Abdulkadir KAÇAR

Tarih: 25.01.2026 09:06

AFAD‘ın Bendeki gerçek serüveni...

Facebook Twitter Linked-in

Kuruköprüdeki FOTOSKOP´tan 12,5.tl ye aldığım JÜPİTEL marka 6x6 fotoğraf makinesiyle ilk fotoğraflarımı çekmeye başladım...

Açık havada125x11, kapalı havada 125x5.6 şeklinde fotoğrafa çekmemi anlattı oradaki satıcı ağabey…

Adana da o dönemlerde fotoğraf sadece usta çırak ilişkisiyle yıllar süren bir uygulamadan sonra öğrenilebiliyordu… 

Ve fotoğraf 1x1 metre karelik karanlık odada, göz gözü görmeyen kırmızı bir ışık altında yapılıyordu… 

Öyle ki fotoğraf bir santim bile burnunu uzatıp dışarı çıkamıyordu... 

Çünkü o yıllarda adana da sayıları bu gün bile belli olmayacak şekilde 100’e yakın fotoğrafçı bu işten geçimini sağlıyor, ekmek yiyordu, karanlık odada yapıldığı için tam bir sırdı, o sırra ulaşmak için bir ustanın yanında yıllar süren önce çıraklık, sonra kalfalık yapmak gerekiyordu…

Tamamen orta çağ anlayışında sır olarak yapılan fotoğrafçılık en ilkel biçimde uygulanıyordu... 

Tamamen usta çırak ilişkisiyle; yıllar sonunda öğreniliyordu; usta izin vermese de kalfa yeni dükkân açamıyordu…

1970’ li yıllarda kurallara uymayan meslektaşlarını dernek yöneticileri hâkim, savcı cüppesi giyerek üyelerini yargılıyordu… 

Daha sonra bu uygulamanın yasalara uygun olmadığı konusunda vilayetten uyarı geldiği için iptal edildi…

Yani fotoğraf isimli SIR hala kapalı kapılar arkasında, karanlık odalarda usta çırak ilişkisiyle yeterli bilgi ve tekniğe sahip olunamadan, ilkel biçimde yapılıyordu…

-GÖR YAP... AMA BU SIRRI KİMSEYE ÖĞRETME... BU MESLEKTEN EKMEK YE, PARA KAZAN, BU İŞİ SADECE SEN BİL,  EN YAKINLARINA BİLE FOTOGRAFIN NASIL YAPILDIĞINI GÖSTERME ANLATMA, ÖĞRETME… 

Fotoğraf dükkân sahipleri karanlık odalarına bırakın vatandaşı girdirmeyi, çıraklarının yakınlarına bile girmeleri yasaktı...  

Cezası mı anında hemen işten kovulmak aç bırakılmaktı... 1970 li yılların başı...  

Ben jüpitel marka makinemle genellikle aile fotoğrafları çekiyor, Kuruköprü semtindeki FOTOSKOP a tabettiriyordum...

Fotoğrafın nasıl yapıldığını görebilmek için (ortaokul öğrencisi olarak benim fotoğraflarımın kenarlarını tırtıklı kesen, benimle hemen aynı yaşta olan oradaki kalfaya yalvarıyordum... 

-Ne olur beni karanlık odaya al, nasıl yapıldığını göster)diyordum, o da ustalarından aldığı talimata göre davranıyordu;

-Hayır... Olmaz... Sen beni kovduracak mısın, önce döverler sonra da kovarlar diye ısrarla fotoğrafın yapıldığı karanlık odanın kapısına bile yaklaştırmıyordu...

Sürekli fotoğraf ürettiğim için bir günde makinemden çıkarttığım filmi Doğumevi Caddesindeki FOTO KOZA’ ya götürdüm...  

Birkaç defa aynı şekilde fotoğraflarımı tabettirince, işyeri sahibi Esat Tangüler ağabeyin dikkatini çekmiştim… 

İşyeri sahibi akıllı meslektaşlarından farklı biçimde iletişime ve yeniliklere oldukça açıktı…

Hatta yeşil çamda bazı film çekme deneyimleri olan akıllı, araştırmayı seven, gençlere değer veren birisiydi... 

Bir süre sonra beni bir müşteri gibi değil, bu işe ilgi duyan bir fotoğraf gönüllüsü olarak gördü...  

Saatlerce sohbet ediyorduk, samimi olmuştuk, ama her gittiğimde de fotoğraf nasıl yapılır soruma bir türlü yanıt alamıyordum… 

Saatlerce bu konuyu acaba bana öğretir mi? Karanlık odasının sırrını bana gösterir mi diye düşünüyordum…

Aylar, yıllar geçti, artık güven vermiştim çok samimi olmuştuk artık…

Bir gün şöyle sitem ettim;

-Abi fotoğrafın nasıl yapıldığını görüp öğrenmek istiyorum ama karanlık odasına beni kimse girdirmiyor...  

