken
Kimi şarkı söylerken,
Kimi sokakta dilenirken,
Kimi traktörün altında kalarak,
Kimi uçak kazasında,
Kimi düğünde oynarken,
Kimi tarlasını sürerken,
Kimi karpuz hasadı yaparken,
Kimi eşi tarafından ihanete uğrayarak,
Kimi gerdek gecesinde,
Kimi dostlarıyla sohbet ederken,
Kimi kılık kıyafet bakarken,
Kimi rakı masasında son yudumunu alırken,
Kimi otomobilinin direksiyonunda,
Kimi daktilosunun başında,
Kimi kendi yazdığı kitabını okurken,
Kimi radyoda en sevdiği şarkıyı dinlerken,
Kimi televizyon dizi izlerken,
Kimi sevgilisine sürpriz yaparken
Kimi AVM’ de hırsızlık yaparken,
Kimi hacda tavaf ederken,
Kimi gazdan, nazdan, kimi niyazdan,
Kimi telefonla konuşurken,
Kimi en yakınının cenaze törenine giderken,
Kimi futbol oynarken sahada yıldırım çarpmasından,
Kimi su kuyusunu derinleştirirken,
Kimi maden ocağında çalışırken,
Kimi altınlarını sayarken,
Kimi banka kuyruğunda,
Kimi toplu taşıma aracına binerken
Kimi toplu taşıma aracından inerken,
Kimi hastanede, postanede, kerhanede,
Kimi ibadethanede, camide, kilisede, havrada,
Kimi cephede düşmanla savaşırken,
Kimi sigarasından son nefesini çekerken,
Kimi otomobilini silip temizlerken,
Kimi kar manzaralı evinde,
Kimi dağların zirvesinde ceylan avlarken,
Kimi elektrik direklerini tamir ederken,
Kimi hocanın vaazını dinlerken
Kimi sevişirken, kapışırken,
Kimi de savaşırken; sonuç olarak hayatın sonu belli olduğu için, ölüm bize hazır olmamızı beklemez; çünkü ölüm randevu vermeyeceği için biz ona hazırlıklı olmalıyız…
