Demokrasinin vazgeçilmez unsurları olarak kabul edilen siyasal partiler doğal olarak da  yönetimdeki meşruluk alanında faaliyet gösterirler. Esasen siyasal partilerin meşruiyet alanının aktörleri olduğunu vurgulamaya dahi gerek yok. Ancak sistemden gayrimeşru gelir elde edenlerin örgütü olan mafyanın konumunu ve siyasal partilerle olan dansını iyi vurgulayabilmek için partilerin meşruluğuna değinme ihtiyacı duyuyoruz. Mafyanın siyasal parti ile dansı, gayrimeşrunun meşru alana sarkması ya da sarkmaya çalışması anlamına gelir. Şüphesiz mafyanın meşruiyet araması sadece siyasal partilerle temasta değil, başkalarıyla temasta da görülür. Örneğin iş insanlarıyla, bir kısım derneklerle ve özellikle de spor kulüpleriyle olan bağlantıları zaman zaman kamuoyuna yansımaktadır.

Siyasal partilerin önde görünenleri, belki isteyerek, belki istemeyerek mafya lideri denilen kişilerle yan yana gelebilmektedir. Bizim siyasal tarihimizde bunun örnekleri biliniyor. Arzu edilen şey, siyasal partilerimizin bu tür yasa dışı örgütlenmelerden uzak durması ve bunlarla yasal mücadelesini yapmasıdır.

Mafyanın partilere yaklaşmasının nedeni, tahmin edileceği gibi kendi çıkarını maksimize etmek ve bunu gerçekleştirebilmektir. Amaç bu olunca da öncelikli tercihi iktidar partisi ya da iktidar ortağı olan parti olacaktır. Nitekim son günlerde gündeme düşen mafyatik öykülerin bir yanında da ya iktidar partisini ya da ortağını görüyoruz. Görünen böyle olmakla birlikte, muhalefet partileri kendilerini sütten çıkmış ak kaşık olarak görmesinler. Unutulmasın ki, muhalefet partileri kısmen de olsa yerel iktidarlar konumundadır. Yerel iktidarlar yani belediyeler mafyanın ilgi alanının dışında değildir. Rantın olduğu yere mafyanın ilgi göstermemiş olmasını düşünmek saflıktır.

Durum böyle olunca, elbette ki, öncelikli ve kuvvetli eleştirimizin hedefi iktidar partisi ve onun ortaklarıdır. Zaten son günlerin gündem oluşturan mafya liderinin / liderlerinin öykülerinde iktidar partisi ile ilgili çok ciddi iddialar var. Tecavüzden cinayete, tehditten kemik kırmaya, uyuşturucudan mülkiyete el koymaya kadar uzanan hayli çeşitli, renkli ve bir o kadar da zorbalık öyküleri bunlar. İktidarın küçük ortağı zaten bu konuda büyük ortağı zorlayarak af kanunu dahi çıkartmıştı.

Yeri gelmişken belirtelim ki, hatırı için af kanunu çıkartılan kişi ya da kişilerin mafyözlüğünü kamufle etmenin bir yolu da bu kişileri vatan, millet sakarya edebiyatı ile süsleyerek şirin ve kahraman göstermektir. Bu “kahramanlar”ın ne zaman ne yapacakları belli olmaz. Bugün yanında olan yarın karşında olabilir. Nitekim son günlerde bunun örneğini görüyoruz. Dün iktidar için kan akıtmaktan bahsedenler, şimdi farklı şarkılar söylüyor. Küçük ortağın yanında olan ise bir zamanlar kimlere ne tehditler savurmuştu! Muhalefetin yerel iktidarlarında yerel mafyalarla dansı çok göze batmasa da yakın çevredekiler bunun farkında! Demem o ki, eleştirimizin kapsamında sadece iktidar değil muhalefet de var!

Demokrasinin  kalitesi yüksek olursa, yönetim şeffaf ve hesap verir durumdaysa, suçlular cezasını çekiyorsa, hukuk gayet güzel işliyorsa orada mafya fazla  barınamaz. Ama bürokrasi yurttaşlara zorluk çıkarıyorsa, hak sahipleri hakkına hukuk yoluyla geç ulaşıyorsa ya da hiç ulaşamıyorsa, suçlular cezasını çekmiyorsa, bilin ki o iklimde mafya kolayca boy gösterir. Hatta merkez ve yerel iktidarın aktörleri bu tiplerle ortaklık dahi kurar. Sonuç olarak bu konunun çözümü de iyi işleyen bir hukuktan geçiyor.