Çok merak ediyorum deyince dükkân sahibi Esat Tangüler ağabey bir gün;

-Gel o zaman hemen yukarıda karanlık odada seninle fotoğraf basalım nasıl yapılıyormuş gör dedi...

Bundan daha çok büyük mutlu olduğumu anı hatırlamıyorum... 

Aman nasıl seviniyorum, içimden de;

-Dilerim fikrini değiştirmez, dilerim sözlerinden caymaz diye içimden dakikalarca, belki de bir saati aşan şekilde 

dua ediyordum... 

Karanlık odayı o sihirli fotoğrafın nasıl oluştuğunu, nasıl yapıldığını göreceğim... Fotoğrafın sırrını orada o karanlık oda da çözecektim, en azından görecektim…

Mevsim yaz, hava sıcaklığı 40 dereceden fazla Esat Tangüler ağabeyle odaya çıktık, 1x1 metrekarelik zindan gibi bir oda, küçük kırmızı bir ışık yanıyordu… 

İki kişinin zor ayakta durduğu dar bir karanlıkta, önce agrandizöre filmli yerleştirdi, negatif görüntüyü aşağı koyduğu karta düşürdü, ışığı kapatıp açtı, bir iki defa daha aynı işlemi yaptı…

Ama sıcak havanın buram buram terlettiği, klima ya da vantilatörün asla olmadığı 1x1 metrekarelik odada kırmızı kör bir ışık yanıyordu, insanların birbirini görmesi bile olanaksızdı… 

Kırmızı ışığın altında 25x15 çapında üç küçük su küveti duruyordu… 

Kartı daha sonra ışığın altından alıp birinci banyoda birkaç dakika çevirdi, sonra ikinci küvete koydu, en sonra üçüncü küvette bekletti… 

Ve siyah beyaz fotoğraf sanki sihirli biçimde oluştu, adeta nefes almadan tüm süreçleri, agrandizörü, banyoları, kartları falan dikkatlice zihnime kayıt ettim, .

Fotoğraf baskısı ve banyosu bitince, karanlık odadan aşağıya indik...  

Esat Tangüler ağabey benim bu işlere meraklı olduğumu anlamış olduğu için, o yıllarda yayınlanan Türkiye nin ilk fotograf dergisi olan YENİ FOTOGRAF Dergisinin 3 ya da 4.sayısını bana verdi...

-Sen akıllı çocuksun bu konuda çok şeyler başaracaksın... 

Akıllı insansın, görüyorum ki çok meraklısın, ileride bana teşekkür edeceksin… 

Şimdi söyleyeceklerimi çok iyi dinle,  Atatürk Caddesindeki Sular Semtinde Tahir İlba apartmanının zemin katında İstanbul’dan gelen, STÜDYO -75 i açan Mehmet Baltacı Bey var... 

O metre kareliuk fotoğraflar yapıyor... Hemen git yanına, benim selam ve saygılarımı ilet sana yardımcı olacaktır dedi…

Mehmet Baltacı Abi nin işyerine koşarak değil belki de uçarak geldim... Son derece kibar, İstanbul beyefendisi, mavi gözlü, güleç yüzlü, yeniliklere açık, öğretme merakıyla dolu olan pozitif bir insandı…

O sırada arka odada fotoğraf basıyormuş, hemen beni karanlık odasına davet etti, o sırada büyük ve metrelik kartlara baskı yapıyordu….

Karanlık odası neredeyse 50 metre kare ve oda büyüklüğündeydi... 

Kırmızı ışıkla değil odayı aydınlatan diğer büyük ampuller gibi sarı ışıkla, sanki gündüzmüşçesine fotoğrafları basıyordu... Kartları daha büyük, banyo küvetleri metre kareler şeklinde büyüktü… 

Bir gün içinde benim fotoğraftaki ikinci kez tanışma ve hayatımdaki unutamayacağım kilometre taşım oldu... 

Hatay Erzinli olan Mehmet Baltacı abi; samimiyetimiz gittikçe arttı, artık orada gözlemler yapan bir amatör fotoğrafçıydım, 

-Stüdyosunu, yıllarca karanlık odasını bana açtı, yaptıklarını cömertçe anlatarak fotoğrafları birlikte bastık...

-Adana tarihinde ilk kez metrelik fotografları birlikte bastık...

-Film üzerinde yazan teknik anlatımların ne anlama geldiğini, çeşitli tiplerini anlattı... 

DİN – ASA nedir anlattı... 

