Bugünler Taha Akyol’un “Kuvvetler Ayrılığı Olmayınca” isimli yeni çıkan kitabını okuyorum. (Doğan Kitap, 2021). Alt başlığı “Otoriter Demokrasi: 1946-1960” olan kitap, her ne kadar 1946-1960 dönemini anlatıp yorumluyor olsa da, bugünler için de önemli mesajlar veriyor kanısındayım. Bugünler için kitapta herhangi bir benzetme ya da yorum yok, ancak gündemi takip edenler, bir çok benzerliği rahatlıkla görebilirler. Bir parti kapatma olayını kitaptan özetleyerek aktarmaya çalışacağım. 1953’de tedbiren, 1954’de mahkeme kararı ile kesin olarak kapatılan Millet Partisi’nin (MP) kapatılış öyküsü bu.

MP, 1946’de çok partili hayata geçtikten sonra kurulan Demokrat Parti’den (DP) ayrılan muhaliflerin 1948’de kurduğu bir partiydi. DP, ilk yıllarında hayli özgürlükçü bir söylemle siyasi hayata başlamış ve bir çok çevrenin desteğini de almıştı. Ancak, zaman içinde bir zamanlar dillendirdiği özgürlükçü adımların tam tersini yapmaya başlayarak, giderek otoriterleşmeye doğru kayıyordu.

1953 yılında sürekli kavgalı olduğu CHP’nin de desteğini alarak “irticayla mücadele” politikasını başlattı. Bu bağlamda Milliyetçiler Derneği’ni kapattı ve sıra Millet Partisi’ne geldi. MP, o zaman hiçbir partinin programında olmayan, kuvvetler ayrılığı, Anayasa Mahkemesi kurulması, senato, yargı bağımsızlığı, yargıç teminatı gibi konuları programına alan bir partiydi.

MP, içinde hem Atatürkçüleri hem de İslamcıları barındıran bir partiydi. DP, o dönemde çok güçlü olmasına rağmen MP’ye giden oylara da talipti. MP içinde Atatürkçü - İslamcı kavgasında Atatürkçü Genel Başkan Hikmet Bayur istifa etmiş ve İslamcıları suçlamıştı. Bu suçlamayı Ankara Savcısı ihbar kabul etti ve soruşturma başlattı.

Parti’den Osman Bölükbaşı, “savcı adalet değil, siyaset yapıyor” diye açıklama yaptı. Basın “gericilik ve gizli örgüt kurmak iddiasıyla MP’nin feshedilmesi bekleniyor” diye haberler yazmaya başladı.

Başbakan Menderes, CHP’li Faik Ahmet Barutçu’ya “inkılap düşmanı gericilerle uğraşırken bana engel olmayın” dedi ve onlar da Menderes’i teşvik ettiler.  Menderes, o günlerdeki konuşmalarında MP’nin“memleketin emniyeti için tehlikeli bir unsur” olduğunu söylüyordu.  Soruşturma gizli olduğu halde, dosyadaki gizli bilgileri kendi partisinin grup konuşmasında açıklamaktan çekinmiyordu. Bunu duyan Osman Bölükbaşı, “Savcılıktaki gizli dosyayı partisinin grup toplantısında okuyan, hukuk devleti başkanı olamaz” diye bağırıyordu.

1954 seçimleri yaklaşıyordu ve Menderes MP’nin başına “bir kaza gelebileceğini”ima eden konuşmalar yapıyordu. Bunu duyan Osman Bölükbaşı yine sesini yükseltti ve “Diktatör! Ha şöyle, kararını açıkla!” diye bağırdı. Aynı günün gecesi, Ankara Sulh Ceza Mahkemesi, 1936 tarihli Cemiyetler (Dernekler) Kanunu’na göre MP’nin“tedbiren” kapatılmasına karar verdi. O zamanlar siyasi partilere Dernekler Kanunu uygulanıyordu. Sabaha kadar MP’nin ülke genelindeki 20 bin tabelası indirildi.

9 Temmuz 1953 günü Menderes şöyle konuşuyordu: “Bu memlekete bu partinin hayrı yoksa elbet kapanacaktır. Eğer bu memleketin fenalığına çalışıyor, gizli komite halinde çalışıyorsa, Türk kanunları elbette onların kafalarını ezecektir…” Daha sonra Aydın’da yaptığı konuşmada da “Millet Partisi’ni Demokrat Parti kapatmadı, adalet kapattı” diyordu.

Geçici kapatılan MP, 27 Ocak 1954’te temelli kapatıldı. Dönemin etkili isimlerinden ve DP’ye de yakın duran anayasa hukukçusu Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil bir basın açıklaması yaptı ve  DP’den kurulduğu andan itibaren çok şey beklediğini, ancak DP’nin sadece 1954 seçimlerini düşünerek söylediklerinin tam tersini yaptığını belirtti ve “çok mücadele ettiğim şef rejimi bile Millet Partisi gibi 20 bin küsur şubesi olan, bir buçuk milyon vatandaşı sinesinde toplayan bir fikir ve kanaat gruplarını kapatma yoluna gitmemişti” dedi. 

MP’nin kapatılması için soruşturmayı başlatan savcı (Cemil Bengü) 1954 seçimlerinde DP’den milletvekili oldu. Kitabı bitirmek üzereyim ve daha kapsamlı bir tanıtım yazısı kaleme almayı düşünüyorum. Günümüz siyasal gelişmelerinin iz düşümü olan siyasi davranış kalıplarını o dönemde de görünce insan üzülüyor doğrusu. Hiç ibret alınmadan gidiyoruz.