Futbolun kitleleri uyuşturan afyon etkisi yaptığını yazdığımda çok kişi bunu beğendi ama beğenmeyenler olduğu gibi, beğenenler içinde de futbola birazcık ayrıcalık tanımak gerektiği anlamında tavır alanlar da oldu. Yazdığım şey muhtemelen daha önce başkaları tarafından da belirtilmiş olabilir. Esasen benim de Karl Marks’ın din için söylediğinden esinlendiğimi belirtmeme gerek yok. Sadece futbol değil, meselâ tv’deki saçma dizilerin de benzer etkiyi yaptığı kanaatindeyim.

Sanırım 90’lı yıllarda yayınlanan yabancı bir yazarın kitabının adı da “Futbol Asla Sadece Futbol Değildir” idi. Futbol ile siyaset ve değişik kültürler arasındaki bağlantıdan bahsediyordu. Bizde de “Futbol Dünyasında Soygun ve Sömürü” isimli bir kitap hatırlıyorum. Yine yerli yazarlardan birinin kitabı da “Kirli Kramponlar Futbol ve Mafya” adını taşıyordu. Futbol ile mafya arasındaki bağı görmek için bu kitapları okumaya dahi gerek yok. Medyayı yakından izleyenler bunu fark eder. Mafya liderlerinin Kulüplere başkan olmak için çaba sarf ettiklerini bu ülkede duymayan var mı bilmiyorum. Kitleler nezdinde ilgi duyulan bu Kulüplere başkan olmanın sanırım kendilerini meşrulaştırmaya yarayacağını düşünüyorlar. Ama şu bir gerçek, mafya, sistemden meşru gelir elde edemeyenlerin örgütüdür, yani gelir sahaları gayrı meşrudur. Futbol sayesinde meşruluk kazanmak istemeleri sizlere de ilginç gelmiyor mu?

Şunu özellikle ve önemle belirtmem lâzım; dostluk düzeyinde ve spor olarak kaldığı sürece her aklı başında insan gibi benim de futbola sempati ile baktığımın altını çiziyorum. Ama hepimiz biliyoruz ki, futbolun dostluk düzeyinde kalmadığı ve spor olmanın çok ötesine geçtiği bir hakikat. Holigan denilen hastalıklı tiplerin futbol uğruna neler yaptıklarını gören gözler görüyor. Kabile zihniyetine karşı olduğunu zanneden bu aşırıların kavgasının bir aşiret kavgasından ne farkı var?

Yeni nesiller belki bilmez; bizim futbol tarihimizde bir kara leke olan Kayseri – Sivas kavgası olmuştur. 1967 yılında bu iki takımın Kayseri’deki maçında 43 kişi öldü! Olaylar maçın çok dışına çıktı, araçlar, esnaflar saldırıya uğradı. Bu iki takım beş yıl boyunca aynı ligde bulundurulmadı. 1969’da Tarsus İdman Yurdu ile Kırıkkalespor arasındaki maçta 4 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı. Başka olaylar da var. Başka ülkelerde de benzer olaylar oluyor. Bu olaylar da gösteriyor ki, futbol bir spor olmaktan çıkmış.

Futbolcular için ödenen astronomik ücretler sizleri hiç düşündürmüyor mu?  Bu ücret ne için veriliyor? Bu kişilerin insanlığa katkısı nedir? Büyük paralar üzerinden sahnelenen bu oyunların arka planındaki kirli ilişkiler nelerdir? Bu soruları sormamız gerekmez mi?

İçinde mafyanın, ticaretin ve siyasetin de olduğu bir endüstri haline gelen futbolun figüranları da stadları dolduran sokaktaki sıradan insandır. Bu figüranlar dün Adana ve Giresun sokaklarını inlettiler! Neden? Bu iki takım Süper Lig’e çıkmışlar! Çocukluğumdan bu yana 50 yıldır gazete okurum, ama bu gazetelerin spor sayfalarına baktığımı söyleyemem. Ya da çok az bakmışımdır. Bu nedenle Süper Lig’in ne olduğunu da açık söylemem gerekirse tam olarak bilmiyorum. Bu da benim cahilliğim. Ama pandemi döneminde ve de sokağa çıkmak yasak iken, maskeyi de mesafeyi de unutarak caddelerde tepinen bu arkadaşların davranışının sağlıklı olduğu söylenebilir mi? Eminim bunların içinde, falanca siyasi partinin lebalep kongrelerini eleştirenler de vardır.

Tekrar ediyorum; dostluk ve spor düzeyinde kaldığı sürece futbola hiçbir itirazım yok. Ama futbol üzerinden oluşmuş kirli endüstrinin figüranı iseniz bilin ki, farkında olmadan kanınızda dolaşmaya başlayan uyuşturucunun verdiği hoşnutluğa kapılmışsınız demektir.