Kartların türlerini anlattı... 

Adana da sadece kendisi slâyt çekiyor İstanbul da banyo yaptırıyordu...  

Slâytları anlattı... 

Fotoğraf makinesinin ve objektiflerin üzerlerindeki tüm değerlerin hangi anlama geldiğini anlattı...  

Fotoğrafın tarihçesini anlattı...

(Yıllarca Adana da bu işten para kazanan, ev geçindiren, meslek edinerek zengin olan o dönem dükkânları bulunan fotoğrafçıların hiç birisi bu teknik bilgileri bilmiyordu; nedenle Mehmet baltacı ağabeye inanılmaz saygı duyuyorlardı… Onun stüdyosuna gelip çalışmalarını gizliden öğrenmeye çalışıyorlardı) 

O da meslekte gerçekten gerekli tüm donanıma sahip olduğu sahip olduğu hiçbir bilgisini asla kimseden saklamadı; ne biliyorsa benimle de sınırsızca paylaştı... Stüdyo 75 ı yıllarda fotoğrafı öğreten bir okul olmuştu… 

Zaten işyerinde metrelik siyah beyaz fotoğraflar, dünya fotoğraf ustaların eserlerinin yer aldığı sayısız sanat dergileri vardı… 

Bir bilgi hazinesinin içine girmiştim…

Yıllarca birlikte çok güzel çalışmalar yaptık...  

Sayısız foto safarilere benim otomobilimle gittik…  

Fotoğrafın karanlık odadan çıkartılması gerektiğine inanıyordum... 

Fotoğraf yapmayı SIR gibi saklayan, yıllarca beni karanlık odalarına sokmayanlara karşı bu çağdaş sanatı tüm insanların öğrenmesi gerektiğine inanıyordum... 

Çağın bu muhteşem sanatı mutlaka karanlık odadan çıkmalıdır, herkes öğrenmelidir diyordum… 

Yıllarca ayalarca ısrarla ama sürekli şöyle diyordum;

-Mehmet Abi dernek kuralım... İnsanlara bu işi öğretelim... Fotoğrafı sadece karanlık odalarda yapılan usta-çırak ilişkisiyle doğru yanlış bilgilerle gerçekleştirilen sır olmaktan çıkartmamız gerekir…

Emin olun bu fikri ilk ortaya atan yıllarca da peşini bırakmadan takip eden ve tek kişi ben oldum... 

Bu konuyu defalarca kendisine anlattım, dilek ve temenni olarak söyledikçe söyledim, ısrar ettikçe ettim, 

Sağ olsun, akılcı, uygar, cömert ve iyi bir fotoğraf ustası olan Baltacı Abi benim bu söylediklerimi harfiyen uyguladı...

Stüdyo 75 adından da anlaşılacağı gibi 1975 tarihinde açılmıştı… 

Mehmet Baltacı ağabeyde kendini endüstriyel fotoğrafçı olarak anlatıyordu… Sanayi bölgelerinde slaytlarını çekip İstanbul a gönderip banyo yaptırıyordu…

O yıllarda Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olan Erdoğan Varol, 1979 da “YARATICI GÜCÜ TEŞVİK...” yarışması altında bir fotoğraf yarışması düzenledi... 

Ben o yarışmada 30x40 cm siyah beyaz fotoğrafımla teşvik ödülü almıştım… 

Aynı yarışmada o yıllara kadar birbirini tanımayan diş hekimi Sina coşkun, ustamız Mehmet Baltacı abinin fotoğrafı da mansiyon aldı... 

Sefa Ulukan da o yarışmaya katılmıştı...

Afad‘ın çekirdeği böyle oluştu...  

Yasal işlemleri 1979 da tamamlandığı için;

ADANA FOTOĞRAF AMATÖRLERİ DERNEĞİ kuruluş tarihi o yıl olarak biliniyor… 

Oysa 1975 te temeli atılmıştı sonra Özgen Özgenal, Tuncay Uğurel, Beyazıt Özgür, Mekin Nadirler, Haluk Benker(yıllar sonra) Afad a katıldılar...

Bu gün dünya çapında bir dernek olan Afad ın kurucu ve bir numaralı üyesi olmaktan büyük onur duyuyorum...

Bu gün(2026’ da 47.kuruluş yılını kutlayan, AFAD’ ‘ımızı yürekten kutluyorum… Adana’dan dünyaya açılan bu evrensel penceremizin sonsuza kadar yaşamasını tüm dünya ışıklar yaymaya devam etmesini gönülden diliyorum… Bu güne kadar görev yapan ve bundan sonra da görev yapacak tüm kardeşlerime teşekkür ediyor selam ve saygılarımı sunuyorum…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —